<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>FELSEFİK.COM</title>
	<atom:link href="http://www.felsefik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.felsefik.com</link>
	<description>burda felsefik kelimesinin doğruluğunu tartışmıyoruz</description>
	<pubDate>Tue, 25 May 2010 01:17:09 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>IT&#8217;S THE FIRST DAY OF REST OF MY LIFE</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/its-the-first-day-of-rest-of-my-life/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/its-the-first-day-of-rest-of-my-life/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 09:59:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=293</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar çeşit çeşittir. Her insan ayrı bir dünyadır derler ya, yalan! Onun aslı her kadının farklı olduğu ve farklı dünyaları olduğudur. Erkeklerse çok fazla tipik özellik taşır. Bu bir dezavantaj veya aşağılanma olarak görülmemeli. Bu, kadınların şansıdır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span lang="TR">İnsanlar çeşit çeşittir. Her insan ayrı bir dünyadır derler ya, yalan! Onun aslı her kadının farklı olduğu ve farklı dünyaları olduğudur. Erkeklerse çok fazla tipik özellik taşır. Bu bir dezavantaj veya aşağılanma olarak görülmemeli. Bu, kadınların şansıdır.<span id="more-293"></span></span></p>
<p>Erkekler, kadının neye tepki vereceğini önceden bilemezler. Sadece tahminde bulunurlar. Kadınlar ise, erkeğin her adımını bilir. Bu noktada, kadınlar salaktır. Her ne kadar çoğunlukla, erkekler tarafından oldukça zeki varlıklar olarak tanımlansa da kadınların büyük bölümü salaktır. Bunun sebebi &#8216;baba&#8217;ya bağlanabilir ancak; her zaman geçerli değildir. Mükemmel bir ailesi olan bir kadın da aynı salaklığı yapabilme kapasitesine sahiptir (mükemmel bir aile yoktur elbetteki, bu şartlardaki en iyi aileye mükemmel sıfatını yüklüyoruz.).</p>
<p>Kadınlar anlayış bekler. İnsan bazında bakarsak, Kendini anlayamamış bir insanın başka bir insan tarafından anlaşılması oldukça güçtür. Fakat kadınların muhteşem hayal gücü burada devreye girer. Yeni tanıdığı ve hoşlandığı her erkeğin onu anlayabileceğini, bitmez tükenmez yanlış anlaşılmalarının, yine erkekler tarafından aşağılanmasının, kırıldığı her noktanın o erkek tarafından telafi edileceğini düşünür. Bunu yapmıyorsa, gerçekten oldukça çok &#8220;şey&#8221;i baskı altındadır.</p>
<p>Bunu yapmadığını söyleyen kadınlar var (bu bir paragraf başı cümlesi olmamalıydı Tdk&#8217;ya göre.). Kendini olabildiğince özgür- her anlamda -hissettiğini söyleyecek kadınlar olcaktır. Bu şeraitte dahi yalan söyledikleri aşikardır (kendilerine bile). Çünkü her kadın - ne yaparsa yapsın - (hatta eski sevgilisinin yeni sevgilisini camdan atsın) şefkat görmeyi hakettiğini söyler.Bu durumda da varlığını erkek üzerine kurgulamaya devam eder. Her ne kadar klişe olursa olsun- evet varlığını erkek üzerine kurgular. özgürlüğü, tutsaklığı, iktidarı, muhalefeti hepsi erkek üzerindendir. Sanırım bu kadınların yüzhyıllık bilinçaltından kaynaklanıyor.</p>
<p>Bu durumda yapılacak şey -bence- öncelikle kadınların vaziyetinin erkeklerin kaburga kemiği olmasından ibaret olduğunu kabul etmesidir. Eğer ki bir gerçek bir özgürlük isteniyorsa bunu kabullenmekle başlamalı. Sonrasında adım adım kendi özerliklerine doğru ilerlemeleri gerekiyor. Özgürlük mü? En az bir yüzyıl var (iyimser bir insanım.).</p>
<p>Not: Duygusal bir bağımsızlık tamamen kadınların kendi bilinçaltlarından kurtulmalarıyla kadınların elinde olan bir şeydir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/its-the-first-day-of-rest-of-my-life/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HAMDİ BEY&#8217;İN TEKLİFİ NERDE?</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hamdi-beyin-teklifi-nerde/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hamdi-beyin-teklifi-nerde/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 21:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Yaşarken yaşarken bir gün hiç olmayacak bir şey oluverir. Nasıl oluyorsa, en çok yara aldığın yeri bulur; tak, bıçağı geçirir. Işin kötüsü farkında değildir, uyku sersemidir. Uykusunda adam yaralayan kişiye yaptığının yanlış olduğunu nasıl anlatırsın?
Denersin, anladığını söyler. Anlamaz ki&#8230; belki de sadece geçiştirir. Sonra tekrar uykusu gelir, uyuyalım artık der. O uyur, sen sabaha kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;">Yaşarken yaşarken bir gün hiç olmayacak bir şey oluverir. Nasıl oluyorsa, en çok yara aldığın yeri bulur; tak, bıçağı geçirir. Işin kötüsü farkında değildir, uyku sersemidir. Uykusunda adam yaralayan kişiye yaptığının yanlış olduğunu nasıl anlatırsın?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Denersin, anladığını söyler. Anlamaz ki&#8230; belki de sadece geçiştirir. Sonra tekrar uykusu gelir, uyuyalım artık der. O uyur, sen sabaha kadar kendinle hesaplaşırsın.<span id="more-287"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Nasıl olur da tekrar tekrar aynı salaklığı yapar insan? O&#8217;nu diğerlerinden farklı yapan ne ki? Halbuki hepsi gözünü kapadığın anda kabus oluverirler.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Daha da kötüsü, bazen azımsarsın O&#8217;nu. Azımsarsın, çünkü vardır. Ama O seni hiç azımsamaz. Yapabileceğin iyilikleri ve de kötülükleri tahmin etmeye bile tenezzül etmez. Sense bir savunma mekanizması hızıyla &#8220;ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın!&#8221; diye defansif oynamaya başlamışsındır bile. Korkudan ödün patlar, sana yapabileceklerini düşünerek bir an onun şerrinden tanrıya bile sığınmak isteyebilirsin. Belli etmeyeceksin ya, yüzünden akan boncuk boncuk terleri yok sayarak cesur yüreği oynamaya kalkarsın.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">O, bu arada çok uzaklardadır. Sen, sana baktığını zannedersin ama arkandaki ufuk çizgisine bakmaktadır O. Sen saydam bir maddeye dönüşmüşsündür. Göremediği için yok sayar. Bazen dokunursa veya kokunu alırsa varsındır. Elini çektiği anda zerren kalmaz yeryüzünde. Bir gün tadını kokunu tamamen unutmasından korkarsın. Varlığını tamamen onun üstüne kurguladığından anında kaybolursun. Bu sırada O, sigarasının yarısına gelmiştir. Ve sen ufuk çizgisinde kaybolmuşsundur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hamdi-beyin-teklifi-nerde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>EDİTÖRÜN  BANKA  HESABINDAKİ  YANLISLIK</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/editorun-banka-hesabindaki-yanlislik/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/editorun-banka-hesabindaki-yanlislik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 22:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sdrfsd</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[aklıma
matbaalar geldi
su insanı yutan
duyguları yutan
makinelesen
bi şeylerin warsa yokeden
cıkargıgı sesler
toplamda bi fiyasko belkide
bazen işe yaradıgıda olur
bazen
bişeyleri anlatmaya calısanlar
müzeler
aşk hikayeleri
en korkuncuda şiirler
birine yazılıp
mattbanın yuttugu şiirler
we kusar kagıdın üzerine herseyini
ikinci bi sansın !:
yoktur
işler yolundamı diye bakarken
birileri
belkide biraz mutluluk katabilrdik
kimin umrunda diyip cıkmak daha basit
kolayı sewenler için
ama sonucta bu bi aşk
toplamda
içinde herseyden bi parca olan
iyi weya kötü
okununca gülümsetiyorsa
işe yarar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>aklıma<br />
matbaalar geldi<br />
su insanı yutan<br />
duyguları yutan<br />
makinelesen<br />
bi şeylerin warsa yokeden<br />
cıkargıgı sesler<span id="more-276"></span><br />
toplamda bi fiyasko belkide<br />
bazen işe yaradıgıda olur<br />
bazen<br />
bişeyleri anlatmaya calısanlar<br />
müzeler<br />
aşk hikayeleri<br />
en korkuncuda şiirler<br />
birine yazılıp<br />
mattbanın yuttugu şiirler<br />
we kusar kagıdın üzerine herseyini</p>
<p>ikinci bi sansın !:<br />
yoktur<br />
işler yolundamı diye bakarken<br />
birileri<br />
belkide biraz mutluluk katabilrdik<br />
kimin umrunda diyip cıkmak daha basit<br />
kolayı sewenler için<br />
ama sonucta bu bi aşk<br />
toplamda<br />
içinde herseyden bi parca olan<br />
iyi weya kötü<br />
okununca gülümsetiyorsa<br />
işe yarar weya ölüme yakınlastırıyorsa<br />
iyi olanın içinde biraz umutsuzluk olmalı .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/editorun-banka-hesabindaki-yanlislik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>8213 str</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/8213-str/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/8213-str/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 22:42:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sdrfsd</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[bazen iyileşmeyen yaralarda wardır
&#8230;:
dün
&#8230;:
bi barda
&#8230;:
sabahı beklerken
&#8230;:
hayat ordaydı
&#8230;:
tüm cıplaklıgıyla
&#8230;:
ısıkların altında
&#8230;:
dans eden insanlar
&#8230;:
sex alkol kaybolus
&#8230;:
sonra
&#8230;:
daha garanti bi hayatı olnlar cıkıp gitti
&#8230;:
cebinde parası olanlar
&#8230;:
ortalama bi yasamı olanlar
&#8230;:
bi ew bi kadın weya bi kedi
&#8230;:
ısıklar yandıgında
&#8230;:
gercek
&#8230;:
gercek ordaydı
&#8230;:
kaybedenler
&#8230;:
son parayla satın alınmıs
&#8230;:
içkiler
&#8230;:
bos gözlerle bakmaktan baska bişey gelmiyordu kimsenin ellerinden
&#8230;:
bi zamanlar
&#8230;:
onlarında kadınları
&#8230;:
erkekleri bi HAYAT ları wardı
GERCEK olan
&#8230;:
bi anda ısıklar yandıgında kaswet aydınlandı
&#8230;:
kaybedenlerin güneşiyle
&#8230;:
sonsuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bazen iyileşmeyen yaralarda wardır<br />
&#8230;:<br />
dün<br />
&#8230;:<br />
bi barda<br />
&#8230;:<br />
sabahı beklerken<br />
&#8230;:<br />
hayat ordaydı<br />
&#8230;:<span id="more-270"></span><br />
tüm cıplaklıgıyla<br />
&#8230;:<br />
ısıkların altında<br />
&#8230;:<br />
dans eden insanlar<br />
&#8230;:<br />
sex alkol kaybolus<br />
&#8230;:<br />
sonra<br />
&#8230;:<br />
daha garanti bi hayatı olnlar cıkıp gitti<br />
&#8230;:<br />
cebinde parası olanlar<br />
&#8230;:<br />
ortalama bi yasamı olanlar<br />
&#8230;:<br />
bi ew bi kadın weya bi kedi<br />
&#8230;:<br />
ısıklar yandıgında<br />
&#8230;:<br />
gercek<br />
&#8230;:<br />
gercek ordaydı<br />
&#8230;:<br />
kaybedenler<br />
&#8230;:<br />
son parayla satın alınmıs<br />
&#8230;:<br />
içkiler<br />
&#8230;:<br />
bos gözlerle bakmaktan baska bişey gelmiyordu kimsenin ellerinden<br />
&#8230;:<br />
bi zamanlar<br />
&#8230;:<br />
onlarında kadınları<br />
&#8230;:<br />
erkekleri bi HAYAT ları wardı<br />
GERCEK olan<br />
&#8230;:<br />
bi anda ısıklar yandıgında kaswet aydınlandı<br />
&#8230;:<br />
kaybedenlerin güneşiyle<br />
&#8230;:<br />
sonsuz ucurumlar<br />
&#8230;:<br />
dısarda ucuz sarhoş sendeleyen bi yagmur<br />
&#8230;:<br />
içerde ucurumlar<br />
&#8230;:<br />
cıplaklıgıyla<br />
&#8230;:<br />
tüm<br />
&#8230;:<br />
eski bi tanıdıga ısmarlanmıs bi içki<br />
&#8230;:<br />
gelecekten konusurken<br />
&#8230;:<br />
unutus için toplam da olanları<br />
&#8230;:<br />
tuhaf bi karmasa<br />
&#8230;:<br />
yeni bi yıda tanrı yine yanlız bırakmıstı ordakileri<br />
&#8230;:<br />
kimileri<br />
&#8230;:<br />
şükrederken<br />
&#8230;:<br />
herkesin bi hikayesi wardı<br />
&#8230;:<br />
ucuz epik<br />
&#8230;:<br />
bütn gece konusmadan<br />
&#8230;:<br />
bardagına bakan adam<br />
&#8230;:<br />
uyuyacak bi yer düşleyen bi siyah<br />
&#8230;:<br />
kaybetmeye alısmaya baslayan<br />
&#8230;:<br />
yenii umutsuzlar<br />
&#8230;:<br />
barın sahibi<br />
&#8230;:<br />
bütün bu yokulus sahnesi tasarlamanın<br />
&#8230;:<br />
hafifliginde<br />
&#8230;:<br />
gecenin hesabını yaparken<br />
&#8230;:<br />
hissiz uyusmanın bile<br />
&#8230;:<br />
farkınada olamayacak kadar<br />
&#8230;:<br />
kaybedenler ordusu<br />
&#8230;:<br />
ısıklar yanıp<br />
&#8230;:<br />
maskeler düşünce<br />
&#8230;:<br />
cıldırıcasına bi kör olma istegi<br />
&#8230;:<br />
sonra umut we ask<br />
&#8230;:<br />
uyurken<br />
&#8230;:<br />
müzigin tınısında<br />
&#8230;:<br />
warolmayan bi kadına sarhosluklar<br />
&#8230;:<br />
armagan ederken<br />
&#8230;:<br />
yeni kaybedişlere<br />
&#8230;:<br />
dogru<br />
&#8230;:<br />
bazıları o kadar gercektiki<br />
&#8230;:<br />
uyumayı düşündüler belki<br />
&#8230;:<br />
biran önce<br />
&#8230;:<br />
toplamda<br />
&#8230;:<br />
hiçlik<br />
&#8230;:<br />
ucurumları dolduran<br />
&#8230;:<br />
koyu bi hiçlik,<br />
&#8230;:<br />
bi yerde birileri ölüp birileri dogarken<br />
&#8230;:<br />
dewinimi hiç durmaksın bi makina gbi<br />
&#8230;:<br />
cıkıp gitmekden baska bişey yokken<br />
&#8230;:<br />
düş gören deliler<br />
&#8230;:<br />
elini uzatan düşlere<br />
&#8230;:<br />
sokaga cıkıp<br />
&#8230;:<br />
yürümekten baska bişey gelmedi elimden<br />
&#8230;:<br />
zaman gibi erirken<br />
&#8230;:<br />
ersey<br />
&#8230;:<br />
sansımı son bi kere denemem gerektigi düşüncesi aklımda<br />
&#8230;:<br />
galiba aşk<br />
&#8230;:<br />
yarı saydam<br />
&#8230;:<br />
bi gercege dogru<br />
&#8230;:<br />
atılan<br />
&#8230;:<br />
sewişmeeleri<br />
&#8230;:<br />
düşlerken<br />
&#8230;:<br />
üzerinde adı yazan bi<br />
&#8230;:<br />
mektup<br />
&#8230;:<br />
içinde bi yerlerde sıkısan<br />
&#8230;:<br />
cılızlasırken<br />
&#8230;:<br />
umutlar<br />
&#8230;:<br />
toplam bi paranoya<br />
&#8230;:<br />
hersey<br />
&#8230;:<br />
ne kadar deliysen<br />
&#8230;:<br />
o kadar saygı görürsün &#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/8213-str/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sikiim III</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-iii/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-iii/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 23:10:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lucky_soul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Efkarım o biçim
Kaldırın atın beni
Acıyor şu içim
Atmadan verinde bi cigara içim
Vermeseniz topunuzu sikiim
Demiş ki sivilceliymişim
Aman aman sivilcelerimi sikiim
Saçlarımda turuncuymuş benim
Şeklimi sevmez misin
Bi gel de senin şeklini sikiim
Yalan sözlerini yer miyim
Dünyalık olmuş senin için
İşine gelmeyince sevmezsin,
İşine gelenledir işin
Ben senin içini sikiim
İçin der biriz diye
Dışın der sen kimsin diye
Sadece yemeyi bilirsin
Yedikten sonra da siktirip gidersin
Ben senin yiyemediklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efkarım o biçim<br />
Kaldırın atın beni<br />
Acıyor şu içim<br />
Atmadan verinde bi cigara içim<span id="more-260"></span><br />
Vermeseniz topunuzu sikiim</p>
<p>Demiş ki sivilceliymişim<br />
Aman aman sivilcelerimi sikiim<br />
Saçlarımda turuncuymuş benim<br />
Şeklimi sevmez misin<br />
Bi gel de senin şeklini sikiim</p>
<p>Yalan sözlerini yer miyim<br />
Dünyalık olmuş senin için<br />
İşine gelmeyince sevmezsin,<br />
İşine gelenledir işin<br />
Ben senin içini sikiim</p>
<p>İçin der biriz diye<br />
Dışın der sen kimsin diye<br />
Sadece yemeyi bilirsin<br />
Yedikten sonra da siktirip gidersin<br />
Ben senin yiyemediklerini sikiim</p>
<p>Bol keseden atıp tutar dilin<br />
Kimbilir neler söyler için<br />
Aman aman gerçeklerini yiyiim<br />
Yalanlarını neyleyim<br />
Seninde sözlerini sikiim</p>
<p>Bitsinde son halini görelim<br />
Şekil olmuş herşeyim<br />
Şirinmişim<br />
Güzel değilmişim<br />
Seninde güzelliğini sikiim</p>
<p>Derim ki asıl şekil sensin<br />
Yoktur benim bi şeklim<br />
Şekil yapanı da yapmayanı da sikiim<br />
Vallaa çoktur sinirim<br />
Sinir yapanı da sikiim</p>
<p>Dünyalık olmuş senin işin<br />
Yalanlarına inananı sikiim<br />
Aslında evirip çevirip<br />
Beni seninle denkleştirip<br />
Bi de bizi sikiim</p>
<p>Asıl derdim kendimle<br />
Bakma sen sözlerime<br />
İçim acıyormuş kime ne<br />
Bu kadarı yetmez ise<br />
Dön bak bakalım sen bi içine</p>
<p>Ne kadar yazsam da bitmez kinim<br />
En iyisi bişey daha söyliyim<br />
Ne kadar yazsamda bitmedi kinim<br />
Ben daha neyleyim<br />
Eğer alındıysan cicim<br />
Seninde ananı sikiim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-iii/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sikiim II</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-ii/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 23:04:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lucky_soul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/sikiim-ii/</guid>
		<description><![CDATA[Efkarım o biçim
Kaldırın atın beni
Acıyor şu içim
Verinde bi cigara içim
Vermezseniz paylaşamadığınızı sikiim
Dedim ya zongalık kelebeğiyim
Ötesini sana ne söyliyim
Ne yazdığımı bilirim
Bitmek bilmedi kinim
Varlığınıza can kurban!benliğinizi sikiim
Hesapta aydınsın
Bol keseden atarsın
Sende para hesabı yaparsın
Anca rüyanda paylaşırsın
Seninde tahtanı sikiim
Sözüm ona ruhbansın
Varlığın tekliğinden
Dem çalarsın
Senden olmayanı kınarsın
Seninde ruhunu sikiim
Nerde ne olmuş hep bildin
Kim ne çevirmiş hep seyrettin
Utanmadın sakalına boncuk dizdin
Bonjor amma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efkarım o biçim<br />
Kaldırın atın beni<br />
Acıyor şu içim<br />
Verinde bi cigara içim<span id="more-255"></span><br />
Vermezseniz paylaşamadığınızı sikiim</p>
<p>Dedim ya zongalık kelebeğiyim<br />
Ötesini sana ne söyliyim<br />
Ne yazdığımı bilirim<br />
Bitmek bilmedi kinim<br />
Varlığınıza can kurban!benliğinizi sikiim</p>
<p>Hesapta aydınsın<br />
Bol keseden atarsın<br />
Sende para hesabı yaparsın<br />
Anca rüyanda paylaşırsın<br />
Seninde tahtanı sikiim</p>
<p>Sözüm ona ruhbansın<br />
Varlığın tekliğinden<br />
Dem çalarsın<br />
Senden olmayanı kınarsın<br />
Seninde ruhunu sikiim</p>
<p>Nerde ne olmuş hep bildin<br />
Kim ne çevirmiş hep seyrettin<br />
Utanmadın sakalına boncuk dizdin<br />
Bonjor amma kıyak entelsin<br />
Seninde kitabını sikiim</p>
<p>En güzel sensin<br />
90 60 90  sın çirkini ezersin<br />
Ay sen ne seksisin<br />
Düşüncenin ürünü görecedir çirkin<br />
Unuttun 7 mılyarla aynı modelsin<br />
Dur seni bide ben sikiim</p>
<p>Atomu parçalamayı bildin<br />
Plaketleri salonuna dizdin<br />
Öldürdüğün çocukları düşünmedin<br />
Amacın uğruna doğayı bitirdin<br />
Seninde yaptığın bilimi sikim</p>
<p>Dünyaya geleni uzantın bildin<br />
Yapma etme yasak ile<br />
Bilincini kirlettin<br />
Büyüyüp uymayınca reddettin<br />
Seninde ebeveynliğini sikiiim</p>
<p>Üç beş kadehten sonra sevgin<br />
Param varsa ilgin<br />
Ancak iyi günde aramayı bildin<br />
Dar zamanda nerdeydin<br />
Seninde arkadaşlığını sikiim</p>
<p>Attın egonu aydınlandın<br />
Yoga da paklandın<br />
Üç beş satır yazıp paralandın<br />
Yatakta bitmedi kendinle savaşın<br />
Seninde ışığını sikiim</p>
<p>Kaşıma gözüme geldin<br />
Dışımda neymiş içimi sevdin<br />
Hay yalanını yiyim<br />
Kafanda ki modeli istedin<br />
Senin de aşkını sikim</p>
<p>Biz başkayız dedin<br />
Senden öncekileri kötüledin<br />
Bin bir yalakalıkla oy istedin<br />
Sende koltuğa kilitlendin<br />
Seninde iktidarını sikim</p>
<p>Çocuklar bende sizdenim<br />
Bende bu sıralardan geçtim<br />
Sınıflar kalabalık sıralar daracık<br />
Siz benim dershaneye gelin<br />
Seninde öğretmenliğini sikim</p>
<p>İki bacak bi kıca rapor verdin<br />
Şark’ı torpille Etilerde bitirdin<br />
Aklın hemşirede yanlış kolu kestin<br />
Hastanede tedavisi yok muayenhaneye gelin<br />
Seninde ettiğin Hipokrat yeminini sikiim</p>
<p>Ne kadar yazsam bitmez şiirim<br />
En iyisi son bişii söyliyim<br />
Her mısrada sonsuzdur zevkim<br />
Daha size neyleyim<br />
Eğer alındıysan cicim<br />
Seninde ananı sikimmmmmmm……..</p>
<p>Zongalık kelebeği</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sikiim-ii/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sikim I</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/241/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/241/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 22:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lucky_soul</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Efkarım o biçim
Kaldırın atın beni
Acıyor şu içim
Atmadan verinde bi cigara içim
Vermeseniz götünüzü sikiim
Sormasın kimse bu da kim
İlle de soran kardeşim
Yok  benim ismim
Ben de bilmiyorum ben kimim
Soranın ceddini sikiim
Sözüm ona ben deliyim
Yalan dünyanızı yer miyim
Hiç sizle aynı rayda gider miyim
İki sihre meyleder miyim
Topunuzun kanını sikiim
Herkeste bi şekil bi cisim
Şuna bak fiyakalı katibim
Ablamda şatafat o biçim
Gezegene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efkarım o biçim<br />
Kaldırın atın beni<br />
Acıyor şu içim<br />
Atmadan verinde bi cigara içim<span id="more-241"></span><br />
Vermeseniz götünüzü sikiim</p>
<p>Sormasın kimse bu da kim<br />
İlle de soran kardeşim<br />
Yok  benim ismim<br />
Ben de bilmiyorum ben kimim<br />
Soranın ceddini sikiim</p>
<p>Sözüm ona ben deliyim<br />
Yalan dünyanızı yer miyim<br />
Hiç sizle aynı rayda gider miyim<br />
İki sihre meyleder miyim<br />
Topunuzun kanını sikiim</p>
<p>Herkeste bi şekil bi cisim<br />
Şuna bak fiyakalı katibim<br />
Ablamda şatafat o biçim<br />
Gezegene gelmiş artislik için<br />
Sülalenizin şeklini sikiim</p>
<p>ne kadar sövsem bitmez kinim<br />
durmayın birbirinizi yiyin<br />
birbirinizi kötüleyin<br />
Söyleyin bu dünya kimin<br />
Hepinizin dünyasını sikim</p>
<p>Riya olmuş işin<br />
Tüm dünyan olmuş şeklin<br />
Kurt dolmuş için<br />
Bi boka benzese bari tipin<br />
Cümlenizin suratını sikim</p>
<p>Çıkar için satarsınız babanızı bilirim<br />
Kimseye güvenemezsiniz hissederim<br />
İçiniz sikişir çünkü sizin<br />
Sözüm ona ben iftira ederim<br />
Hasılı anlayışınızı sikiim</p>
<p>Aklın sikinde vajina tek derdin<br />
Salak kızım anla kime verdin<br />
Üçkağat  kusar çatal dilin<br />
Hepinizi birbirinize ekliyip<br />
ezel ebed sıfatınızı sikim</p>
<p>savaşarak kazanmaktır emelin<br />
öldürerek yaşadığını sanmaktır yenilgin<br />
dönüp bulmaz sandın seni şerrin<br />
bak sonraki dizeye ne ekledim<br />
alayınızın hayatını sikiim</p>
<p>sözüm ona Allah der dilin<br />
kitaptan bihaber fikrin<br />
ne olduğunu bilmeden dinin<br />
sanırsın ki doğru ettin<br />
yarattığınız tanrılarınızı sikiim</p>
<p>Ne kadar yazsam bitmez şiirim<br />
En iyisi son bişii söyliyim<br />
Her mısrada sonsuzdur zevkim<br />
Daha size neyleyim<br />
Eğer alındıysan cicim<br />
Seninde ananı sikimmmmmmm……..</p>
<p>Zongalık kelebeği</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/241/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>16 MESAJ KAPASİTELİ X HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/16-mesaj-kapasiteli-x-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/16-mesaj-kapasiteli-x-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 06:36:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[    Bir saattir dönüp durduğu yataktan nihayet kalkabildi X. Yatağın karşısındaki şilteye oturdu. Bir sigara yaktı, bacaklarını kendine doğru çekti. X, dumanı üflemiyor, adeta boşaltıyordu ağzından. Tavana doğru uçan duman kümesine bakarak sordu : Hayat dediğin nedir ki? Kendi sesinden irkildi, sesinin soğukluğundan. Hayat insana ne yapabilir ki? Ne verebilir, ne kadarını götürebilir? Bir keresinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Bir saattir dönüp durduğu yataktan nihayet kalkabildi X. Yatağın karşısındaki şilteye oturdu. Bir sigara yaktı, bacaklarını kendine doğru çekti. X, dumanı üflemiyor, adeta boşaltıyordu ağzından. Tavana <span id="more-235"></span>doğru uçan duman kümesine bakarak sordu : Hayat dediğin nedir ki? Kendi sesinden irkildi, sesinin soğukluğundan. Hayat insana ne yapabilir ki? Ne verebilir, ne kadarını götürebilir? Bir keresinde on lirasını kaybetmişti. Okkalı bir küfür sallamıştı. Okuduğu okulu, yaşadığı çevreyi beğenmemişti; bu nasıl hayat diye isyan etmişti. Bir savaş haberi izlerken bir gün, adaletin bu mu dünya diye iç geçirmişti.</p>
<p>    Hayat nedir ki? Hayat, yaşam, dünya, devran, düzen&#8230; Bir gün gelir biter hepsi X için, kimse için bitmez. Veren de alan da hayat değilse ne diye istekler sıralanıp durur hayattan? Hayat denilen sadece bir süreç, ona bu kadar anlam yüklemek insanlığın işgüzarlığı olsa gerek. X kalktı yerinden, bir kez daha bundan böyle asla bir şey istemeyeceğine söz vererek. Beklentiler düşük, hayatımız standart&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/16-mesaj-kapasiteli-x-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Saplantıya Yenildiğinde</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/saplantiya-yenildiginde/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/saplantiya-yenildiginde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 21:09:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[- 4 gündür kapının önündeyim
Şarabından bir iki yudum alıp devam etti
- Evet tam dört gündür bakkaldan daha uzağa gitmedim, içerde olduğunu ve aç olduğunu biliyorum. Nenden polis çağırmıyorsun veya bağırıp çağırmıyorsun onu bilmiyorum.
Ayağa kalktı, köşeye yürüyüp pantolonunu sıyırdı ve içinde ne varsa bahçeye döktü; silmeden ayağa kalktı ve pantolonunu çekti. Şarap şişesini iyice kavradı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-<span> </span>4 gündür kapının önündeyim</p>
<p>Şarabından bir iki yudum alıp devam etti</p>
<p>-<span> </span>Evet tam dört gündür bakkaldan daha uzağa gitmedim, içerde olduğunu ve aç olduğunu biliyorum. Nenden polis çağırmıyorsun veya bağırıp çağırmıyorsun onu bilmiyorum.<span id="more-225"></span></p>
<p>Ayağa kalktı, köşeye yürüyüp pantolonunu sıyırdı ve içinde ne varsa bahçeye döktü; silmeden ayağa kalktı ve pantolonunu çekti. Şarap şişesini iyice kavradı ve derin bir yudum çekti. </p>
<p> </p>
<p>Sızması ve uyanması arasında evden çıkmış olma olasılığı umurunda değildi. Dikildi ve kapının açık olduğunu gördü. Biraz irkildi ve biraz ağladı. Gözleri kızarık içeri daldı. Salon kapısını tekmeyle açtı, yatak odasınınkini de!.. Küçük odaya daldı hızla; ordaydı.</p>
<p> </p>
<p>-<span> </span>Niye bekledin ki 4 gün.</p>
<p>-<span> </span>Senden korktuğum için.</p>
<p>-<span> </span>Ben senden korkmalıyım, evine kitli kalan benim.</p>
<p>-<span> </span>Sen beni tanırsın; ne kadar serseri olsam da sana zarar vermem.</p>
<p>-<span> </span>Sen benden niye korktun?</p>
<p>-<span> </span>Zarar veremeyeceğimi bildiğim için!</p>
<p> </p>
<p>Yanına oturdu, yüzüne bakmadı hiç gözlerini ayaklarına dikti!.. ayakkabılarını çıkarmamıştı ve üstünde biraz bok olabilirdi hatta altında da biraz bok olabilirdi!..</p>
<p> </p>
<p>-<span> </span>İçecek bir şeyler var mı?</p>
<p>-<span> </span>Alkollü mü?</p>
<p>-<span> </span>Soruma soruyla cevap verme keza onu kastettiğimi biliyorsun ve şu durumda başka ne içmeye değerdir sence?</p>
<p>-<span> </span>Yok!</p>
<p>-<span> </span>İyi, bir yere ayrılma bakkaldan alıp geleyim!..,</p>
<p>-<span> </span>İçmesen?</p>
<p>-<span> </span>Olmaz!</p>
<p> </p>
<p>Ayakkabılarını giymek için eğilmeyeceğine sevindi!.. Salonda biraz bok vardı!.. Dışarı çıktı bakkala gidip 2 şişe şarap aldı!.. Dönerken duraksayıp eve baktı, küçük bir kan seremonisi geçti gözünün önünden ve eve daldı!.. Kapı daha dar geldi, girme der gibiydi!.. Hatta dünya dar geldi bir an; sanki dünya dün daha büyüktü!.. Şaraplardan birini açıp büyük bir yudum aldı. Gözlerinde yaş izleri silinir gibiydi ve kızarıklık azalmıştı ama dünya küçülüyordu ve her şey hızlanıyordu!..</p>
<p> </p>
<p>-<span> </span>Sende ister misin?</p>
<p>-<span> </span>Evet!</p>
<p>-<span> </span>Bana içme diyorsun ama!..</p>
<p>-<span> </span>Ben senin gibi sapıtmıyorum!..</p>
<p>-<span> </span>Bende senin gibi ayık kalıp içkinin amacını saptırmıyorum!.</p>
<p> </p>
<p>Sessizce içmeye başladılar. İkisi de şişelerini bitirdiklerinde gülüp eğlenmiyorlardı, kendilerini iyi de hissetmiyorlardı ama kendilerini kötü de hissetmiyorlardı!..</p>
<p> </p>
<p>Ayağa kalkıp gitmek için hazırlandı. Bok bulaşmış ayakkabılarına baktı ve aslında çokta uzun bir hazırlık olmayacağını fark etti!.. Gözleri doldu yine ve kapıya ulaştığında açılan kapıdan giren hava gözlerinden akan yaşı derinletti!.. Bir an için hayatından neyi çıkardığını fark etti ve tereddüt etti ama adımını dışarı alelacele attı. Yolun karşına gidip bakkala girdi ve 1 şişe şarap daha aldı!..</p>
<p> </p>
<p>Yol yaklaşık 100 adımdı sonra zar zor 1 otobüsün günde 3-4 kere uğradığı bir durak vardı!.. Durağa vardığında şişesini yere bıraktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/saplantiya-yenildiginde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZGÜRLÜK ÇÖZÜMLEMESİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ozgurluk-cozumlemesi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ozgurluk-cozumlemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 19:07:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Yarım saatir kafasını dayadığı camdan uzaklaştı, tilki uykusundan uyandı. Dışarıya bir göz attı. Otobüs karanlıktı, dışarısı daha karanlık. Siyaha yakın bir yeşildi dışarısı, gökyüzü siyahga yakın lacivert. Uçuruma bakmakj ürpertti içini.
    Artık otobüsün sağ tarafından tabelaları görebilmek için bilet almıyordu. Yolları ezberlemişti – otobüsün sağ trafından. Uşak’ta olmalıydı. Yolun yarısı bitmişti. Kulağındaki ses  “ ah şu kalbim, nasıl da inandı sana” diye neşeli neşeli şarkı söylüyordu.
    Otobüs dağın içinden geçmeye devam ediyordu. Uçurum hala korkunç görünüyordu. Ama bir tarafı hoşlanıyordu bu korku halinden. Bakmaya devam etti. Özgürdü. Uçurumların kıyısından geçecek kadar özgürdü.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Yarım saatir kafasını dayadığı camdan uzaklaştı, tilki uykusundan uyandı. Dışarıya bir göz attı. Otobüs karanlıktı, dışarısı daha karanlık. Siyaha yakın bir yeşildi dışarısı, gökyüzü siyahga yakın lacivert. Uçuruma bakmak ürpertti içini.<span id="more-216"></span><br />
    Artık otobüsün sağ tarafından tabelaları görebilmek için bilet almıyordu. Yolları ezberlemişti – otobüsün sağ trafından. Uşak’ta olmalıydı. Yolun yarısı bitmişti. Kulağındaki ses  “ ah şu kalbim, nasıl da inandı sana” diye neşeli neşeli şarkı söylüyordu.<br />
    Otobüs dağın içinden geçmeye devam ediyordu. Uçurum hala korkunç görünüyordu. Ama bir tarafı hoşlanıyordu bu korku halinden. Bakmaya devam etti. Özgürdü. Uçurumların kıyısından geçecek kadar özgürdü.<br />
    Kimseye hesap vermek zorunda değildi. Kimseye en ufak bir eleştiri hakkı vermiyordu. Gecenin bir yarısı –sabah dört suları- uçurumun kenarından geçiyordu. Bir saat sonra hiç tanımadığı onlarca insanla birlikte aynı bahçede çay ve sigara içecekti. Hiçbirinden korkmuyordu.<br />
    Kendine güven duydu. Her şeyi yenebilirdi; önünde hiç kimse, hiçbir şey duramazdı.<br />
    Otobüsün içinde olduğunu hatırladı. Mevsim kıştı, otobüsün içi sıcak. İçerideki elli yolcuyu İzmir’e sağ salim ulaştırmakla  mükellef iki şoför ve bir muavin vardı. O dağın ortasında tek başına yürüyecek kadar özgür müydü? İdeal bir dünyada bu kadar özgür olabileceğini düşündü. Ama burası ideal bir dünya değildi ve bu onun suçu olamazdı. Eğer böyle bir özgürlük girişiminde bulunursa, bunun sadece hayatına mal olabilecek bir salaklık olacağını biliyordu. Bu onun değil, sistemin suçuydu ve kendini korumak zorundaydı.<br />
    Hoşuna gidiyordu bu yolculuk –kuyruk sokumundaki acıya rağmen. Başka yerlere gitme isteği oluştu içinde birdenbire. Başka yerler, hiç bilmediği yerler&#8230;  Bir otobüse atlayıp hiç bilmediği bir şehire gidip akşama kadar gezdikten sonra geri dönmek&#8230;<br />
    Keşfetmek ve özgürlük&#8230; Hiç bilmediği dağların koyu yeşil renginde özgürce yol almak&#8230; Ama yapamazdı. İzmir’de bekleyeni vardı. Başka şehirlere tek başına gidemezdi, onu kendi hayatına bırakıp sonra keşfettiği yerleri ona anlatamazdı. Böyle bir gezi ancak onunla olabilirdi. Ama onunla olduğunda özgürce olmazdı. Ona dört saat uzaklıkta biri vardı. Dört saat sonra ona sarılacak biri&#8230; Sırf o beklediği için kimseye hesap vermediği biri&#8230;<br />
    Uçurumun kenarından geçerken otobüsün içindeydi. Uçuruma bir bir camın arkasından bakıyordu. Dünya bir uçurum, ‘o’ bir cam ve o camın arkasından bakan ‘özgür’ bir birey&#8230; Dünyayı onun camından görünenlerle algılayan bir ‘çocuk’&#8230; Camın arkasından dünyaya bağırıp çağıran, isyan eden, ‘özgürleşen’ sadece bir sevgili&#8230; O cam var olduğu sürece bir cesaret abidesi&#8230;<br />
    Bıçak gibi saplandı bu düşünce. Bıçağı çıkardı yerinden, biliyordu hep izi kalacaktı. Ama kovuşturdu dumanları, üzerini kapattı  yaranın.  <br />
    İçini evcimen bir duygu kapladı. Sabahın alacakaranlığında önce Atatürk heykelini, ardından körfezi görecekti. Heyecanlanacak, telefonuna sarılıp geldiğini haber verecekti. Dönüşte dinleyip hüngür hüngür ağladığı o şarkı başka bir anlam ifadecekti. “Gözlerinde bir okayanus, özgürce yüzmeye geldim.” diyecekti içinden sarılırken. İnanacaktı bu yalanına. Sonra eve gidip sıcak bir çay içeceklerdi. Her şeyi unutmuş, gelişleri ve dönüşleri,  başını ve sonunu&#8230; Anın içinde yitip gideceklerdi. Her seferinde böyle olmamış mıydı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ozgurluk-cozumlemesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ALL RIGHTS RESERVED</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/all-rights-reserved/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/all-rights-reserved/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 09:55:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=209</guid>
		<description><![CDATA[Kendime dönüyorum. Yeni bir ben olsa da döndüğüm, ben benimdir nihayetinde. Kendimden gelen her şeyi de içselleştirebilme çabasında muvaffak olmaktayım çoğunlukla.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendime dönüyorum. Yeni bir ben olsa da döndüğüm, ben benimdir nihayetinde. Kendimden gelen her şeyi de içselleştirebilme çabasında muvaffak olmaktayım çoğunlukla.</p>
<p>Bugün bir kez daha kanıtlandı. İnisiyatif koyabilmek yeniden güzel <span id="more-209"></span>bir gelişme ‘kendim’ için. Zaman zaman duvara toslamaktayım hala. Ama bunlar beni kendime getiren önemli gelişmeler aslında. Kendimi denetim altına almakta olumlu gelişmeler diyebiliriz ya da.</p>
<p>Kendimden gelenleri denetim altına alabildiğimi gördükten sonra sırada dışarıdan gelenler var. Dışarıdan gelenleri denetim altına alamasam da içselleştirebilme başarısını göstermem gerek. Gerektiği zaman duvar olabilmeyi başarmalıyım.</p>
<p>Bu noktada devreye seçimlerim giriyor. Dışarıdan gelenler benim seçtiklerim olacağı için dolaylı da olsa yine benden gelecekler olacak. En azından içinde bir parça ben olacağım. Bunun da işimi kolaylaştıracağını düşünüyorum. Ayrıca seçimlerimin bana ne getireceğini az çok kestirmiş olacağım. Sürprizlerle karşılaştığımda ise neler başardığımı ve başaracağımı görmüş olacağım. Önemli olan sürprizlerin varlığına inanmak ve buna karşı hazırlıklı olmak. Bunu başarabildiğim takdirde güçlü olacağım.</p>
<p>Özet olarak, öncelikle köklerimi sağlam topraklara salacağım. Sonrasında gelen rüzgar, yağmur, kar, fırtına –her neyse- en fazla birkaç yaprağımı dökecek. Sonuçta gövdem sapasağlam kalacak. Böyle kalabilmek için gelen her şeyden köklerime biraz alacağım. Bir nevi bağışıklı sistemi geliştireceğim. Kim bilir, belki bir gün böylelikle özgür olduğumu hissedebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/all-rights-reserved/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İNSAN BİR YERDE KENDİNİ BIRAKMALI</title>
		<link>http://www.felsefik.com/alintisiir/insan-bir-yerde-kendini-birakmali/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/alintisiir/insan-bir-yerde-kendini-birakmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 08:54:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cimen6</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Alıntı Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[En anlamlı bulduğum şiir ama ezberleyemediğim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere<br />
İnsan bir yerde kendini bırakmalı<br />
Hiçe saymalı düzenini dünyanın<br />
Zamana karşı koymalı<span id="more-205"></span><br />
Sıyrılmalı ayıplardan, korkulardan<br />
Küçük hesapları bir yana atmalı<br />
Yaşamalı şöyle alabildiğine<br />
Büyük delilikler yapmalı<br />
İçmeli<br />
Sevmeli<br />
Küfretmeli<br />
Adam öldürmeli<br />
Kendine bir başka gözle bakmalı<br />
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere<br />
İnsan bir yerde kendini bırakmalı</p>
<p><em><strong>Ümit Yaşar OĞUZCAN</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/alintisiir/insan-bir-yerde-kendini-birakmali/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TZİBAERİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tzibaeri/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tzibaeri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 09:23:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Sigara yaşamının son demleri olduğunu bildiği halde sabırsızlıkla çakmağını bekler. Sigara, çakmağına tutkuyla bağlıdır. O sigara, çakmağın tükettiği ne ilk ne son sigaradır. Sigara bunu bilir ama aşkın gözü kördür. Sigara bir deli aşıktır, pervanedir çakmağına.
Çakmak ise umursamaz sigarayı. Bir sigarayı daha tükettiğinin farkında bile değildir. Hayat doludur, yakacağı çok sigara vardır daha. Çakmak bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sigara yaşamının son demleri olduğunu bildiği halde sabırsızlıkla çakmağını bekler. Sigara, çakmağına tutkuyla bağlıdır. O sigara, çakmağın tükettiği ne ilk ne son sigaradır. Sigara bunu bilir ama aşkın gözü kördür. Sigara bir deli aşıktır, pervanedir çakmağına.<span id="more-166"></span><br />
Çakmak ise umursamaz sigarayı. Bir sigarayı daha tükettiğinin farkında bile değildir. Hayat doludur, yakacağı çok sigara vardır daha. Çakmak bir kazanovadır, poligamiye aşık bir bedbahttır aslında. Ama ölümsüz sanır kendini ve yaktığı her sigara onun övünç kaynağıdır.<br />
Çakmak sigaraya doğru yaklaşır yavaşça. Okşar gibi bakar ona. Sigara mutludur. Olgun bir mutluluktur onun ki&#8230; Bilir başına ne geleceğini ama kaçmaz ondan.Olduğu yerde ona yaklaşmasını bekler. Sonra çakmak ısıtır sigarayı. Çıkarmıştır alevini ortaya. Sigara bekler. Çakmak daha çok yaklaşır. Yaklaştıkça terlemeye başlar sigara. Ama kaçmaz. Sonra çakmak bir adım daha atar ve birden alev alır sigara. Canı acır. Çakmak kaçar, sigaranın alevi söner. Ama derinden yanmaya devam eder. Çakmak uzaklaşır, sigara aşkının gözyaşları olan dumanlarını yayar etrafa. Çakmak yeni sigaraları yakmak için dinlenmeye çekilirken, sigaranın canı acır, daha çok ağlar. sonra sigara durulur, yavaştan ve derinden sessizliğe gömülür. Birisi onu kül tablasının derinliklerine bastırıp acısını dindirmiştir çünkü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tzibaeri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>GEÇTİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gecti/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 09:23:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Günler, geceler yaşanmadan geçerken, aklım kalbim Ege&#8217;de kaldı. Ege&#8217;de İzmir, İzmir&#8217;de Karşıyaka, Karşıyaka&#8217;da Asker Kaçakları zamanlar&#8230;
O zamanlar, o yumuşak gitar sesi ve o tok erkek sesi değil O&#8217;nun sesinde kaldı.
Bir tarafım biliyor geçtiğini zamanın, bir tarafım biz olmasak ayın 15&#8242;i bile güzel değil diyor. Biz yoksak, biz olamiıyorsak ne anlamı var ki kömür gözlerin, ela [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günler, geceler yaşanmadan geçerken, aklım kalbim Ege&#8217;de kaldı. Ege&#8217;de İzmir, İzmir&#8217;de Karşıyaka, Karşıyaka&#8217;da Asker Kaçakları zamanlar&#8230;<span id="more-165"></span></p>
<p>O zamanlar, o yumuşak gitar sesi ve o tok erkek sesi değil O&#8217;nun sesinde kaldı.<br />
Bir tarafım biliyor geçtiğini zamanın, bir tarafım biz olmasak ayın 15&#8242;i bile güzel değil diyor. Biz yoksak, biz olamiıyorsak ne anlamı var ki kömür gözlerin, ela gözlerin? Ya o nar içi dudaklar öpülmeye değer midir?<br />
Büyüyüp de on yedisine geldiğinde bir çocuk babası ona idamlar alacaksa biz olmanın bir anlamı var mı peki?</p>
<p>Şarkılar bizi anlatıyorsa eğer söylenecek tek şarkı &#8216;Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun&#8217;dur.</p>
<p>Öyleyse bitsin artık. Biz yoksak eğer başka biz&#8217;lere engel olunmamalı. Bu şarkılar varken başka biz&#8217;ler mümkün müdür? Mümkünse bile bir anlamı var mıdır?</p>
<p>Ne için yaşıyoruz bu kadar insan? Kapılıp gittiğimiz Bahtımızın rüzgarını geçmiş zaman olur ki tadında yad etmek için mi?</p>
<p>O mutlu anlar&#8230; Sevgili&#8217;nin şarkı söylediği o güzel dakikalar&#8230;</p>
<p>Sevgili gidecekse eğer ve bu bir tür ilüzyon veya hipnozsa ve eğer ki sonunda uyanıyorsa yeniden insan bu çirkin dünyaya, üstelik bir de yaşadıklarının cümlelerinde çoğalıyorsa bağlaçları, ne şarkıların, ne sevgili&#8217;nin, ne biz&#8217;in, ne benim, ne dünyanın anlamı &#8216;yok&#8217;. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gecti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİR GİBİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/siir-gibi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/siir-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 09:22:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Yaşanıp bitiyorsa günler
Bir yürek sızı kalıyor geride
Yaşanmışlıkların yükü çöküyor omuzlarına insanın
Kahkahalarla geçen saatler
Gözyaşları içinde hatırlanıyor geceleri
Gözyaşlarıyla geçen zamanlar bile
Yeniden yaşanılmak ukdesiyle oturuyor insanın içine
Mazinin ağına yapışıyor sinek gibi
Örümceğini bekliyor umutsuzca
Zamanın celladı olabilmek ne büyük erdemdir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanıp bitiyorsa günler<br />
Bir yürek sızı kalıyor geride<br />
Yaşanmışlıkların yükü çöküyor omuzlarına insanın<br />
Kahkahalarla geçen saatler<span id="more-164"></span><br />
Gözyaşları içinde hatırlanıyor geceleri<br />
Gözyaşlarıyla geçen zamanlar bile<br />
Yeniden yaşanılmak ukdesiyle oturuyor insanın içine<br />
Mazinin ağına yapışıyor sinek gibi<br />
Örümceğini bekliyor umutsuzca<br />
Zamanın celladı olabilmek ne büyük erdemdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/siir-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeniliyorum ( Savaş Üzerine )</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yeniliyorum-savas-uzerine/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yeniliyorum-savas-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 00:30:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan kavak</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Yok ben başaramayacağım. Denedim olmuyor kendimi bir türlü hamaset&#8217;e kaptıramıyorum. Filistini savunmanın vicdan referansı olduğu yerde kendimi vicdansız adlediyorum. Olmuyor&#8230;susuyorum&#8230;yeniliyorum&#8230;
Düşünüyorum, aklıma savaşlar geliyor. Düşünün bir sabah uyanıyorsunuz ve hayatınızda kimseyle düşmanlık yaşamamışsınız ama sırf seninle hiç de özel bir yanı olmayan aynı ortak paydadaki kişilerin gözü dönmüşlüğü sebebiyle üstünüze bombalar yağıyor. Ne kimseyi vurdunuz bugüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yok ben başaramayacağım. Denedim olmuyor kendimi bir türlü hamaset&#8217;e kaptıramıyorum. Filistini savunmanın vicdan referansı olduğu yerde kendimi vicdansız adlediyorum. Olmuyor&#8230;susuyorum&#8230;yeniliyorum&#8230;<span id="more-167"></span></p>
<p>Düşünüyorum, aklıma savaşlar geliyor. Düşünün bir sabah uyanıyorsunuz ve hayatınızda kimseyle düşmanlık yaşamamışsınız ama sırf seninle hiç de özel bir yanı olmayan aynı ortak paydadaki kişilerin gözü dönmüşlüğü sebebiyle üstünüze bombalar yağıyor. Ne kimseyi vurdunuz bugüne kadar ne de kötü söz söylediniz ama öldürüleceksiniz işte çünkü aynı paydadansınız.<br />
Savaşı bu yüzden anlayamıyorum insanları da&#8230; Politikayı pek ciddiye almıyorlar ama bir kişinin düğmeye basması bombaların sana yağması için gerekli bütün koşulları oluşturuyor. Hangi birey olarak kendini adleden insan savaşı kabul edilebilir ki ?</p>
<p>Yok ben başaramayacağım olmuyor. Vicdanım kararıyor gazeteleri okumuyorum. Duvarlarda Filistine yardım afişleri,yerlere saçılmış kınama bildirileri İsrail dendiğinde insanların gözündeki abartılı öfkeyi görüyorum. Susuyorum&#8230;</p>
<p>Üzülüyorum çünkü çocuklar ölüyor,üzülüyorum çünkü İsrail tüm gücüyle eşkiyayı bulmak için ormanı yakıyor. Yeniliyorum&#8230;</p>
<p>Yeniliyorum çünkü barışı bozanların şımarık terörist grubu Hamas olduğunu biliyorum. Tüm Filistinlilerin bu &#8221; terör &#8221; saçmaya kendini adamış gruba canları pahasına destek verdiğini biliyorum. Barış zamanı gidip İsrail&#8217;e kurşun sıkanların da Filistinliler olduğunu ve göz göre göre savaş açtıklarını ve şimdi de bunun bedelini ödediklerini biliyorum.</p>
<p>Susuyorum çünkü İsrail&#8217;in hareketinin meşru bir zemin kazandığını biliyorum. Yahudi diye yerdiklerimizin de bir toplum olduğunu ve cevap verdiklerini görüyorum. İsrail&#8217;İn tek suçunun bu kadar güçlü olmasından kaynaklandığını da biliyorum. Yeniliyorum&#8230;</p>
<p>Yeniliyorum çünkü hepimizin Barış ı değil sadece İsrail&#8217;in Filistin&#8217;e olan müdahelesinin durmasını istediğini biliyorum. Filistin İsrail&#8217;i vursa &#8221; Gebersin Yahudiler ! &#8221; diye ağzımızın kulaklarımızaa varacağını biliyorum. Savaş karşıtı değil İsrail karşıtı olduğumuzdan bunların kaynaklandığını ve hamasetin realiteyi ezdiğini görüyorum. Savaşın yahudisi müslümanı olmaz, savaş her koşulda kötüdür, ölen ister yahudi olsun ister müslüman ama ölenin hakir gördüğümüz bir toplum olduğunu duyduğumuzda sevineceğimizi de biliyorum. Kin dolu bir savaş karşıtlığımız var,utanıyorum&#8230;<br />
Aynı sözde barış severlerin Philip Morris bağımlısı olduklarını,Burger King yediklerini ve daha bir sürü ürüne hayranlık duyduklarını da biliyorum. Gene de benim perhizim var ben lahana turşusu yiyemiyorum, ama histeriye tutulmuş bir toplumdaki açlığı tadıyorum&#8230; Susuyorum&#8230;<br />
Yok ben başaramayacağım. Denedim olmuyor kendimi bir türlü hamaset&#8217;e kaptıramıyorum. Filistini savunmanın vicdan referansı olduğu yerde kendimi vicdansız adlediyorum. Olmuyor&#8230; susuyorum&#8230; yeniliyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yeniliyorum-savas-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>3 Ordu</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/3-ordu/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/3-ordu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 23:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[Halkları da kendileri kadar fakir üç orduydular. Yüzyıllardı kralları başlarında savaşırdılar. Krallar dahil, herkes harap bitap haldeydi. Yüzyıllardır süren savaşın kimseye bir getirisi yoktu, götürüsü çoktu. Oğullarını, kocalarını, kardeşlerini orduya göndermiş kadınlar savaşa bir nokta koyamıyordu ve krallar en fazla 3 veya 4 yıl iktidar sürdürüyordu. En çok iktidarda kalan Kral Bok hiçbir savaşın başında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halkları da kendileri kadar fakir üç orduydular. Yüzyıllardı kralları başlarında savaşırdılar. Krallar dahil, herkes harap bitap haldeydi. Yüzyıllardır süren savaşın kimseye bir getirisi yoktu, götürüsü çoktu. Oğullarını, kocalarını, kardeşlerini orduya göndermiş kadınlar savaşa bir nokta koyamıyordu ve krallar en fazla 3 veya 4 yıl iktidar sürdürüyordu. En çok iktidarda kalan Kral Bok hiçbir savaşın başında meydanlara inmemişti ve yalnızca 6 yıl iktidarda kalabilmişti. <span id="more-192"></span>6 ncı yılında kafasına inen balyoza suikast denildi ama herkes biliyordu ki savaş meydanında bile ona bu kadar kin güdülmezdi, en azından savaşçı olarak ölürdü. Bu sonsuz kinin başında 13-14 yaşlarında iktidarı ellerine geçiren krallar vardı ve bacak kadar boylarıyla sağa sola emirler yağdırıyorlardı.</p>
<p>Bazen “barış” ilan edilirdi. 3-4 yıl suikastçiler iktidardaki kralları değiştirirken halk derlenir toparlanır; zenginleşirdi. Bu barış dönemlerinin hemen ardından dev bir savaşla 3 ordu birbirine saldırır ve büyük savaşlar birkaç 10 yıl boyunca dilden dile dolaşırdı. Bu savaşların ardından en büyük kin yumakları baş gösterir bir daha ki “barış” ilanına kadar bu kinle idare edilirdi. Arkada kalan kadınlar çiftçilik yapar çocuklara bakar ve çocuklarına neden savaşmamaları gerektiğin anlatırlardı. Tabi daha 13-14 yaşlarında askere alınan çocuklar hiçbir savaş tekniği bilmeden savaş meydanına bırakıldığında ilk izinlerinde köyde 10 yılda 20 yılda edinemedikleri kadar hatıra edinmiş olurlar, köye döndüklerinde bu katliam dolu hikayeleri afiyetle küçüklere anlatır ardından da evlenip yeni savaşçılar yaparlardı. Yeni savaşçılar tıpkı onların yaptığı gibi babalarının öcünü alacaktı; nasıl ki onlar babalarının öcünü aldıysalar işte öyle!?</p>
<p>Savaşlar genelde kanlı geçerdi; bu üreyen ve ürediğini savaştıran halklar hiç arkalarını dönüp kaçmazlardı..! Geri çekilme komutu verilmeden dönenlerin sonu sahada ölenlerin sonu gibi olacağından olsa gerek; gayet cesur savaşçılardı. Bazen esir alınanlar olurdu ve serbest bırakılmamak için yalvaranları bile görülürdü bu esirlerin. Keza 3 ordunun hapislerinde de esirler krallar gibi ağırlanırdı; savunmasız bir düşmana kimse dokunmazdı. Esirlikten geri dönenler ise hemen hakim karşısına çıkardı; sonuç olarak ölmek yerine teslim olmuşlardı.</p>
<p>- Onların kadınlarıyla yattın mı?<br />
- Allah aşkına hakim; bizim esirler bizim kadınlarla yatıyor mu?<br />
- Ne yani yatmaları mı gerekiyor. Yahu madem kadınlarıyla yatmadın neden teslim oldun!.. Hem sen bizim yüce ordumuzla onların ordusunu bir mi tutuyorsun!.. Sen bizim ordumuza hakaret ederek moralimizi mi bozmaya çalışıyorsun.<br />
- Yav .mına koyyim asacaksan as ne soru soruyon?!<br />
- Yani sen bizim olur olmaz adam astığımızı mı ima ediyorsun? Cellatlar alın bu adamı götürün kafasını vurun!.. Beynini kadınlarla kandırarak yıkamışlar. Ama önce bağırsaklarını halka sergileyin ki ajan olduğu bağırsaklarının doluluğundan anlaşılsın. Yada siz bunu bağırsakları dışarıda sokağa salın öyle gezsin!.. Bak evladım görüyorsun senin düşündüğün gibi herkesi olur olmaz asmıyoruz; sen küçük bir cezayla kurtardın paçayı!..<br />
- Öldürmezsin tabi şerefsiz!.. Öldürsen eline zor gelcek bir sürü evrak imzalıcan demi?</p>
<p>Tabi ki hapiste kalmak için yalvaranlar bu diyalogu ordayken bilmezler ama sokaklarda esirlikten dönen savaşçıların envai çeşit gezinmelerini görmüşlerdir. Çocuklar bu olayı askere alınmadan bilmezler. Ne zaman ki esir düşerler o zaman sokaklarda bağırsakları dışarıda yada boğazı kesilmiş adamların dolaştığı gelir gözlerinin önüne; o zamana kadar babalarının öcünü almaya giderlerdi hep.</p>
<p>Bu savaşların trajik yanlarından biride ölü sayıcılarıdır. Kendi cesetlerini sayarlar, karşı tarafın cesetlerini de sayarlar ve daha az kayıp verdiklerinde kutlama ilan ederler. Üç ordununda aynı anda savaştığı bir savaşta diğerlerinin 1/3 oranında az kayıp veren Güney Ordusu Batı Ordusunun sınır köylerinden birine saldırarak bütün yaşlılara tecavüz etmiş gençlere de bunu izletti, Batı Ordusu köye yetiştiğinde tüm kadınları öldürdü çünkü doğacak çocuklar Güney Ordusundandı ve bu hakaret demekti. Bir keresinde de Doğu Ordusu Güney Ordusuna harika bir taktik yedirerek arkalarına sızmış ve onlara büyük bir zaiyat verdirmişti, Güney Ordusunun o dönemki kralınında aralarında olduğu bir esir topluluğu ellerindeydi. Olayın elbette bir kutlaması olacaktı; esirleri önce güzelce ağırlayıp iyice içirdikten sonra hepsinin ellerine birer kılıç tutuşturuldu ve kendilerine bunun kendi askerlerinden kurtulmak için son şans olduğu söylenmişti. Askerler salladıkları kılıçlarla kralda dahil olmak üzere kendi askerlerinin tamamını öldürdüler sona kalan serbest bırakıldı. Anlatacakları Güney Ordusunu ilgilendirecekti ve sinirlendirecekti Doğu Ordusu ise övünç hanesine 1 skor daha ekleyecekti. Tabiki serbest bırakılan asker hiç dinlenilmeden öldürüldü. Ancak hiçbir eğlence Batı Ordusunun ormanda pusu atarak Doğu Ordusunu yok etmesi kadar mükemmel değildi. Esir alınanlar bir güney sınır köyüne getirilerek bütün yaşlı kadınlara tecavüz ettirildi. Sabah tecavüz ettikleri kadınlar yaşayanları kuzeye gönderdiler ölen kadınların tecavüzcülerini ise savaş suçlusu ilan edip katlettiler.</p>
<p>Bu savaşlar sırasında elbette değişik kralların değişik fikirleri ve taktikleri olmuştur. En işe yaramayanı ise kadınlarında bu vahşete ortak edilmesiydi sonuç olarak ise ellerinde daha çok cesetten başka hiçbirşey kalmıyordu. Tabi ki bu fikirlerin çoğu ajanlar sayesinde 3 orduda da aynı anda çıkıyordu.</p>
<p>Savaşların en korkulan olayı ise çok gaza gelmiş krallardı; bunlar savaşı uzatarak üç tarafada büyük kayıplar verdirirdi. Savaşlar uzadıkça daha da acıkırlardı ve daha da acıktıkça kendi cesetlerini yemeye başlarlardı. Bunun üstesinden gelmenin bir yolu bulunmuştu. 3 ordu saat yönünde cesetlerini değiştirip öyle yerlerdi böylece işin iğrençliğinin gittiğine inanmışlardı.</p>
<p>g- Güney Ordusu ikramınızı istiyor.<br />
d- Batı Ordusunun ikramı daha ulaşmadı ulaştığında elbette vereceğiz.<br />
g- Biz Batı Ordusuna teslim ettik gelirler birazdan<br />
d- Batılı köpeklere güven olmaz ama buyrun<br />
g- Olabilir ama biz verdik.</p>
<p>Paylaştıkları buğday değildir, cesetlerdir. Bu durumunda zehirli ceset değişimi gibi bir vukuatı olmuşsada kimse ölmemiştir çünkü 3 ordununda aklına aynı anda gelmiştir.</p>
<p>Böyle bir buhran döneminde irikıyım bir Doğu Ordusu askeri müzikteki yeteneğiyle de ilgileri üstüne çeker ve anlatmaya başlar.</p>
<p>Tam tam tatam<br />
- Bana bakın ulu savaşçılar, bu savaşı yüzlerce yıldır sürdürüyoruz.<br />
Davul<br />
- Ama görüldüğü üzre açlık ve sefaletten başka bir kazancımız olmadı.<br />
Davul<br />
- Kadınlarımıza tecavüz ediyorlar,<br />
Davul<br />
- Kadınlarına tecavüz ediyoruz.<br />
Davul<br />
- Çocukken öykülerinde bize barışı öğütleyen annelerimize sırtımızı çeviriyoruz.<br />
Davul<br />
- Elimize geçen ne? Genç yaşta ölen, yaşlansalarda bi boka yaramayacak olan krallar.<br />
Davul<br />
- Ve koca bir hiç.</p>
<p>Herkes savaşçının çevresine toplandı ve onu dinlemeye koyuldu. Savaşçı duraklamasını yeni cümleler kurmak için elinden geldiğince uzattı. O güne kadar böyle bir eylem planlamamıştı, şu an neden yaptığını da bilmiyordu ama düşünmesi zaman alıyordu çünkü hep savaşta ne yapacağını düşünmüştü. Şimdi savaşsız ne yapacağını düşünüyordu.</p>
<p>Sonra bir anda yine konuşmaya başladı; biraz hevesli –dinleniyordu- birazda istemsiz devam ediyordu.<br />
Davul<br />
- Bu yaşta bu kadar adam ne arıyoruz burada?<br />
Davul<br />
- Ne diye birbirimizi öldürmeye kullandığımız parayı ve gücü toprakları işlemeye insanları geçindirmeye kullanmıyoruz?<br />
Davul<br />
- Eğer bu gücü doğru kullanabilirsek ne savaş aletlerine ne ölüme ne de ganimet lüksüne ihtiyacımız olur.<br />
Davul<br />
- Karılarımızla, çocuklarımızla ve torunlarımızla huzurlu bir şekilde ölüp gideriz.</p>
<p>Doğu Ordusunun bu cesur davulu herkesi birazda olsa farklı olaylar, yaşamlar ve sonlar düşünmeye sevketti. Herkes birbirine birşeyler anlatmaya başladı; çocuklarını, karılarını, annelerini, büyükannelerini ve hiç görmedikleri dedelerini! Bu muhabbet ve huzur anının ardından herkesin huzuru kaçıracak ve gecenin aydınlık havasını karartacak bir fikir geldi birinin aklına ve bu fikri hiç beklemeden haykırdı savaşçı.</p>
<p>- Ey irikıyım davulcu barışçıl savaşçı; diğer ordularda bizim gibi düşünmez ve bizi katletmeye kalkarsa bizi kim koruyacak?<br />
Bir diğeri haykırdı<br />
- Ya onlar birleşip bizi yok ederse?<br />
Bir diğeri<br />
- Peki biz bu kadar rahat yaşarken ordumuzun ulu değerleri ne olacak?<br />
Bir diğeri<br />
- Biz en ulu orduyuz nasıl geri çekiliriz?<br />
Bir diğeri<br />
- Bizi kaçtı sanarlar!.. Kralımıza bunu nasıl yaparız?<br />
Bir diğeri<br />
- Kralımız her savaşa bizimle gelir arta kalan zamanlarında da fakirlerimizle çocuklarımızla ilgilenir bunu ona yapamayız!<br />
Ortalık karıştı herkes konuşmaya bağırmaya koyuldu;<br />
- Çocuklarımıza hangi öyküleri anlatıcaz,<br />
- Onlara bizi örnek veremeyecekler mi<br />
- Ey ulu savaşçı benim babam gibi senin babanda onlar tarafından öldürülmedi mi?<br />
- Ulan ben çok acıktım<br />
“Parçalayın savaşçıyı açıııızzzz!!” diye haykırdı birtanesi, savaşçı kılıcını çekerek kendine saldıranların 10 unu indirdi ama ölümden kurtulamadı. Param parça olmuş vucutları pişirmeye koyuldu Doğu Ordusu!..</p>
<p>Doğu Ordusunun başına gelen bu talihli olay sırasında Güney Ordusunun ufak tefek savaşçılarının biri de aynı şeyi yapmaya kalkışmıştı. Tabiki peşinden götürdüklerinin sayısı da az olduğu için Güney Ordusunun biraz aç kaldığını söylenebilirdi; ama Batı Ordusu kesinlikle çok şanslıydı, orada barışçıl savaşçı sayısı 3 tü ve her bir peşinden 4 er tane savaşçı götürmüştü.</p>
<p>Ertesi sabah herkes savaşa kalktıklarında krallarının geç geldiğini anladılar sonra her birinin kralının uşağı gelerek “akşam kralımız tebdili kıyafet buraya inmişti şimdi de buralarda olmalı” diye haber getirdi ama krallar hiç ortaya çıkmadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/3-ordu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öyküsüz</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/oykusuz/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/oykusuz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 07:05:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asfur</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Yürüdü yollarda yeniden. Sabahın altı buçuğuydu. Bir kuş selam verdi, neşeliydi. Gülümsedi nezaketen. Daha çok ağlamalıydı bu sabah. Bu sabah griydi. Kömür isi yoktu eskisi kadar şehirde. Doğalgaz almış başını gitmiş…
 
İnsanlar işinde gücündeydi her zaman ki gibi. İki yılda çok şey değişmemişti. O değişmişti belki de bir tek. Bu yalana kendisi de inanmadı.
Daha bir ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yürüdü yollarda yeniden. Sabahın altı buçuğuydu. Bir kuş selam verdi, neşeliydi. Gülümsedi nezaketen. Daha çok ağlamalıydı bu sabah. Bu sabah griydi. Kömür isi yoktu eskisi kadar şehirde. Doğalgaz almış başını gitmiş…<br />
 <span id="more-161"></span><br />
İnsanlar işinde gücündeydi her zaman ki gibi. İki yılda çok şey değişmemişti. O değişmişti belki de bir tek. Bu yalana kendisi de inanmadı.</p>
<p>Daha bir ağır geliyordu yaşam bugün. Büyümek ya da olgunlaşmak denir belki buna. Ama büyüdükçe hafifleyen insanlar da vardır bu dünyada. Ay’da olmalıydık tüm insanlık; ağırlımızı taşımıyor bu kütleler artık.</p>
<p>Bu kasvet hepimizin suçuydu. Hamas gizliden vururken İsrail’i ve İsrail bulamamışken kendine bir muhatap, çocukları vurdu. İnceden bir sızı oldu yüreğinde insanlığın. Ki birçoğu ölen Kürt çocuklarından habersizdi. Öyleyse gitmiş bir sevgili daha çok vuruyordu O’nu?</p>
<p>İnsan gittikçe bencilleşen ve verdiği emekleri sahiplenen bir varlık. Bundan olmalı ki silinmez öyle kolay kolay bir başkasının varlığı kendine mahsus hayatlarda.</p>
<p>Gittikçe fark edilmiyordu bu gri sabahta. Bir tarafı yok olmalı tam şimdi diye söylenirken diğer tarafı üç beş kelam etmeli bir adem oğluyla diyordu.</p>
<p>Sorumluluklar çoktu bugün. Sanki binlercesi omzunda bir o kadarı da bağlıydı arkasına sürüklenen teneke kutular gibi.</p>
<p>Bu öykü böyle olmamalıydı. Bir başı bir sonu olmalıydı. Ama yok işte… bu sabah sadece gri ve kaldırım taşları vardı dünyada. Bir de ortasına kocaman bir delik açılmış hayatının kuyusuna gömülen o….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/oykusuz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kum Tanesi</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kum-tanesi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kum-tanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 23:04:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[ Elimde kalan son kum tanesine kadar zamanı vardı! Kendini yırtarcasına koştu, koşuşu şiirle bile anlatılamazdı; öyle bir hızı insansı kelimelere sığdıramazlar!.. Sözümü tuttum, son kum tanesine kadar bekledim!.. Rüzgar avucumdan çıkan kumları tane tane dağıtıyordu!.. Adımlarını ayıklayamıyordum artık!.. Kumların sonuncusu elimden sıyrılıp gittiğinde elimi belime uzattım; kumların kuruttuğu elim silahı çok iyi kavradı. O gece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Elimde kalan son kum tanesine kadar zamanı vardı! Kendini yırtarcasına koştu, koşuşu şiirle bile anlatılamazdı; öyle bir hızı insansı kelimelere sığdıramazlar!.. Sözümü tuttum, son kum tanesine kadar bekledim!.. Rüzgar avucumdan çıkan kumları tane tane dağıtıyordu!.. Adımlarını ayıklayamıyordum artık!.. Kumların sonuncusu elimden sıyrılıp gittiğinde elimi belime uzattım; kumların kuruttuğu elim silahı çok iyi kavradı. O gece dışarı çıkarken ne belimde silah vardı ne de aklımda bu olanlarla ilgili tekbir fikir.<span id="more-191"></span></p>
<p> Paspal elbiselerimi üstüme çekip çantamı aldım; kendimi sokağa saldım!.. Sevgilimle buluşmadan önce 1 saatim vardı; nasıl geçireceğimi bilmediğim 1 saatim!.. Yollarda yürüyerek yada içerek geçirmek en mantıklı olan seçeneklerdi; ben içmeyi seçtim!.. 2 bira yuvarlayıp buluşacağımız yere yola çıktım. &#8220;Bu yüzü hatırlamıyorum&#8221; oyunu oynamaya başladım!.. Kalabalığın içinden hatırlamadıklarımı ayıklıyordum!.. Hatırladıklarım için 1 artı geri kalanlar için 1 eksi ve -2000 de falan bıraktım; yenildim canım neden devam edeyim!.. Buluşma noktasında da 10-15 dakika bekledim; hep biraz geç kalır!.. Gördüğümde içim huzur doluyor!.. Çok güzel bir kadın değil ama gülmek yakışıyor!.. Çok inatçı ve mücadeleci!.. Sarıldık, öpüştük; seremoni eksik kalmamalı!.. El ele tutuşup kalabalığa daldık!.. Okuldan öyküler anlatıyordu!.. Servis yapan çocuğu tanıdığımız bir mekâna gitmek için kalabalıktan sıyrıldık!.. Alkolsüz bir yere gitmenin kayıp olduğunu düşündüm!.. Servis yapan çocukta izinliymiş!.. Mekândan erken ayrıldık!.. Evine gidecektik&#8230;! Biraz yürümeyi teklif etti; kabul ettim!.. 2-3 durak atladık; hemen otobüse binip eve gidip ardından sikişmek işe yarar bir şey değil!.. Bu da iyi oluyor!..</p>
<p> Yanımızda bir araba durdu ve içinden 3 kişi indi!.. Aslında hiç istifimizi bozmadan devam etmeye başladık ama 1 tanesi önümüze geçti!.. Diğer ikisinin de belinde silah olduğunu fark ettik o an!.. Arabaya binmemizi istediler; korkak bir adam olarak önce reddettim!.. Silahlara atılan eller gayet ikna edici oluyor!..Arkamıza dönüp hiçbir şey sormadan arabaya bindik!..Yan yana oturmamıza bir şey demediler!.. Biri de bizim yanımıza oturdu diye hayıflandım!.. Ulan hem önde 3 kişi oturamaz hem de sanki şu durumda sevgilimle romantik anlar yaşayacağım!.. Kendi aralarında konuşuyorlardı ama pek umursamıyordum!.. Kız arkadaşımın elini sıkı sıkı tutmaya odaklandım!..</p>
<p> Gereğinden fazla tenha bir yere geldik!.. Tanrı buraya insan koymayı unutmuş olmalıydı!.. Elini sıkı sıkı tuttuğum sevgilim iyiden iyiye titremeye başladı!.. Sonuç olarak ben kimsenin yoluna işeyecek kadar cesur değildim; o bir şeyler yapmış olmalıydı!.. Titremesi dışardan görülür hale geldi!.. Araçtan indik ve ayakta dikilmeye başladık!.. Biri hararetli konuşmayı &#8220;gerek yok&#8221; diyerek böldü ve dönüp bize ateş etti!.. Kanım donmuştu!.. Ölenin ben olmadığımı anlamam uzun sürmedi!.. Yanımdaki elin bedeni yerde yatıyordu!.. Ayakları beni biraz geçmişti ve artık elini sıkı sıkı tutmak hiçbir işe yaramıyordu!.. Eminim benden az korkuyordu!.. Ayakkabılarına baktım!.. Çok güzeldiler; zevklidir zaten!. Kim olduğumu hatırlayamadım bir an!.. Titreyemeyecek kadar çok korkmuştum!.. Bu arda onu vuran herif silahını indirdi ve arkadaşlarıyla konuşmaya devam etti!.. Bir an bundan sonraki hayatımın nasıl geçeceğini düşündüm!.. Psikiyatrlar, hastaneler ve beyni durduran ilaçlar!..</p>
<p> Bir anda vücuduma geri döndüm ve hala karda kalmış it gibi hüzünlü bir hal vardı üstümde!.. Korkuyordum da!.. Sevgilim elini bırakamıyordum!.. Sonra bir perde girdi araya!.. Adamların hiçbirinin beni direk görmediğini hatırlıyorum!.. Perde açıldığından adamlardan 2 si ölmüştü!.. Ne yaptığımın farkındaydım; haklıydım da!.. O onlara şahıs olarak hiçbir şey yapmamıştı!..</p>
<p> Canlı kalan salak ayağımın altındaydı!.. Adamın üstünden ayağımı çekip geri doğru 5 adım attım!.. Silahımı belime taktım ve yere eğilip avucuma kum aldım!.. sağ elimdeki kumu yavaşça akıtmaya başladım ve adama &#8220;şu kum taneleri bitinceye kadar vaktin var&#8221; dedim!.. Öylece suratıma bakakaldı!.. &#8220;koş&#8221; diye mırıldandım!.. Avucumdaki son kum tanesinin elimin kenarına değip rüzgâra karıştığı an elimi silahıma attım ve doğrultup ateş ettim!.. Çok uzaktı ama yere yıkıldı!.. Yavaş adımlarla yanına gittim!.. Bacağından vurulmuştu; sürünerek kurtulmaya çalışıyordu!.. Acı çektiğini görmek hoşuma gitti!.. Üstüne basıp &#8220;dur&#8221; dedim!.. Durmadı!..&#8221;durursan daha hızlı ölürsün&#8221; dedim!.. Durdu ve boynunu zorlayarak bana baktı..! Sanırım o an ona acımam gerekiyordu ama acıyamadım!..</p>
<p>- Canın yanıyor mu?<br />
- Evet!<br />
- Güzel!.. Keşke onunda canı yansaydı ama ölmeseydi!..<br />
- Bak biz emirleri&#8230;.</p>
<p>Diğer bacağını da vurdum!.. Acı bir çığlık attı!.. İzlediğim macera filmlerinden bu yaralara parmak sokmanın çok eğlenceli olabileceğini çıkarsadım!.. Eğilip pantolonundaki deliğin hemen altına elimi dayadım!.. İşaret parmağımı deliğe soktum ve biraz sonra asıl hedefi buldum!.. Ne yapacağımı anlamıştı kaçmaya çalıştı ama elimi deliğe sokup sağa sola kımıldatınca kımıldayamadı; sağlam bir bağırış yankılandı karanlıkta!..</p>
<p>- Sus! Dedim!<br />
- Şimdi toprağa karışan sen olacakken emirlerin anlamı kaldı mı? Dedim!<br />
- Çocuklarım var!<br />
- Bizimde olacaktı!<br />
- Benim işim bu!.<br />
- Benim işimde ölmek değil napcaz şimdi!? Bunu neden yaptığınızı bilmiyorum!.. Kız arkadaşımın neye bulaştığını da bilmiyorum ama bunun cezasını bu şekilde vermenizin yanlış olduğunu biliyorum! Bunu neden yaptığımı ikimizde biliyoruz!..<br />
 <br />
Yarasına iyice sert bastırım!.. Bağırdı, bağırdı!.. O yara zevk vermeyi bıraktığında diğerine geçtim!.. Silahı ensesine yumuşak bir şekilde dayadım!.. &#8220;çocuklarım..&#8221; dedi kestim sözünü!.. Ölürken çocuklarının arkasına saklanan bir adamdan daha yavşağı olmasa gerekti!..  Silahı sıktım o cümle tamamlanmadan!.. Ne de olsa sevgilimi öldürten şerefsiz o çocuklara da bakardı!..</p>
<p>Sevgilimin yanına döndüm!.. Ölmüştü; soğumuştu bile!.. Onu kaldırıp taşımak anlamsız geldi!.. Yanına uzanıp ölene kadar susmaya karar verdim!..</p>
<p>Dedim ya korkak bir adamım!.. Hala konuşuyorum ve yeni bir sevgili buldum!.. Yalnız kalmaktan bile korktum!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kum-tanesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hür Hayvanat Bahçesi 2</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hur-hayvanat-bahcesi-2/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hur-hayvanat-bahcesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2008 13:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Dünya üzerinde yaşayan son insan olmak ağır geliyordu artık!.. Sıkıcıydı yalnızlık!.. Ağaçlar, çiçekler, akarsu ve geri kalan hiçbir şey fayda etmiyordu!.. Yer değiştirme fayda etmiyordu!.. 
Akşamları soyulacağım diye korkup kapıyı camı kilitlemesine gerek yoktu; kapatmasına bile gerek yoktu!..  Özlemişti aslında endişe etmeyi!.. Çevresini bezeyen doğal güzellik gözlerinde ve gönlünde yer bulmuyordu artık!.. Korkmalıydı ve heyecanlanmalıydı artık. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üzerinde yaşayan son insan olmak ağır geliyordu artık!.. Sıkıcıydı yalnızlık!.. Ağaçlar, çiçekler, akarsu ve geri kalan hiçbir şey fayda etmiyordu!.. Yer değiştirme fayda etmiyordu!.. <br />
Akşamları soyulacağım diye korkup kapıyı camı kilitlemesine gerek yoktu; kapatmasına bile gerek yoktu!..  <span id="more-183"></span>Özlemişti aslında endişe etmeyi!.. Çevresini bezeyen doğal güzellik gözlerinde ve gönlünde yer bulmuyordu artık!.. Korkmalıydı ve heyecanlanmalıydı artık. Ellerini göğsüne toplayıp;”ben yaptım bunu!” demeliydi.<br />
O sabah tarlasına gidip yemek için domates, salatalık topladığında aklında bir şey yoktu aslında!.. normal bir gün yaşayacaktı!.. yemek yiyip televizyon izleyecek, temizlikle ilgilenecekti!.. Televizyonun başında taktığı filmi izlerken geldi aklına; Eiffel’i yakacaktı!..Paris’e gitmesi gerekecekti!.. pek uzak sayılmazdı; zamanı da vardı!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Ertesi sabaha hazırlık yaptı ve sabah erkenden bisikletini çıkarıp yola koyuldu!.. Yanına erzak ve bisikletinin ihtiyaçlarını aldı!.. ilk pedalı çevirirken aklından “belki de birileri kalmıştır” diye geçirdi ve yola koyuldu!..<br />
Sonraki 50-55 gün yollarda geçecekti!.. Bozuk yolların ve harabelerin kendine engel olmasından korkuyordu!.. (olacaktı da) Hızını sabit tutmaya çalışıyordu!.. yolun düz ve bayır aşağı olduğu yerlerde pedala basmıyor, engebe yollarda ise olabildiğince yolu uzatıp düz yolları seçerek ilerlemeye çalışıyordu!.. Elindeki haritayı kontrol etmek için durmamaya çalışıyor, her durduğun upuzun bir yolu ezberleyip yeniden yola koyuluyordu!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Yolda ilerledikçe evden uzak olmaktan korkmaya başlamıştı!.. Çok güzel bir duyguydu bu; heyecanı tatmak, sevinmek!.. Evdeyken televizyonu izler, filmlere özenir, bir partide sevgilileriyle bir odaya çekilen çiftleri görünce özenirdi!..<!--more--><br />
Günlerdir yollardaydı!. Bir göl buldu; temiz duru bir göl!.. Soyunup atladı hemen içine, temizlik ihtiyacını giderdi!.. Çıktığında çantasını alıp köye doğru yola koyuldu!.. hava sıcaktı giyinmeye ne gerek vardı!.. Erzak toplamak için bahçelerde gezmeye başladı!.. Yakınlarda ev yoktu!.. ufka yakın 2 yada 3 ev görünüyordu!.. Tarlalar bomboştu; ona kimse “dur!.. Ne yapıyorsun? Alma onları” diyemezdi!.. kendi bahçesinde bu kadar mutlu hissetmiyordu kendini!.. Tarlalardan bir şeyler toplamasına bir şey söyleyecek kimse olamaması bir yana dünyanın efendisiydi şu koşullarda!.. ondan başka başkan yoktu, ondan &#8220;başka&#8221; yoktu daha doğrusu!.. bu gücün bu iktidarın tek anlamı ise bakımsızlıktan yabani otların arasında 3-5 meyve veren hıyarları toplamaktı!.. Az ilerde yerde çiçekler gördü!.. çilektir diye koşmaya başladı!.. koşusunun sonunda durdu ve önünde ki sonuz çilek bahçesine baktı!.. Avuçlarını doldurup doldurup ağzına atıyordu!.. Çiğnemeden yutuverdi hepsini!.. Bir an durdu ve suratında anlamsız bir gülümseme olduğunu fark etti!.. Dünyanın tek sahibi olma fikri çok güzeldi!.. Bisikletine döndüğünde hareket edemeyecek kadar yorgundu!.. Gece için kamp kurdu ve uyuyana kadar yıldızları izledi!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Paris’e vardığında güçten düşmüştü!.. Yaşlı Eiffel karşısında öylece yükseliyordu; paslanmış eskimişti!.. Sağında solunda 5-6 ağaç vardı ve “ben gidiciyim dünya!..” diyen bir havası vardı!.. Kent ise bütün eskiliği ile ayakta duruyordu ama güven vermiyordu!.. Çadırını kurdu kapısına oturup yüce kuleyi izlemeye koyuldu!.. Gece ilerleyince şehrin ölmediği belli oluyordu!.. sessizliğin içinden gelen sesleri asla evinde duymazdı!.. şehir ne kadar ölü olursa olsun gürültülüydü!..<br />
Sabah katlığında önce şehir turuna çıktı!.. her şey eski püskü ve paslı ve döküktü!.. hiç canlı olmayınca bile ürkütücüydü!.. bir kuş yada kedi bile yoktu ama yinede korkutucuydu!.. Kafasında kuleyi nasıl yakacağını hayal ediyordu!.. Fazla uzun sürmesine gerek yoktu!.. gazete sarıp yapabilirdi; ama o zamanda ellerini göğsüne toplayıp “ben yaptım” demeye vakti olmazdı. Altından naylon poşet sararsa ateşin yanması uzardı!.. Eriyen poşetler uzun uzun yanardı ve o da karşısına geçip izlerdi!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Gazeteleri, dergileri ve kitapları yağmalamaya başlamıştı!.. Bisikletiyle gezip bulduğu bütün kağıtları alıyordu!.. bisikletinin arkasına bir kasa da bulmuştu; kağıtları kasaya istif edip taşıyordu!.. yüce kulenin önüne yığın yapıyordu!.. tekrar ve tekrar!.. tonlarca kağıt lazımdı!.. arada bir durup gazeteleri okuyordu yada dergileri!.. 1-2 kitap ayırıyordu kendine!.. daha çoğunu alıp eve götürmeyi düşündü ve kitapların her birinden bir tanesini ayırmaya koyuldu!.. Kağıt yığını gözüne yeterli göründüğünde poşet toplamaya başladı!..  Poşet kitlesi de kağıtlara denk geldiğinde toplamayı bıraktı!.. Ertesi gün bunları sarmak için tırmanış takımları (ip vesaire) toplayacaktı!.. kilometrelerce ip lazım olacaktı!.. ipten bir tepecik oluşturması gerekecekti yani!.. toplam 3 öbekle bu işi bitirecekti!.. dinlenmeye koyuldu!..<br />
Yemek toplamak için şehrin dışına çıktı ve dolu dolu kasasıyla döndü!.. evinde yel değirmenini tamir ederken uğraştığı zamanlara üstünde bir baskı hissederdi!.. bu yemekleri toplarken de o mecburiyet hissini ve baskısını hissetti!.. şehre döndüğünde karnı toktu biraz dinlenip ilk demire tırmanmaya başladı!.. Kolları geriliyor kasları şişiyordu!.. elindeki iplerin biri kendine bağlıydı biri de poşet topağına!.. gergin tutmamaya çalışıyordu ipi ama ipin ağırlığı bile yetmişti!.. İlk çivisini sıkıştırdı ve test etti; sarkıp aşağı indi!.. kollarını sallayıp poşetlere baktı!.. daha ince bir iple bağladı ipi; ip yumağını beline taktı ve yeniden tırmanmaya başladı!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
En tepeye geldiğinde çevreyi izlemeye koyuldu!.. Bir insan izi aradığını kendine itiraf etti!.. partide falan olmasa da birileriyle odaya kapanmak istiyordu!.. film izleyip mastürbasyon yapmaktan iyi olmalıydı!.. İnce ipi çekmeye başladı!.. kalın ip hızlı hamlelerle yükseliyordu!.. Kilonsun yarısı kadar bir kütleyi bağlamıştı ucuna!.. ip geldiğinde beline bağladı ve kendini saldı aşağı!.. çok hızlanınca güvenlik ipiyle yavaşlatıyordu kendini!.. aşağı indiğinde bir küme daha topladı!.. yeniden yukarı çıktı ve ikinciyi de çıktı!.. asansör tamamlanmak üzereydi!.. İpleri ve makaraları ayarladı!.. artık yukarı çıkmak ve inmek çok kolaydı(en azından ilk seferden kolaydı) ama ip dolanıyordu yada makaralar takılıyordu!.. yoruldu epeyce; sonuçta ilk gün Eiffel’in tepesini sarmıştı lastiklerle!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Gazetelerin sarımının sonuna gelmişti artık!.. Şanslıydı ki haftalardır yağmur yağmamıştı; hoş çiğ taneleri ıslatmıştı yapıyı ama önemsenecek bir şey yoktu!.. Kuzey cephesi bazen ıslak kalıyordu ama gerisi kuruyordu hemen!.. ateşi öğleden sonra yakarsa sorun olmazdı!.. hararetle sarıyordu gazeteleri!..<br />
İki kat sarım işi bitmişti; altta naylon üstte gazete!.. Sabahın körüydü!.. çiğ kurumamıştı daha!.. Birkaç saat sonra ateşe verecekti kulesini!.. Yine başka birinin olma şansı geldi aklına!.. hayal etti; uzun boylu geniş omuzlu falan olmasına gerek yoktu!.. erkek olsun yeterdi!..<br />
Öğlen olduğunda sabırsızlandı!.. biraz rüzgar vardı!.. yangını yayabilirdi!.. yıllardır yangın çıkmamış olması da şaşırtıcıydı zaten!.. Çakmağı çıkardı cebinden!.. salladı biraz ve ilk bacağı yaktı!.. tutuştuğuna emin olunca koşmaya başladı!.. ikinciyi de yaktı!.. rüzgar bu iki bacağa doğru esiyordu!.. sonra üçüncü sonra dördüncü!.. Ateş ilk iki bacakta daha yavaş ilerliyordu!.. uzun olan bacak aralarında ki zaman farkı böyle kapanıyordu ama yinede farklı boylarda yandılar!..<br />
*     *     *     *     *     *     *<br />
Ateş tepeye vardığında akşam olmak üzereydi!.. “Bu gece otelde yatacağım ve dışarıda insanlar varmış gibi hissedeceğim!..” dedi kendi kendine.<br />
Rüzgarın estiği yöne küller uçuyordu!.. Küllerin içinden bir şey göründü!.. gözlerini ovuşturdu!.. saatlerdir ateşi izliyordu, yanılıyor olmalıydı!.. Ateşin karşısından biri geliyordu, bir insan evladı!.. Elini kolunu sallaya sallaya yaklaştı ona ve yanı başına çöktü!.. konuşmayı erkek başlattı!..<br />
E: Neden Yaktın?<br />
K: Bilmiyorum!. Senin için değil!.<br />
E: Bir işaret değil yani?!..<br />
K: Hayır!.. Bir heyecan hissetmek istedim!..<br />
E: Hissettin mi?<br />
K: Evet!.. Sararken defalarca düşme tehlikesi yaşadım!.. Tepesinde olmak mükemmeldi!.. Yarın buradan ayrılıyorum!..<br />
E: Yalnız ikimiz kaldık biliyorsun değil mi?<br />
K: Seninle yatmak istemiyorum!..<br />
E: Ben istiyorum!..<br />
K: Aslında bende biri olsa diyordum ama şimdi vazgeçtim!.. tarihin sonu olacak sevişirsek!.. bizim nasıl yok olduğumuzu merak edecek sıradaki zeki canlı!.. araştıracak!.. burada bir şeyi yok edip yerine başka bir şeyin başlayacağını bilemenin keyfi var!.. Halbuki sende yalnızca orgazm var!.. hem şu tavırlarına bak!.. Bulunmaz Hint Kumaşı kadar değerli olabilirsin ama bende en az senin kadar değerliyim!.. ama beni başka birini bulamamakla tehdit ediyorsun!.. Benim için yel değirmenimi tamir edip bahçemi düzenlemek ve televizyon izlemek var artık!..<br />
E: Ama!.. ama doğru söylüyorum!.. Başka biri yok!..<br />
K: Sen öyle san!..<br />
Kadın otele gitti ve artık biliyordu ki sayısı çok olmasa da dışarıda insan vardı!.. kapısını kilitledi ve içeri yansıyan alev ışıklarını seyretmeye koyuldu!.. elini bacak arasına sokup kendini tatmin etti ve uyudu!.. Hemen yanı başında erkek vardı ama onunla işi yoktu!..<br />
Ertesi sabah!..<br />
E: Gidiyor musun?<br />
K: Evet!<br />
E: Bu son şansın! Gidersen tekrar görüşemeyiz!<br />
K: Hayır son şansım değil! Kendine iyi bak! Evime geri dönüyorum ve seni 4 ila 6 pedal sonra unuturum!<br />
E: Bende seni unuturum! Yaşayan başka bir kadın bulduğumda!<br />
Ayrıldılar ve ikisi de artık tüm dünyanın hükümdarı olmadıklarının farkındaydılar!.. Şehrin çıkışında arkasına dönüp meşalesini izledi kadın!.. Kafasını sallayıp yoluna devam etti!..<br />
Bukowski&#8217;ye selam olsun!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hur-hayvanat-bahcesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bush&#8217;a ithâfen..</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/busha-ithafen/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/busha-ithafen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 15:02:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AKA</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<category><![CDATA[42 numara ayakkabı]]></category>

		<category><![CDATA[akardic]]></category>

		<category><![CDATA[ali kadir ardıç]]></category>

		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>

		<category><![CDATA[bush]]></category>

		<category><![CDATA[bush ayakkabı]]></category>

		<category><![CDATA[bush ayakkabı fırlatma]]></category>

		<category><![CDATA[oyun]]></category>

		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Demokrasi dedin, yedin bitirdin.
Ülkeye demokrasi yerine, sömürge getirdin..
Bir gramlık şerefin vardı, onu da yitirdin.
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..
Kurdun darağacını, astın Saddam&#8217;ı,
Son kez gördün, Saddam&#8217;daki endâmı,
Badigard tutmuşun, kendine Van Damme&#8217;ı,
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..
Kazık attın ülkene, demir kuşlar misâli,
Sıfatına bi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrasi dedin, yedin bitirdin.<br />
Ülkeye demokrasi yerine, sömürge getirdin..<br />
Bir gramlık şerefin vardı, onu da yitirdin.<br />
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;<br />
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..</p>
<p><span id="more-157"></span>Kurdun darağacını, astın Saddam&#8217;ı,<br />
Son kez gördün, Saddam&#8217;daki endâmı,<br />
Badigard tutmuşun, kendine Van Damme&#8217;ı,<br />
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;<br />
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..</p>
<p>Kazık attın ülkene, demir kuşlar misâli,<br />
Sıfatına bi bakan, sanar hayvan emsâli,<br />
Petrol zengini, George W. Şeftali,<br />
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;<br />
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..</p>
<p>İsrail&#8217;e dayı oldun, Ortadoğu&#8217;ya ayı,<br />
Aman ha dikkat et, boşta kemanın yayı,<br />
Haşemayla çık kürsüye, takip et modayı,<br />
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;<br />
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..</p>
<p>Tüm vatandaşların, Obama&#8217;yı seçtiler,<br />
Sen daha ölmeden, kefenini biçtiler,<br />
Bush&#8217;tan adam olmaz diye, son dakika geçtiler,<br />
42 numara ayakkabı, küçük gelir sana Bush;<br />
Seni adamdan sayanlar, ya haindir yada puşt..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/busha-ithafen/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yığılca, Alabalık ve Kız Çocuk</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/yigilca-alabalik-ve-kiz-cocuk/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/yigilca-alabalik-ve-kiz-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 22:31:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Biraz su istiyordu canım!.. Bulamadım elbet!.. Yanımdan akan dereye eğilip falanda içemiyordum!.. Yukarda bir köy varsa su kirli demekti!.. tiksinmiştim bir kere; varlık içinde yokluk!..  Üstümde beyaz bir pantolon ve gıri bir t-shirtle balık tutma fikrinin gayet abes kaçtığının farkındaydım!.. Saçlarımın uzunluğu da bulunduğum coğrafyaya uygun değildi!.. Düzce’nin ilçesi, tutucudur buralar!.. Epeyce bir süre ilerledikten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz su istiyordu canım!.. Bulamadım elbet!.. Yanımdan akan dereye eğilip falanda içemiyordum!.. Yukarda bir köy varsa su kirli demekti!.. tiksinmiştim bir kere; varlık içinde yokluk!..  Üstümde beyaz bir pantolon ve gıri bir t-shirtle balık tutma fikrinin gayet abes kaçtığının farkındaydım!.. Saçlarımın uzunluğu da <span id="more-182"></span>bulunduğum coğrafyaya uygun değildi!.. Düzce’nin ilçesi, tutucudur buralar!.. Epeyce bir süre ilerledikten sonra karar verdim ki otostop olmadan olmayacak bu iş!.. Bir balık çiftliğinin reklamını okuyup duruyordum!.. Alabalık tutmanın oltayla olmayacağını da en az 50 ağızdan duymuştum!..<br />
 Elimi ilk kaldırdığım araç durdu!.. bindim!..<br />
- Daha yüksek bir yerlere gidiyorsun di mi abi? –mal mal baktı yüzüme- Yani –diye ekledim- alabalık tutacağım!..<br />
- Ağsız tutulmaz alabalık –deyip çokbilmişliğe vurdu hemen-<br />
- O zaman beni şu alabalık tesisine bırakıver!..<br />
- Yol ayrımında bırakırım!..<br />
- Tamam abi canın sağolsun!..<br />
Yol ayrımında bıraktı beni!.. Alabalık tesisin yol ayrımın bir benzinlikle süslenmesi iyi olmuştu!.. Benzinliğe girip bir bardak su istedim!..<br />
- Ah be yavrum susamışsın sen!.. – dediğinde ağabeyin neden yakınacağını anlamıştım aslında ama konuyla alakalı değil diye söylemez sandım ve ona doğru bakma hatasını yaptım- benzine zam gelmiş!.. Şimdi bende zamlı satacağım ama gelip gecen soracak, işkillenecek!.. Aha işte zam geldi mi? gelmedi mi? –televizyonu gösterdi ve günün ikinci salaklığını yapıp televizyona da baktım!.. fırça yer gibi bir muhabbetin tam ortasına düştüm!..-<br />
- Abi alabalık tutacaktım ben!..<br />
- Dağlarda olur!.. ağsız tutamazsın!..<br />
- Sağol abi!..<br />
Benzinciden çıkıp dağlara şöyle bir baktım; uzaktı!.. Saat daha 9 gidilmez değil!.. Yürümeye başladım!.. İnsan yoğunluğunun düşük olduğu yerlerde yabani hayvana rastlama riski yüksektir!.. Bir köye rastlamak için dua etmeye başlamıştım!.. İki güzel köprüden geçtim suyun kalınlığı azalıyordu; manzara ise kusursuza koşuyordu!.. Uzaktan 10 kilometre uzakta görünen bir köyün 3-4 kilometre sonra başlaması büyük şans olmalı ama aklımdan devamlı şunu tekrarlıyordum; “Saçın uzun ve kulağında küpe var!.. unutma ki burası Düzce Yığılca!.. tututcuuu tutucuuu!..” Kimseyle muhatap olmayarak ilerliyordum!.. hoş zaten muhatap olacak kimse de yoktu köyde .manı koyyim!.. Susadım tekrar!.. Sesini duyana kadar fark etmediğim bir teyze haykırdı arkamdan; “geliiin nereye gidiyon!..” aslında dönüp bakmayacaktım; ama muhtemel soğuk su kaynağına böyle bir kabalık yapamazdım!.. Gayet sakin döndüm; “Teyze ben senin gelinin değilim!.” Dedim ve hayatım boyunca o yaştaki bir teyzeden görebileceğim en sağlam ceylan sıçrayışını gördüm!.. Teyze bir daha haykırdı; “aboooov” içerden tekrar haykırdı; “oğlan mısın sen?” Bunun ne anlama geldiğini bilen bilir bilmeyene de bilenler anlatır!.. “yok teyze erkeğim” deyince dışarı çıktı!.. Beni baş aşağı sakince süzdü!..”teyze” dedim; “soğuksuyun var mı?” Teyze ceylan gibi sekip duruyordu!.. İçeri koştuğunu gördüm bir, birde kapıda belirdiğini gördüm!..”al” dedi!.. bu nazik hali olsa gerek!.. Ben sürahinin rengini şuan turuncu hatırlıyorum ama renkler yanıltır zamanla değişir!.. Bu kadar kısa sürede gelen suyun bayat ve sıcak olması en büyük ihtimaldi!.. birazdan tiksine tiksine içeceğim su yani!.. Yavaş yavaş yaklaştı su bana yada sıcak sudan tiksindiğimi aklıma getirdiğim için süre bana bir asır gelmişti yada çok susuz olduğum için sabrım bana bunu yaşattı!.. Sürahinin içini gördüğümde kendimden geçecek kadar sevinmiştim!.. kendime fısıldadım bir an; “taşkınlık yapma!.. teyze ürker!&#8230;” Sürahiyi ağzıma dayayıp içmeye başladım!.. Mükemmeldi, bir sürahi dolusu soğuk ayran!.. şaşkındım bir yandan!.. ikinci sürahiyi istemedim ama o önerdi!.. Ben reddettim nazikçe ve alabalıkları sordum!.. Oda dağlara gönderdi beni, birde uyardı;”domuz var; dikkat ol!” Uzun bir teşekkürden sonra gelini sarışın kendi kapkara teyzeyi arkamda bıraktım!.. biraz daha ormanlık bir alana geldim!.. Tahta köprülerden geçmek çok eğlenceliydi!.. Epey uzaktan odun taşıyan kadınlar göründü; paytak paytak ilerliyorlardı!..<br />
Akarsudan uzaklaşmak kaybolmak anlamına geliyordu!.. Derenin birkaç yerinde düştüm; en çok kıçım ıslandı. Soğuk suda Islanıp biraz yürüyünce tuvaletiniz geliyor; ikisi birden hem de!..<br />
Dere düzleşti bir anda!. Bu dağa yakışmayacak aptal bir düzlük!.. alabalık yemek geldi aklıma!.. (ertesi sene eti bıraktım ve yaklaşık 5 sene yemedim!.. Yine bırakırım şu ara!) sonra suda bir kımıldama gördüm!.. bir balık, benim kadar vardı büyüklüğü!.. su yayılmıştı derinliği azdı!.. Hızlanmaya başladı; fark etmişti beni!.. bende hızlandım; suyun içinde koşmaya başladım!.. su benim hızımı keserken onunkini arttırıyordu!.. koştum (bir ara suyun üstünde yürüyebileceğimi düşündüm) ve sonuç olarak düştüm!.. artık yalnızca kıçım değil her yerim sırılsıklamdı!.. kurulanmam da gerekiyordu!.. Balık ta gitti!.. Artık acıkmıştım da!.. küçük balıklardan birkaç tane tutmam gerekebilirdi ama işediğimi de fark ettim!.. kurulanmak yetmezdi yani aslında!..<br />
Dere daraldı iyice!.. kayalıktı artık çevresi!.. her yer kayalık oluncaya kadar yürüdüm!.. Balığı çıkaramıyordum aklımdan!.. avlanmak zordu ama tutmak istiyordum bir şeyler!.. Kamış yapıp ucuna misina taktım!.. Kancasıyla mantarını düzelttim ve sıçmaya gittim!.. yanımda yem olabilecek hiçbir şey getirmemiştim!.. sinek avlamak için kendi dışkımı kullandım!.. bir kayanın arkasına geçip pozisyon aldım!.. balıklar beni görünce korkmasın diye!.. dayım “akıllı balıklar” demişti alabalıklar için!.. sonra 1-2 küçük ve 1-2  büyük balık tuttum ama büyük ihtimal alabalık değillerdi!.. Yedim hemen pişirip!.. açlığımın %2 si geçmişti!.. Bıraktım tutmayı!.. sigara içip midemi yatıştırıyordum!.. açlık hissetmem pek ama midem bir şeyler istediğini sağlam belli ediyordu!.. ağrıyordu da!.. 3 sigara sonra yine döndüm balık tutmaya ama ne fayda; hiçbir şey gelmedi ne büyük ne küçük!.. Dere boyu aşağı ineceğim kesinleşti!.. toparlandım!.. Demin bahsettiğim odun taşıyan kadınlar önümden geçti yanlarında da ince bir odunu omzuna vurmuş zayıf bir çocuk!..  çocuk bana ucubeymişim gibi davrandı!.. kendimi durdurdum korkutmamak için; soru sormamak için!.. Ürkütünce bağırmasından korktum!.. Onun gittiği yolun ters yönüne girdim! niye böyle bir salaklık yaptım bilmiyorum!..  kendi söylediğimi unuttuğumu fark ettiğimde yol diye de bir şey kalmamıştı!.. hem dereden uzaktım hem de yolu kaybetmiştim!.. Hoş yabani hayvanlardan korktuğum yoktu!..(altıma sıçmamı saymazsak!..) ama yinede insan kaybolunca panik yapıyor!.. Çalı çırpının arasından geçerken sağım solumda çizildi!.. hatta düştüm ve sağlam yaralandım!.. gören şehirde büyüdüm sanırdı; o kadar çok yaram oldu!.. aslında alabalık çiftliğinin yanı başına çıkmam şans mı yoksa ben kasti olarak mı o tarafa gittim bilmiyorum!.. iç güdüm yok olsa gerek; homosapien olduğuma göre!.. Alabalık görmek istedi canım iyiden iyiye!.. girdim tesise; güzel masaları vardı doğrusu ama feleğin kulu yoktu!.. sahibi de yoktu!.. Sonra “kimse var mı?” diye bağırdım!.. bir amca çıkageldi!.. tıraşlı falan; giyimi de güzel!.. biraz muhabbet ettik, dayımın yeni orman avukatı olduğunu falan söyledim!.. inanmadı!(bende dayımın nişanlanmasına inanamamıştım!.. ilçedeki diğer avukat dayımla bizi sokakta gezerken görüyor!.. arkadan görünce tabi;”ne şanslı adam nişanlısı da uzun boylu” dior!.. sonra lokalde karşılaştığımızda gerçekler ortaya çıktı!..) Balıkların fiyatını sordum; şöyle kolumun dirsekten aşağısı kadar olanlar 10 biraz küçükleri (eli koparın) 8 daha küçükler ise 6 liraydı (keza onlarında tekiyle eve varacak gücüm olurdu!.. cebimde para vardı ama inat etmiştim kendim tutup kendim yiyecektim!..<br />
Dönüş yolu kesinlikle daha kısaydı!.. otostop yaptım bol bol!.. yolum yine aynı ayrıma düştü!.. benzinci!.. Bir şebeklik yaparak içeri girdim (hani emmiyle muhatap olduk ya götümüz kalktı) emmim şaşkın şaşkın baktı bana, hafifte sinirli!.. yanındaki küçük kız fark etti olayı; “baba bu sakın amcamla tanışıyor olmasın!..” dedi!.. rastlaya rastlaya ikiz benzinciler rastlamıştı!.. içimden okkalı ve uzun bir küfür salladım!..<br />
Bayır aşağı yürürken ters yönden gelen kamyonun arkasında ki çocuklar muhabbetimizi arttırdı; “yavrum benim nasılda kıvırıyor!.. kıça bak kıça!..” diye haykırdı bir tanesi!.. sonra arkama dönüp hareket çektim!.. kıçım konusunda haklıydılar; çamurlanınca beyaz pantolon epey çekici olmuş olsa gerek!.. sonra hafiften de kıvırırım zaten!..çocuklar yüzümü görünce malumunuz cümleyi kurdu; “anaaa oğlanmış lan bu!..”<br />
Şöyle ki etrafta araç falan yoktu!.. ama şans dönecek yeri biliyor!.. bir ticari taksi müşterisini bırakıp dönüyordu!.. bende el yaptım durdu!.. “param yok!..” dedim “beni bırakır mısın!.. o da evine gidiyormuş bırakabildiği yere kadar götürdü!.. Yığılca’ya yakındım artık!.. susamıştım yeniden!.. önümde uzun yol yoktu ama susuzluk dayanılır gibi değil!.. bir eve uğradım yolun kenarında!.. adam karısıyla bir şeyler yapıyordu!.. su istediğimde adam bana caniymişim gibi baktı!.. Neyse suları soğuktu en azından!.. Yığılca’nın girişine doğru küçük bir sanayi sitesi var!.. emmim de dükkanının önünde çalışıyordu!.. tam önünden geçerken aramıza otobüs girdi ve amcam arada espri yaptı aklınca; “laaan bu kız mı yoksa oğlan mı?” otobüs geçtiğinde karşısında dikiliyordum;”yok bilemedin amca” dedim “erkeğim!..”<br />
Yığılca’daydım sonunda!.. Dayımı buldum hemen!..<br />
- Nerdesin sen?<br />
- Anlatırım!..<br />
- Nereye gidiyon?<br />
- Köprüye!..<br />
Köprüye giderken insanlardan daha da tiksindim!..<br />
Köprüde durup balıkları izledim!.. Bir kız çocuğu (tahminim daha regl olmamış) yanıma yaklaştı (peşinde de sürüsü) Hayatta böyle bir tepki beklemezdim yığılcadan!..8ölüykende beklemezdim!)<br />
- Abi!<br />
- Efendim ağabeycim!<br />
- Saçların gerçek mi; peruk mu?<br />
- Gerçek!<br />
- Dokunabilir miyim?<br />
- Tabi!. -Eğildim!..-<br />
- Çok güzel saçların var!<br />
Ona ve kuzenleri olduğunu  düşündüğüm 7 ila 8 çocuğa (yolda çoğaldılar) bu iltifatın ve vermiş olduğu umut duygusunun hatırına kola ısmarladım!.. dayımı tekrar bulup karnımı doyurup su içtim!.. Akşam dayıma gördüğüm tabelaları okudum!.. haritadan baktı!.. oun hesaplarına göre yalnızca 14 km yürümüşüm akşama kadar; geri kalan otostop!..<br />
İşte şimdi bu boktan romantik yazıyı yazarken o küçük kız liseye gidiyor olsa gerek!.. &#8220;Çocukluğunu bu kadar güzel sergileyen başka bir yaratık yok herhalde insandan başka!?&#8221; dedirtti ya o gün bana!..  Onu çok yakınımda hissediyorum!..<br />
Kız çocuğu sahibi olabilme şansım adına!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/yigilca-alabalik-ve-kiz-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece Bekliyorum</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sadece-bekliyorum/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sadece-bekliyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 14:21:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alpay_9108</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Nedir boğazımdaki bu acı
Ve o acının gözüme yansıması gözyaşları
Nedir ben mutlu olduğumu sanırken ara sıra ortaya çıkan üstü kapatılmış kandırıldığımın itirafçıları
Ve o itirafçıların sonucu ortaya çıkan aldatılmış umut yandaşları
Nedir bunlar
Gittiğinin kanıtları mı?
Madem gittin niye her şey sen varmışsın gibi davranıyor
Niye her yerde adın karşıma çıkıyor
Niye yalnızlığı değil de seni hissediyorum
Ve niye hayallerimde yanımdaki parçamda senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nedir boğazımdaki bu acı</p>
<p>Ve o acının gözüme yansıması gözyaşları</p>
<p>Nedir ben mutlu olduğumu sanırken ara sıra ortaya çıkan üstü kapatılmış kandırıldığımın itirafçıları</p>
<p>Ve o itirafçıların sonucu ortaya çıkan aldatılmış umut yandaşları<span id="more-151"></span></p>
<p>Nedir bunlar</p>
<p>Gittiğinin kanıtları mı?</p>
<p>Madem gittin niye her şey sen varmışsın gibi davranıyor</p>
<p>Niye her yerde adın karşıma çıkıyor</p>
<p>Niye yalnızlığı değil de seni hissediyorum</p>
<p>Ve niye hayallerimde yanımdaki parçamda senin siman yaşıyor</p>
<p>Evren geleceğini mi haykırıyor</p>
<p>Beklememi mi öğütlüyor sabrıma</p>
<p>Sıradan bir aşk mı bu</p>
<p>Güçsüz mü nefretle bitecek kadar umudu</p>
<p>Yoksa bütün sonların paydosu mu?</p>
<p>Ve kusursuzluğun koruyucusu</p>
<p>Düşünüyorum, ağlıyorum, ümit ediyorum</p>
<p>Ama bir şekilde bekliyorum</p>
<p>Geri döndüğünde yalnız kalmaman için bekliyorum</p>
<p>Sadece bekliyorum</p>
<p>Unutmamanı umuyorum</p>
<p>Unutmamamı umuyorum</p>
<p><!--more--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sadece-bekliyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zehirli Sarmaşık</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/zehirli-sarmasik/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/zehirli-sarmasik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 21:29:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[ Evinin önünden çıkıncaya kadar güzeldi. Kapıyı terk edip 2-3 adım attığında çirkin bir surat, şişkin bir vücut haline geliyordu. İnsanlar ona baktığında tiksinirlerdi.
 
 Akşam olup evine döndüğünde insanların kendini ilgilendirmediğini tekrar tekrar söylerdi kendine; “hepsi kendilerine aşık ipneler topluluğu!..”
 Kapıdan çıktı ve yine çirkindi işte. Bütün hayatını bu evde geçirmişti. Eve girdiğinde diğer insanlarda çok daha güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Evinin önünden çıkıncaya kadar güzeldi. Kapıyı terk edip 2-3 adım attığında çirkin bir surat, şişkin bir vücut haline geliyordu. İnsanlar ona baktığında tiksinirlerdi.<br />
 <br />
 Akşam olup evine döndüğünde insanların kendini ilgilendirmediğini tekrar tekrar söylerdi kendine; “hepsi kendilerine aşık ipneler topluluğu!..”<span id="more-181"></span><br />
 Kapıdan çıktı ve yine çirkindi işte. Bütün hayatını bu evde geçirmişti. Eve girdiğinde diğer insanlarda çok daha güzel oluşunu evin lütfü zannederdi. Herkes günün 8-9 saati onun sesini duyardı. Çok beğenirlerdi. Santral görevlisi olmasında bunun büyük etkisi olmuştu.<br />
 Liseyi bitirdi ve en yakın üniversitede Bilgisayar Mühendisliği okudu. Gözlerinin içindeki parlaklığın etkisinin üstündeydi her zaman çirkinliği. Okul bittiğinde ancak bu işi bulabilmişti.<br />
 O sabah biraz geç kalktı sabahtan Kapının etrafındaki sarmaşığın çiçeklerini kapattığını gördü. Alelacele giyindi ve dışarı attı kendini. İşe ilk kez geç kalıyordu. İlk kez  bir yerlere geç kalıyordu. Çocukluğunda dahi dakikalar zilden önce ulaşırdı okula ve yerini alırdı sabah içtimasında.<br />
 İş yerine vardı!.. Uzuuun bir yol gelmişti işinin yolu. Çok yorgun hissediyordu kendini. Hemen müdürün odasına girip özür dilemek ve mesaisine başlamak istiyordu.<br />
- Merhaba efendim!..<br />
- Hoş geldiniz Ne istemiştiniz?..<br />
Kız duraksadı; işten atılmış olmaktan korkuyordu ama adam onu tanımamış gibi davranıyordu!..<br />
- Geç kaldım, iş başı yapabilir miyim?<br />
Bu seferde adam duraksadı ve kadına baktı. Ne zaman işe almıştı ki onu?!<br />
- Ben siz… -diye kekeledi!..- Yoksa siz ?..  Siz 7 numaralı santraldeki çalışan mısınız? –diyebildi sonunda-<br />
- Evet<br />
- İii iyi!.. –diye kekeledi- Başlayın mesainize!..<br />
- Sağ olun efendim!..<br />
Dedikten sonra geçti kabinine!.. Başladı gelen soruları cevaplamaya!.. Bu gün çok daha çirkin olmalıyım yoksa niye şaşırsın patron diye düşündü.<br />
 Üniversite yılları çok kasvetli geçmişti. Gençler, her konuda tartışan gençler, gülüşen gençler ve hepsi hakkında bilgisi olmasına rağmen hiç kimseyle konuşamayan o!.. Onları izleyemezdi bile; dinleyemezdi. Yumrularla dolu vücudu ve yüzünden korkarlar, tiksinirlerdi. Bugün müdür ona ilk kez ilgiyle bakmıştı aslında ve hatta iştahla. Bir gariplik vardı; ama neydi?<br />
 Mesaisi bitip eve dönerken iki genç ona bakarak aralarında fısıldadı; “Abi şöyle bir karım olsun cümle alem beni sikmiş olsun!..” Kız utandı dönüp bakamadı bile gençlere!..<br />
 Eve dönmeden hemen önce gördü mucizeyi!.. Bir vitrinde; güzeldi, en az evdeki kadar güzeldi. Panikledi bir an!.. Koşarak eve girdi. Yoksa ev onu terk mi ediyordu? Son lütuf olarak sokakta güzel görünmesine izin mi vermişti? Kafası allak pullaktı. Sonra bağırmaya başladı eve;<br />
- Tamaaaam! Tamaaaaam! –ağlıyordu-<br />
- N’olur çekme lutfunu üstümden. N’olur hep çirkin olmayayım. Sana sığındığımda olsun güzel olayım. Söz veriyorum; bir daha asla ama asla geç kalmayacağım.<br />
Sabaha kadar ağladı kız ve sabah tan vaktinde çıktı evden. Kapıdan çıkıp 2-3 adım attığında döndü ve o muhteşem çiçeklere baktı. Kapısının önünü süsleyen kızıl çiçeklere!.. Onlar yalnızca günün ilk saatlerinde açar ardından kapatırlardı çiçeklerini ve hiç solmamışlardı çocukluğundan bu yana!.. Onları çok severdi kız!.. Biraz daha ilerledi. Kendini çok yorgun hissetti. Dizlerinin üstüne düştü ve gökyüzüne baktı; sonra geriye doğru yıkıldı. Gözlerini kapıya doğru çevirdi ve oracıkta can verdi. Ev onu terk etmişti ve çiçekler sanki kıs kıs gülüyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/zehirli-sarmasik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çarşafımla Aram İyi</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/carsafimla-aram-iyi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/carsafimla-aram-iyi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 15:27:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Çarşafımı öyle seviyorum ki!.. inanamamak gibi bir his var içimde!.. aramıza girmeye niyetli birileri yok!.. çıplak yattığım için doya doya dokunuyor bana çarşafım!.. devamlı değiyor tenime; her yerime!..  gözlerimin açılışında çarşaf kapanışında çarşaf ve hep çarşaf!.. yorganla aram yok; yaz günleri!.. malumunuz hava sıcak; üstüme çıkmaya çekiniyor!..
 Yaklaşık 5 aydır çarşafımla arma kimse giremedi!.. öylesine hoşnut [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çarşafımı öyle seviyorum ki!.. inanamamak gibi bir his var içimde!.. aramıza girmeye niyetli birileri yok!.. çıplak yattığım için doya doya dokunuyor bana çarşafım!.. devamlı değiyor tenime; her yerime!..  gözlerimin açılışında çarşaf kapanışında çarşaf ve hep çarşaf!.. yorganla aram yok; yaz günleri!.. malumunuz hava sıcak; üstüme çıkmaya çekiniyor!..<span id="more-180"></span><br />
 Yaklaşık 5 aydır çarşafımla arma kimse giremedi!.. öylesine hoşnut ki çarşaf!..<br />
 O gece yine bir girişimde bulundum, bir bara oturup uzun uzun içtim ve birinin gelip benimle konuşacağını umdum!.. boş hayal!. Hoş rastladıkları da oluyor ama ne yazık ki cüretkar kadın bulmak zor!.. birinden hoşlanan bir arkadaşım geldi aklıma şimdi!.. çok tuhaftır ki önceden çoook uzun bir prova yaptı ve ardından telefonu açıp doğru cevapları bekledi!.. ama cüretkar değildi!.. tuzak kuruyordu!.. şimdiye kadar bir anda gelip benlen yatmak istediğini ima edebilecek kadar cüretkar bir kadınla dahi karşılaşmadım!.. ama olur ya rastlarsam emin olun onu epey mutlu ederim!..<br />
 Neyse uzun uzun içip boşa kürek çekiyordum!.. biri düşmeyince ben atağa kalktım!.. birde ne göreyim atağımın karşılığı çabuk geldi!.. yalnız oturuyordu!..<br />
- pArdon oturabilir miyim?<br />
- HAYIR!.<br />
- ayakta beklerim o zaman!<br />
- Kafana göre!.<br />
Yarım saat kadar garsonun önünü tıkadım ve küfür yedim!.. içkileri kendim almaya başladım sonra!.. dikilmeyi bırakmadım ama!..<br />
- gerçekten böyle dikilecek misin?<br />
- EVET!.<br />
- Neden?.. hayırdan anlamaz mısın?<br />
- çarşafım!<br />
Doğrusu pek anlamam “HAYIR” dan!.. böyle bir müziğe 2 onda 5 saattir katlanıyordum!.. çarşafımı aldatmaya niyetliydim!.. 15 dakikalık bir boşluktan sonra yine konuştuk!.. bu sefer o da ayaktaydı ve bu iğrenç müzikte dans edilebileceğini sanıyordu!.. gerçekler acı; müzik iğrenç ve ben dans etmeyi bilmem!..<br />
- sana bir şans!<br />
- ben şanslıyım zaten!.<br />
- küstah<br />
- saol!..<br />
beni çekiştirdi!..<br />
- ben beceremem!..<br />
Uzanıp küçücük bir dudak değdirdi!. Sanki ben abazanım!.. (öyleyim)<br />
- rüşvet mi?<br />
- ön ödeme!<br />
- Yine de beceremem!.<br />
- Neyi becerirsin!?<br />
- Geç gelirim ve ellerimi devamlı vücudunda gezdiririm!..<br />
- Sen türk müsün?<br />
- Hayır gürcüyüm<br />
- Cüretinden belli!. Defol başımdan!..(sanki ben öptüm beni)<br />
İşte bir atağı daha dayak yemeden atlattım!.. o gidip tek başına dans etmeye başladı(bu dansı neden ederiz anlamam! dans koymayız, dans yolmayız; ederiz!) bende dikilmeye devam ettim!.. bir his “oldu lan” diyordu!.. keza olmasa da olurdu artık!.. stresten olacak; şevkim kaçtı!..  garsondan hesabı istedim ve inanılmaz bir ücret ödedim!.. kuyruğumdaki kazığın acısı yürümeme engel olsa da çıkacaktım!.. tam kapıya ulaştım, elimde bir el hissettim; çok geçti param bitmişti!.. akamı dönüp terslemeye karar verdim ama akamı döndüğümde hiçbirşey yapamadım!..<br />
- noldu?<br />
- Nereye?<br />
- Senin hesabını ödeyecek param kalmadı!..<br />
- Boşver!. Ben öderim!..<br />
- İyi öde!.. ben gider!..<br />
- Nereye?<br />
- Daha otostopu var bu işin!.. tecavüze uğraması var!.. hala ayaktayken şansını teptin ya!..<br />
- Ne?<br />
- Bu müziği sikiyim!..<br />
- Başka bir yerde bir şeyler içer misin?<br />
- Olur!.. hadi bişeyler alıp senin eve gidelim!..<br />
- Peki!.. ama karşıya otostop çekecek param var!..<br />
- Sende mi?<br />
- Şaka şaka!..<br />
Şaka anlayışına içimden uzun uzun küfür saymaktaydım ki küfrü kesip beni çekiştirdi!.. “hadi!..” iştahım kaçtı ama yine; bunu açık açık söyledim!..<br />
- ne demek iştahım kaçtı?!..<br />
- kaçtı işte!<br />
- Nasıl açılır?<br />
- Bilmiyorum!.. aylar sürüyor bazen!..<br />
- Evde deneriz!..<br />
- Benden fazla istiyon!..<br />
- Evet, biraz!..<br />
- Çok mu içtin!..<br />
- Evet, biraz<br />
- Sevgilinden mi ayrıldın?<br />
- Evet, çok!..<br />
- Neye çok?<br />
- Sevgilimden ayrılalı çok oldu!..<br />
- Kaç bira içtin?<br />
- Çok!..<br />
- Kaç?<br />
- 20!<br />
- Yalan!..<br />
- Yalnızca 5 bira!..<br />
- İyi; sızmaz, kusmazsın dimi?..<br />
- Hayır!..<br />
- İyi!..<br />
Deminki küstah kadın yoktu artık!.. dışarı çıktık!.. ben daha çok içmiştim; hem sızabilir, hem kusabilir hem de ölebilirdim!.. bir taksi çevirdi; evinin yolunu tuttuk!.. hayatı boyunca içtiği ikinci içkisini içtiğini takside öğrendim!.. bir tekel bayiinde durduk; 4 şarap ve 6-8-10 çift bir sayıda bira aldık!.. eve girdiğimizde ben şarabın birini bitirmiştim!.. tuvalete koştum!..              çiş-bok-kusmuk ne varsa boşalttım!.. iştahım yanına döndüğümde hala yoktu!.. biraz daha içtim, o da içti!.. tuvalete koştu!.. ne varsa çıkardı!.. döndüğünde eğilecek halde değildi!.. kendini benim yanıma salıp bir öpücük kondurdu!.. benim iştahım yoktu!.. şarabı burnunun önünde tutup biraz daha içirdim!.. yeni kustuğu öpücüğünün buz gibi olmasından belliydi ama içiyordu hala!.. bende içiyordum!..<br />
Biraz daha içtik; nede olsa içki yeterdi!.. sızardı birazdan; bende sızardım!.. bizim ufaklığın beni yarı yolda bıraktığı olmamıştır ama arada tekler böle ve haklı bir tarafı vardır!.. müzikle soyunma fiyaskosundan sonra kendini benim yanıma daha sert bıraktı!.. içki uzattım; aldı ve sanki şarap şişesine kızmışta kanını emiyormuş gibi asıldı!.. öylece uzana kaldı kucağıma.. ve uyudu!.. ufaklık ve bende uyuduk!.. müzik hala iğrençti!..<br />
Sabah uyandığımda ufaklık gelen çişin etkisiyle biraz irkilmişti!.. kafasını kucağımdan yavaşça çektim!.. çadırımı da alıp mutfağa koştum!.. geceden hazırlanmış bir kap soğuk su vardı!.. ben hazırlamamışsam da hazırlayandan pek bi hoşnut bahsetmeliyim!..  doğru o ara çok içmiyordum çünkü bulamıyordum!.. geri döndüm salona!..  uyanmamıştı!.. hafifçe itekledim!.. mırıldandı;<br />
- akşam neler oldu?..<br />
gözleri kapalıydı!.. cevap verdim;<br />
- hiçbir şey!..<br />
- neden?<br />
- Tuvalete gitmeliyim!.. gidip gelim konuşuruz!..<br />
Tuvaletten döndüğümde sigara yakmıştı ve hala çıplaktı!..<br />
- giyinirsin sanmıştım!.<br />
- Rahatsız mı oluyorsun?<br />
- Hayır!..<br />
- Bunları kimseye anlatmazsın değil mi?<br />
- “Kimse”yi tanımıyorum!..<br />
- Anladım!.. haklısın!..<br />
Yanına oturdum ve bir sigara yaktım birde bira açtım!.. çok ısınmıştı!.. hem mideyi mahveder hem de kıyak kafa yapar!.. ilk açtığımı ona uzatıp kendime bir tane daha açtım!.. bir elimi bacağının üstüne koyup iştahımın açılmasını bekledim!.. içmeye koyuldum!.. o da içti ,kökledi, bu seferde bira kutusuna kızmıştı ve kanını içiyordu!..<br />
- sanırım çirkinim!.. dikiş tutmaz ilişkilerim bundan olsa gerek!..<br />
- hayır!.. güzelsin!.. deyip dudağımın ucuyla yudumladım birayı!..<br />
- bende olsam terk ederdim!..<br />
- neden?..<br />
- önceki sevgililerinin terk etmesi yeterli!..<br />
- ama ne alaka ya!?.. onlarla ne alakası var<br />
- bu bir yarış!..<br />
- ne?<br />
- Bir yarış!.. “eski sevgili terk ettiyse vardır bi bildiği!.. daha iyisini bulmuştur ipne!.. bende bulcam iyisini!..” yarışı!.. bu şöle olur!.. eski sevgilini anlatır anlatır ve terk etti dersin!.. mevcuttaki sevgilin bunu demin anlattığım şekilde algılar!..<br />
- Çare?<br />
- Bende eski sevgililerimi anlatırım!.. çaresini bilmiyorum!..<br />
- Yani?<br />
- Dikiş tutmam!..<br />
Evet ufaklık moral bulmuştu!.. neyden esinlendi bilemem ama!.. biramı saça saça atladım üstüne!.. 2-3 hamlede bitirdim işimi!.. akşam geç gelir diye söz vermiştim ama; idare etsin artık!..  nefeslerim dindiğinde elbiselerime sarıldım hemen!.. gitmeye hazırlandım1..<br />
- Nereye?<br />
- eve!..<br />
- neden gidiyorsun?<br />
- Arkadaşlarım merak eder! (kimse bi yarak etmez, idarelik yalan!..)<br />
- İyi git!.. çirkinim işte!..<br />
Bizim ufaklık ikinci atışı geç yaptı!.. o da bir atış yaptı!.. ben yine elbiselere sarıldım; arkama bakıp “ sonra; tamam mı?.. sonra!..” dedim!.. “olur” dedi!..<br />
Bizim ufaklık 3 attığında o da atışta bana yetişti!.. ben yine elbiselerime sarıldım ve seslendi!..<br />
- nereye?..<br />
- bu sefer dönmem!.. gitmem lazım!..<br />
- tamam numaranı bırak!..<br />
- 0535 863 97 23 (yanlıştı büyük ihtimal, kıçımdan sıktım numarayı diye hatırlıyorum!..)<br />
- seni ararım!..<br />
bizim ufaklık 4 üncüyü attığında o bana takmıştı!..<br />
- gidicem diyorum!..<br />
- tamam!.. ararım seni!..<br />
kapıdan çıktım ve koşarak uzaklaştım!.. beni aramadı ama söylediğim gibi kıçımdan sıktım büyük ihtimal numarayı!.. bu olaydan sonra ufaklıkta istikrar tekti!. Ya tama dedi yada yok olmaz!..<br />
umarım ilişkilerinden birinde karar kılmıştır ve iyi gidiyordur!..<br />
böyle olsa gerek<br />
Kimse ulaşamadı hatta o en başarılarımız bile kendini yere bıraktı!..  uzağa diz üstü baka kaldılar!.. herkes bir çaresizlik içinde yere yığıldı!.. ne koşacak ne yürüyecek ne de kurnazlık yapacak haldeydik!..<br />
Biri bizi öylesine yormuştu ki hiç birimiz varmamıştık yolun sonuna!.. parmaklarımı kenetleyip alnımı onlara dayadım! Gözlerim sulu! yavaşça yere uzandım ve sırtım ıslanırken bulutları izleyecek gücüm bile kalmamıştı!.. benim kim olduğumu hatırlayamadım bir an!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/carsafimla-aram-iyi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Işıklara Sitem</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/isiklara-sitem/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/isiklara-sitem/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 18:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[Sahte yıldızlar sönün
                        Ve gölgeyi uzatan lambalar!..
Sönün göremiyorum gökyüzünü
            Ne karanlığını
                        Ne de milyarlarca yıllık yıldızları!..
Sönün hissedemiyorum alkolün ağırlığını
            Ne sevgilinin tenini
                        Ne de uykunun sersemliğini!..
Bir sis bulutu çöküyor şehirde geceleri
            Sokakları aydınlatıyor insanların korkuları!.
Ve ışıklarla zehirliyorlar geceleri!..
            Sönün  ki görelim yıldızları!..
Bizim gecemizi dolunayda aydınlatır!..
            Bizim gecemiz zehirsiz, duru belki tehlikeli ama sade gelir!..
Bizim gecemizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sahte yıldızlar sönün<br />
                        Ve gölgeyi uzatan lambalar!..<br />
Sönün göremiyorum gökyüzünü<br />
            Ne karanlığını<br />
                        Ne de milyarlarca yıllık yıldızları!..<br />
Sönün hissedemiyorum alkolün ağırlığını<span id="more-179"></span><br />
            Ne sevgilinin tenini<br />
                        Ne de uykunun sersemliğini!..<br />
Bir sis bulutu çöküyor şehirde geceleri<br />
            Sokakları aydınlatıyor insanların korkuları!.<br />
Ve ışıklarla zehirliyorlar geceleri!..<br />
            Sönün  ki görelim yıldızları!..<br />
Bizim gecemizi dolunayda aydınlatır!..<br />
            Bizim gecemiz zehirsiz, duru belki tehlikeli ama sade gelir!..<br />
Bizim gecemizde köpeklerin 4 bacağı olur!..<br />
            Kendi ürettiğimiz boktan tiksinip<br />
                        Işılarla zehirliyoruz geceleri!..<br />
            Sönün la .mına kodumun ışıları!..<br />
                        Gönül bu gün karanlıkta içmek ister!..<br />
Bir sokak öteden<br />
Her sabah aynı salakça şeyi yapmaktan bıkamamıştım!.. sokağın karşısından - o dar açıdan – geçenleri aptal aptal izlerdim!.. “o” geçtiğinde içeri girerdim!.. çekmek bile fayda etmiyordu. İzledim, yaklaşık 2 hafta kadar olmuştu fark ettiğim ve ben izledim sadece!.. ne bir istek ne bir eylem!.. öylece izliyordum ve geçince oturuyordum yerime!.. bir sabah – tahminimce iş yerinden arkadaşı – biriyle el ele geçti sokağın başından; her zamanki gibi eve oturdum; şarabımdan yudumlayıp 31 çektim!..<br />
Florasan<br />
Bir karabulut çöktü ve bir tuvaletin suyu geri tepti; kabus yalan oldu ve gerçekler kabustan ibaret!..<br />
Ağzını siktimin florasanı gerilim filminde gibi yanıp sönyor!.. öyle ki uyutmuyor ve ayık tutmuyor ve de konuşturmuyor!.. Kurbağa buldum bir tane daha!.. ilki gibi kıymadım canına!.. kaçtı, yavaştı ama uğraşlıydı!.. kesinlikle yaşamayı hakkediyordu benim aksime!..<br />
Birkaç kırık dal sesiyle derdim var!.. kulaklarımı tırmalayıp beni uykumdan uyandıran dallar!..<br />
Cebim hep delikti ama bu sefer gerçekten çaresizim!.. para var alacak içki yok!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/isiklara-sitem/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurbağa</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/kurbaga/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/kurbaga/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 09:38:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Her sabah beraber kalkar temizlik yapardık. Uyuşuk uyuşuk hareket eder iki zıplar otururdu!.. gözlerinin pörtlekliğiyle dalga geçerdik. Beni dahi yıldırdı hareketleri. Yorgun miskindi…vantuzlarıyla cama yapışırdı. 
 Sabahları temizliği yapmaya başkaları geldi. Dev kurbağa küçüldü küçüldü küçüldü, küçücük olmuştu!.. vıraklamıyordu!.. zıplamıyordu!.. sırtımda tüfek asfaltla çimen arasındaki ayrımda denge oyunu oynarken gece lambasının dibinde buldum onu. Tekmeleyerek açığa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her sabah beraber kalkar temizlik yapardık. Uyuşuk uyuşuk hareket eder iki zıplar otururdu!.. gözlerinin pörtlekliğiyle dalga geçerdik. Beni dahi yıldırdı hareketleri. Yorgun miskindi…vantuzlarıyla cama yapışırdı. <span id="more-177"></span></p>
<p> Sabahları temizliği yapmaya başkaları geldi. Dev kurbağa küçüldü küçüldü küçüldü, küçücük olmuştu!.. vıraklamıyordu!.. zıplamıyordu!.. sırtımda tüfek asfaltla çimen arasındaki ayrımda denge oyunu oynarken gece lambasının dibinde buldum onu. Tekmeleyerek açığa çıkardım!.. söğütten bir dal koparıp dürtükledim; zıplamadı. Biraz uğraştım zıplasın diye ama zıplamadı. Yürüdü biraz!.. elime yeni bir söğüt dalı aldım!.. önce sıkı bir tekme vurdum sonra söğüt dalıyla vurdum; kırbaç gibi!.. vurduğum tarafa eğildi. Canı yandı; benimki yanmadı!.. biraz yürüdü, sonra bir daha vurdum!.. eğildi; bir kere zıpladı ve yürüdü!.. tekmeledim sırtüstü düştü biraz debelendi. Düz dönemedi. Kızdım tembeldi. Vurduğumda canı yanıyordu ama kaçmıyordu. Tembeldi, ölümden korkmayacak kadar tembeldi!.. kırbaçladım yine ama kımıldamıyordu!.. tekmeledim sırt üstü düştü ama kımıldamadı. Üstüne bastım toplandı, ölmemişti ama ölmek üzereydi!.. karnına vurdum kırbacı, biraz daha debelendi. Gözlerine kan doldu, dili dışarı çıktı ölmüştü sanırım, debeleniyordu..! yılana yakalanınca bir ses çıkarırlar; ince bir ağlama sesi. Bir yılanın kurbağa yiyişini seyretmiştim; eğlenceliydi!.. tekmeledim!.. ölmüştü. Biraz daha tekmeledim. İki ayağımın arasına sıkıştırıp havaya fırlattım ve tekmeledim. Yeşilliğe düştü!.. kollarımı kavuşturup izledim cesedi. Dili dışarıdaydı, titriyordu!.. gözleri kıpkırmızıydı!..tembel diye sinirim iyice arttı. Çimden asfalta çıkardım. Birileri gelip beni o asfalttan alıncaya kadar tekmeledim!.. titremesini izledim!.. sabahları da tembeldi. Ölümden kaçamayacak kadar tembeldi!.. gözlerimi üstüne dikip kızdım!.. tekmeledim, üstüne bastım!.. 4 gün sonra yanına gittim, kupkuruydu!.. yeniden tekmeledim, kupkuruydu!.. tekmeledikçe yumuşadı!.. bir ışığın altından aldım öbürüne sürükledim!.. kaldırımda donup kalmıştı. Gece kendine mi gelmişti acaba? Yoksa karıncalar mı taşımıştı?..ölümden kaçamayacak kadar tembeldi!..</p>
<p>31 çektim ve çıktım. Yazdım ve okuyacağım. Kulaklarımı tırmalayan seslerin susmasıyla uyuyacağım!.. ölümden kaçabilecek kadar güçlüyüm!.. ölümden kaçamayacak kadar tembeldi!..</p>
<p>nereye kadar!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/kurbaga/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dostum Olma</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 20:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Bunalımın her köşeyi sardığını hissettiğinde boş hayallere iyice sarılır insan!.. öyle ki gözleri kararır, kulakları duymaz olur!.. ama hikaye bu degil!..
Birinci perde:
A: nerde kaldın?..
B: geldim iste!.
A: aldın mı içkiyi, çerezi? Tembihlemedim; aklına geldi mi?
B: aldım aldım!.. her bir yarrağı aldım!.. 
İkinci perde:
B: bu ne?
A: o eski bir dosttan hatıra!
B: ne olum bu?
A: şurasına bas!..
B: bastık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Bunalımın her köşeyi sardığını hissettiğinde boş hayallere iyice sarılır insan!.. öyle ki gözleri kararır, kulakları duymaz olur!.. ama hikaye bu degil!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Birinci perde:<span id="more-169"></span></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">A: nerde kaldın?..<br />
B: geldim iste!.<br />
A: aldın mı içkiyi, çerezi? Tembihlemedim; aklına geldi mi?<br />
B: aldım aldım!.. her bir yarrağı aldım!.. </span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">İkinci perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">B: bu ne?<br />
A: o eski bir dosttan hatıra!<br />
B: ne olum bu?<br />
A: şurasına bas!..<br />
B: bastık bakam!.<br />
A: iste böyle ışık saçıyor; şu bardağı doldursana!..<br />
B: olum ne diye aldı lan bunu sana?<br />
A: eğleneyim diye?<br />
B: eğlendin mi?<br />
A: hayır!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">3 ncü perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">A: n’oldu hatunla aran epey açık herhalde!..<br />
B: hayır çok iyi gidiyoruz.<br />
A: nasıl yani? İki saattir içiyoruz ama hatun hakkında tek kelam etmedin!..<br />
B: tamam iste olum!.. hatunla aram iyi neyini anlatayım?!..<br />
A: haklısın!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Dördüncü perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">B: senin bir ara küçük bir gezi planın vardı n’oldu?<br />
A: çıktım!.. küçüktü söylediğin gibi; bitirdim döndüm!..<br />
B: eee ne oldu?<br />
A: bir yarrak olmadı. Para harcadım!..<br />
B: iyi bari, bir dahaki sefere beni de al yanına!..<br />
A: iyi olur. en azından benden daha şanslısın!..<br />
B: nasıl yani?<br />
A: baksana, yolunda giden bir ilişkin ve sabit gelirin var!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Besinci perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">A: abi sizin bu kamil var ya!.<br />
B: var evet!..<br />
A: nerden buluyor o kadar karıyı!..<br />
B: hiçbirine “karı” demiyor!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">6<span class="apple-converted-space"> </span>yinci perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">A: abi valla gözlerimle gördüm!.. hülyayla senem lezbiyen abi!.. hıyarla neyinde fantezi yapıyorlarmış!..<br />
B: sende ipinesin olum!..<br />
A: yoklan valla yalnızca abazanım!.. elime bir hatun verseler parçalarım!..<br />
B: o yüzden vermiyorlar!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">YeDiYiNCi perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">A: baba içki bitti!.. uyusak artık!.. yordun hissettim kendimi!..<br />
B: olur baba!.. ben burada kanepede yatarım!..<br />
A: bende!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Sonsuzuncu perde:</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;"><br />
A: baba!..<br />
B: efendim?<br />
A: 11 yıldır seni tanıyorum!.. en iyi dostumsun!..<br />
B: inan bana o hediyeden bana alırsan yegane katilin olurum!..</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Gülüşürler!..</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayır</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/hayir/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/hayir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2008 17:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu! Midemde bir ekşime ve beynimi kemiren bir pişmanlık vardı!.. Aylardır hiç kimseye dokunmamışlığın geçişi zorluyordu midemi ve arkama dönüp bakmaya korkuyordum!.. eğer sarhoş kafayla yanlış görmediysem arkada “sarışın” vardı!.. yana doğru yavaşça doğruldum!.. her yerim yapış yapış!.. aylar olmuştu beklide, suyun altına girmemiştim!.. duşa girmek istedi canım!.. ayağa kalkıp donumu buldum!.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu! Midemde bir ekşime ve beynimi kemiren bir pişmanlık vardı!.. Aylardır hiç kimseye dokunmamışlığın geçişi zorluyordu midemi ve arkama dönüp bakmaya korkuyordum!.. eğer sarhoş kafayla yanlış görmediysem arkada “sarışın” vardı!.. yana doğru yavaşça doğruldum!.. <span id="more-178"></span>her yerim yapış yapış!.. aylar olmuştu beklide, suyun altına girmemiştim!.. duşa girmek istedi canım!.. ayağa kalkıp donumu buldum!.. donumu üstüme(yada altıma) geçirip banyonun yolunu tuttum ve bunları yaparken yanımda yatan ucubeye bakmamak için elimden geleni yaptım!.. orta yaşlı bir ucube olduğu aklıma kazınmıştı!.. 31 çekmeye kalktım ama ağrım vardı!.. midemin bulantısı daha da arttı!.. banyodan çıkıp mutfağa yöneldim!.. yatak odasının kapısından geçerken hiçte merak etmedim!.. bir salaklık yapmıştım ve bir akıllı hamleyle karnım tok ayrılacaktım(atılacaktım) evden!.. katlığını yada kımıldadığını duydum!.. çikolatayı hızla ekmeğe sürüp birkaç ısırıkta birayla birlikte mideme indirdim!.. dolabı tekrar açtım ve soğumuş (donmuş) çorbayı gördüm!.. Annemin mercimeğini düşünerek hızla kepçeledim!.. Bu sefer kalkmıştı, kesin!.. sesleniyordu:”noyaaaan!..” çorbayı ağzımdan püskürtmemek için ağzımı açmadım!.. yutup cevapladım; “ne var?!”<br />
-         Gittin sandım!..<br />
-         Bende!..<br />
-         Gece horladım mı?<br />
-         Yooo!<br />
-         Tavırların soğuk!..<br />
-         Sanırım pişmanım<br />
Evet sarışın orta yaşlı ve insanların güzel bulduklarından bir taneydi!..<br />
-         Nasıl yani?<br />
-         Söyledim ya: ”sanırım pişmanım!”<br />
-         Bekaretini kaybetmiş gibi konuştun!.<br />
-         O zaman bu kadar pişman olmamıştım!..<br />
-         Hıh?<br />
-         Duydun<br />
Yatak odasına geri döndüm!.. elbiselerimi almam lazımdı!.. Arkamdan geldi!.. sırnaştı bir an!<br />
-         Ağrım var!.<br />
-         Nerende!.. doktora götüreyim!.<br />
Elimle ve gözümle altımı işaret ettim!..<br />
-         Haa!..<br />
-         Haa! Ya<br />
Üstümü giyindim!.. inatla kovmuyordu ve hala açtım!.. birkaç yumurta kırıp getirdi önüme!.. aç köpek yavruları gibi sarıldım!(bok bile yerler) ağzım dolu kekeleyerek konuştum!..<br />
-         Bak çok sarhoştum!.. anladın mı?<br />
-         Hayır!<br />
-         Anlamak istemedin yani!..<br />
-         Hayır, anlamadım<br />
-         İyi<br />
Yemeye devam ettim!.. bazen bende düşünürüm “bu kadar yemek nereye gidiyor” diye ama cevap yoktur!.. Maltepe’mi yakıp yatağa uzandım!.. midemdeki bulantı yerli yerinde duruyordu!.. yanıma uzanıp beni süzmeye koyuşdu!..<br />
-         Yakışıklı bile değilsin!..<br />
-         Biliyorum<br />
-         Çokta zayıfsın!.. yediklerin nereye gidiyor?!..<br />
-         Oraya!..<br />
-         Terbiyesizsin de!..<br />
-         Sen daha terbiyesizsin!.. eminim çarşaf giyseydin soyunmaya vaktin olmazdı!..<br />
-         Ne?<br />
-         Duydun!..<br />
Yanımdan kalktı!.. kovulmaya hazırlandım!.. kovması!.. bir sandalye kapıp yatağın köşesine oturdu!.. sandalyeyi ters koydu!.. altında don olamamasının beni tahrik edeceğini düşündüğüne eminim!.. ama bende tahrik olacak güç yoktu!.. ağrı vardı!..<br />
-         Benim kadar gevezesin<br />
-         Evet<br />
-         Ama benim kadar zeki olamazsın<br />
-         Ne?<br />
-         Duydun!..<br />
Artık hakaret ediyordum!.. beni kovmasının rahatlatacağını biliyordum!.. doğru yoldaydım!..<br />
-         Neden akşamki gibi nazik değilsin?<br />
-         Çok sarhoştum!..<br />
-         Evet?<br />
-         Bu sefer hem duydun hem anladın!..<br />
-         İçince öylemi oluyorsun?<br />
-         Gecen çok iyi geçti herhalde?<br />
-         Evet!<br />
-         Çok sarhoştum!..<br />
-         Biliyorum!..<br />
-         Aferin<br />
Babam ““aferin” diye eşeğe derler!” derdi!.. haklıymış!..<br />
-         Ne zaman içmeye başlarsın?<br />
-         Beni bile iyi olduğuma ikna edeceksin!<br />
-         Değildin!..<br />
-         Eeeee?<br />
-         Ama ben de çok sarhoştum!..<br />
Zeka esintisi öyle bir vurup geçti!.. bu kadınların erkekleri nasıl kandırdıklarını; hatta kandırmak bir yana yatağa nasıl attıklarını bir türlü anlayamıyorum!..(sarhoş ediyorlar!)<br />
-         Bak sende sarhoşmuşsun!.. İkimizin de suçu yok!..<br />
-         Ben iyi değildim yani?!!.<br />
-         Sarhoştum!..<br />
-         Bunu kaç kere söylersin!..<br />
-         Çok<br />
Kovulmak isteyip kalmak, kalmak isteyip kovulmak!.. kalmak için hiç yalvarmadım ama yalvarmak istedim!.. daha 21 yaşındaydım ve neyden sıkılacağıma emindim!..<br />
Yataktan kalkıp salona geçtim!.. yılgın ve tepkisiz oturmaya devam etti!.. televizyonu açtım ve cnbc-e izlemeye başladım!.. kanepeye uzandım!.. alinde şarapla geldi!.. iki şişe şarabın ondan güzel olduğu kesindi!.. birini bana uzattı!.. her ne kadar hala kendimi alkolik hissetmiyorsam da hayır diyemem!.. keza o doygunluğun üstüne sodadan daha iyi giderdi!.. soda ishal gibi güzel bir şeye de sebep olmuyordu!.. olsa da ben sodayı o kadar sevmem!..<br />
Şarabı bitirdim!.. ikinciyi de bitirdim!.. 3 ncüde yavaşladım!.. beni sarhoş etmeye çalışıyordu!.. ben de sarhoş olamaya!..<br />
O geceyi kanepede geçirdim!.. ertesi sabah pılımı pırtımı toplasım!.. son kahvaltımı yaparak kaçacaktım!.. mutfağa çıplak geldi!.. elbette güzeldi ama sarı!.. hayır demeyi bildiğimi kendime kanıtlayıp kapıdan çıktım!.. gözümü açtığımda avcılardaydım, bir dahaki açışımda Esenyurt’ta ve dayımın suratında o iğrenç ifade vardı!.. odama çekilip biramı içtim ve uyudum!.. hayır diyebiliyordum!.. ondan sonraki 7 ay hep “evet” dedim ama pek az “evet” aldım!..(7 ayın sonunda bi sevgili edinmek daha mantıklı geldi) yorgunluktan olsa gerek içkiye bile ara verdim!..<br />
Hala anlamış değilim!.. nasıl olurda “hayır” deyişimin benden daha çekici olabilirliğinin olduğunu!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/hayir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hep beraber bir hikâye..</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hep-beraber-bir-hikaye/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hep-beraber-bir-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AKA</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba. Sitemiz yazarları tarafından, hep beraber bir hikâye yazma projesine ne dersiniz? Bence olumlu ve ılımlı yaklaşırsınız. Bu yaklaşımınızdan dolayı hepinize minnettârım. Başlıyorum müsaadenizle..
_____________________________________________________________________________________________
Geceydi.. Sokak lambasının ışığı, rutubetli duvara yansıyordu. Genç adam, bütün hiddetiyle uyandı. Uyanma sebebi hayli ürkütücü olsa gerek ki; uyandığında kafasını açık kalmış pencereye çarptı. Kafasından akan kanlar, onu lavaboya gitmeye zorladı.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba. Sitemiz yazarları tarafından, hep beraber bir hikâye yazma projesine ne dersiniz? Bence olumlu ve ılımlı yaklaşırsınız. Bu yaklaşımınızdan dolayı hepinize minnettârım. Başlıyorum müsaadenizle..<span id="more-145"></span></p>
<p>_____________________________________________________________________________________________</p>
<p>Geceydi.. Sokak lambasının ışığı, rutubetli duvara yansıyordu. Genç adam, bütün hiddetiyle uyandı. Uyanma sebebi hayli ürkütücü olsa gerek ki; uyandığında kafasını açık kalmış pencereye çarptı. Kafasından akan kanlar, onu lavaboya gitmeye zorladı.. Rahatsız edici ve seri adımlarla, lavaboya doğru koştu. Aynaya baktığında, kafasından pekmezi akıyor hâldeydi. Hemen su ile kafasını yıkadı. Sonra ecza dolabından çıkardığı pamuk ve kolonya ile, kafasına dezenfekte yaptı. Sonra bir elbezi ile, kafasını sardı.</p>
<p>Bir elinde bez ile kafasını tutarken, yatağına gelip uzandı. Kafasını çevirip yatağının hemen yanındaki saate baktı. Dijital saat 02:15&#8242;i işaret ediyordu. Genç adam, kanayan kafasını nasıl durduracağını düşünüyordu. &#8220;Acaba hastaneye mi gitsem?&#8221; diye içinde bir tedirginlik vardı. Ama bir süre sonra &#8220;Amaan, bu kadar kandan adam mı ölür.. Yat uyu işte Salih, yarın erken kalkacaksın..&#8221; diyerek kendini ikna etti ve uyumaya başladı. Güneşin ilk ışıkları, sokak lambasının ışıklarıyla nöbet değişimi yaptı. Yan komşusunun horozları, her sabah olduğu gibi bu sabah ta öterek uyandırdı Salih&#8217;i&#8230;</p>
<p><strong>Devamını bekliyoruz.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hep-beraber-bir-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sahi aşk nedir ?</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/sahi-ask-nedir/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/sahi-ask-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 20:05:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan kavak</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Aşk nedir? diye sordu genç adam. 
Bilge adam yüzünü cama cevirmiş kendi yansımasını seyrediyordu. Nedense camlara ayna niyetiyle bakmak çok bilindik bir hareketti.
&#8220;Aşk kişinin kendine ulaşma çabasıdır&#8221; diye yanıtladı ihtiyar.
Delikanlı durdu,düşündü sevdiği kızları. Bağlantı kuramadı kendini aptal gibi hissetti.
Sonra kızdı bu yaşlı adama,anlaşılmaz cevaplar vermek bilgelik alameti falan değildi,iyi biliyordu.Vurdu kapıyı gitti&#8230; Ardında üç beş saniyelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="x-small;">Aşk nedir? diye sordu genç adam.</span> </p>
<p>Bilge adam yüzünü cama cevirmiş kendi yansımasını seyrediyordu. Nedense camlara ayna niyetiyle bakmak çok bilindik bir hareketti.</p>
<p>&#8220;Aşk kişinin kendine ulaşma çabasıdır&#8221; diye yanıtladı ihtiyar.</p>
<p><span id="more-143"></span>Delikanlı durdu,düşündü sevdiği kızları. Bağlantı kuramadı kendini aptal gibi hissetti.</p>
<p><span style="x-small;">Sonra kızdı bu yaşlı adama,anlaşılmaz cevaplar vermek bilgelik alameti falan değildi,iyi biliyordu.Vurdu kapıyı gitti&#8230; Ardında üç beş saniyelik bir gürültü bir de anlamsızlık bırakarak.</p>
<p>Köşede bir dilenciye rastladı,sakalları o kadar uzundu ki bu ihtiyar dilencinin,ilk etapta o iğrenç kokusu ile sakalı göze çarpıyor ve yüzü neredeyse hiç görünmüyordu.</p>
<p>Yaklaştı dilenciye cebinden bir kaç bozuk para verdi.</p>
<p>&#8220;Aşk nedir ? Bilirsen tüm paramı vereceğim&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Aşk kişiyi mutlu edecek duygunun adıdır&#8221; dedi dilenci. Mutlu olduğu anları düşündü.</p>
<p>Boşuna vermişti paraları,çok kızgındı. &#8221; Ne kadar fakirim &#8221; dedi yürümeye devam etti.</p>
<p>Düşündükçe dalgınlaşıyor ,dalgınlaştıkca üzülüyordu.</p>
<p>O dalgınlıkla bir adama çarptı. Adam simsiyah giyinmişti ve ve bu siyahlık onu o kadar zayıf gösteriyordu ki içinden güldü önce.</p>
<p>&#8221; Aşk nedir ? &#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Aşk acı çekmektir &#8221; dedi. Hak verdi önce sonra sordu kendine &#8221; Acı çekmek güzel bir şey midir ?&#8221;.</p>
<p>Keşke hiç sormasaydım dedi.Yürümeye devam etti.</p>
<p>Yorulmuştu, bir büfeye uğradı. Su istedi su alırken biraz laubali bir şekilde &#8221; Aşk nedir ?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Büfedeki adam &#8221; Susamadan su içmektir&#8221; dedi. Hoşuna gitti bu söz. Ama içinden cevabın bu olmadığına emindi.</p>
<p>Parayı verdi ve &#8221; üstü kalsın &#8221; dedikten sonra uzaklaştı oradan.</p>
<p>Oturdu,etrafı seyretti. Elele tutuşanları, sıkıntılı yürüyenleri&#8230; Neydi aşk? Neden vardı? Nerden geliyordu ?</p>
<p>Yanına gözlüklü bir adam oturdu elindeki gazeteyle. Gazeteye bir göz attı hep aynı cinnet haberleriydi. Mırıldanarak sordu.</p>
<p>&#8220;Aşk nedir?&#8221;</p>
<p>&#8221; Türümüzün devamı için tabiatın onadığı bir oyun,erotizmin estetize edilmiş hali &#8221; dedi gözlüklü adam.</p>
<p>Güzel cevaptı ama canını sıktı bu cevap. İçinden bu adamı dövmek geçti bir ara. Kalkmalıydı&#8230;</p>
<p>Terlemişti,cebinde para kalmamıştı. Elini yüzünü yıkamak istedi. Caminin avlusunda bedava çeşmeler vardı. Daldı içeri.</p>
<p>Abdest alan bir adama sordu.</p>
<p>&#8220;Aşk nedir? &#8221;</p>
<p>&#8221; Hakkı bulmaktır &#8221; dedi sofi. Çok yavan geldi bu deyiş.</p>
<p>Bir daha buraya uğramamalıydı. Terini gömleğine sildi. Uzaklaştı oradan tek bir damla su akıtmadan.</p>
<p>Ne yapmalıydı. En iyisi eve gidip uyumalıydı. Sanki herkes bir şey söylüyordu kendine.</p>
<p>Bağırdı &#8221; Tanrım sağır et kulaklarımı,duymak istemiyorum söylediklerini !!!&#8221;.</p>
<p>Eve gelince aynaya baktı. Aynaya bir yumruk attı. Eli kanadı ama canını yakan elinin kesilmesi değil aynadaki görüntüsüydü asıl. Kimdi kızdığı ayna mı kendisi mi ? Bilmiyordu&#8230;</p>
<p>Uyumalıydı. Gözlerini kapattı.</p>
<p>Bir kız gördü düşünde&#8230; Bembeyaz elbisesi bu yüzü net olmayan kıza yaklaştı, kız elleriyle kapattı çocuğun dudaklarını;</p>
<p>&#8221; Aşk benim !&#8221; dedi çocuğun sormasına izin vermeden.</p>
<p>Uyandı çocuk, aklı düşünde kaldı&#8230; Sahi aşk o&#8217;muydu ?..</p>
<p>Cevabı bulmuş muydu?</p>
<p>Günlerce düşündü bu rüyayı ve bu soruyu bir daha kimseye sormadı.</p>
<p>Ama bu çocuk o günden sonra o düşü asla hatırından çıkaramadı &#8230;</p>
<p><span style="x-small;"><font size="2"> </p>
<p></font></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/sahi-ask-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yalana Övgü</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yalana-ovgu/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yalana-ovgu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 19:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[1)
Kandırmak ve yalan söylemeye övgü yağdıran kimseyle tanışmadım daha ancak kandırılmaktan korkan ve yalan söyleyenlerden nefret eden milyarla insan var. Ancak tüm bunların yanında korkmayan ancak söyleyemediğini ve sevmediğini söyleyen yalancılarda var.  İnsan yanılmaktan korkar!.. zaman kaybı demektir yalan, para kaybı, güven kaybı (ki bunlarda insanın bağlanmaya olan körüklü duygularını zedeler.) sonuç olarak birçok şeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1)</p>
<p>Kandırmak ve yalan söylemeye övgü yağdıran kimseyle tanışmadım daha ancak kandırılmaktan korkan ve yalan söyleyenlerden nefret eden milyarla insan var. Ancak tüm bunların yanında korkmayan ancak söyleyemediğini ve sevmediğini söyleyen yalancılarda var.  İnsan yanılmaktan korkar!.. zaman kaybı demektir yalan, para kaybı, güven kaybı (ki bunlarda insanın bağlanmaya olan körüklü duygularını zedeler.) sonuç olarak birçok şeyi kaybedersiniz..! insanlar çok garip şeyler için yalan söyler; sex için, ilgi için, para için, cezadan kurtulmak için, sorumluluktan kaçmak için… şöyle bir düşündüm de her şey için… bunları herkes bilir!.. okuduğunuz ilk yalana övgü olur umarım..!<span id="more-175"></span></p>
<p>Yalan ve kandırma diye düşündüğünüz şey aslında günlük yaşamın büyük bir kısmını kaplayan sistemdir..! insanlar enteresan şekilde çocukluklarından itibaren yalan söylerler… bir bütünleme yapalım!.. insanlar ilk doğdukları gün sevinecek yere ağladıkları andan itibaren (ki bu çok ironiktir..!.. doğmuşsunuz ciğerinize oksijen girmiş ama canınız yandığı için ağlıyorsunuz!) yalan söylerler.</p>
<p>Durun düşüneyim!.. insan yalan söylemeyi o kadar sevmiştir ki yazıyı icat etmiştir!.. ancak ve lakin yazıyla yalanı yasaklamıştır ve yine ne yazık ki yazıyla yalanı yasaklayarak insanları kandırmıştır. “İnsan” yalan söylediği anların değerini bilmelidir.. Bence insan dünyaya gözleri açık baktığı andan itibaren yalan söylüyor..! şöyle diyor: ”bir şeyler görüyorum!” ama yalan bir bok gördükleri de yok!.. Öylece bakıyorlar..! Arada bir şeyler görünce korkup örtbas ediyorlar ve bakmaya devam ediyorlar!..</p>
<p>İnsanın kendine söylediğin yalanlar en büyük çoğunluğu elde eder aslında!.. ben kendi gözlerimle şahidim birçoğuna!.. aynanın karşısında yarım ila tam saat geçiren yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar; hepsi neyin eksik olduğunu bilir ve belli olmasın diye uğraşır!.. en sonunda güzel olduğuna karar verip aynanın karşısından çekilirler ama o eksik -her ne ise- durur orda ve onlar bunu unutacak kadar yalancıdır. Başka örneğe gerek duymuyorum aslında!.. aşk yalanları!.. değerler!.. ne bilim sürüyle şey var!.. ama benim aklımda değiller şuan!..<br />
Bir insan diğerine bakar ve bir şeyler söyler;<br />
-  Nasılsın?<br />
Diğeri cevap verir        <br />
-    İyiyim!.. İşte bu kaçamaktır ve yalandır!.. “berbat!..” dese örneğin (ki ben denedim sonuç hep aynı) yalan söyleyen ilk konuşmacı sanki gerçekten önemsiyormuş gibi ikinci soruyu sorup kişinin gönlünü almaya çalışır!..Yani “iyiyse” sorun   -yalan vardır ama-   yoktur!.. kötüyken şöyle olur!..<br />
-          Niye? Neyin var?..<br />
-          Basurum azdı, nasırıma bastılar, kız arkadaşım terk etti ve teyzemin oğlu öldü..!<br />
-          Eee? Ne var bunlarda?<br />
-          Zaten öylesine bir şey olsun diye söyledim!..<br />
Bakın nasıl uzayabiliyor değil mi? En iyisi “iyiyim”  deyip (bu çeşitlenir) kurtulmak!.. Sağır ve dilsizler en büyük yalanı söylüyor mesela!.. biz onca duyu organıyla kıçımızı yırtıp anlaşamıyorken onlar bir duyusu eksik el-kol sallayıp anlaşıyor..! bence hepsinin ortalıkta şu şekil gezmesi lazım; Avuç hafif orta boş şekilde yumruk yapılır!.. Diğer el gergin ve açıktır!.. Avucun başparmakla kesiştiği deliğine gergin el içi denk gelecek şekilde vurulur!.. “lüp” diye bir ses çıkar!.. Bu tarifin ardından kadınlı erkekli yatağa koşarlar!.. (yemek tarifi: yatakta yumurta kızartma dersi sayfa 12)<br />
Yalan konusunda deyimler, fıkralar daha neler neler!.. mesela hepimiz çocuğumuza ilk okul kitaplarında anlattırdığımız Nasrettin Hoca bir yalancı ve düzenbazdır..! Yine ders olsun diye anlattığımız yalancı çoban bütün köylüye şunu anlatır; “mülkiyetiniz için iki kere koşarsınız üçüncüde insan hayatını bile hiçe sayarsınız!” Keza çobanı kurt parçalar ve köylü birikimiyle yeni koyunlar ve yeni bir çoban alır!.. Yalan dediğinizin ne olduğunu şöyle bir düşünün şimdi!.. Gözünüzde canlandırın!.. na oldu bir şeyler canlandı değimli? Nedir canlanan?.. sevgiliniz, arkadaşınız, tanımadığınız bir serseri ve daha neler!.. şimdi bütün filmi dondurun ve şunu yapın; Bütün yalancıların yerine kendinizi koyun!.. işte “gerçekler” şimdi ortaya çıkmıştır!.. yalan söylediniz değimli?! Utanmadan çekinmeden söylediniz ve hatta hoşunuza gitti; çünkü sırtınızdan yük indi!.. Şimdi becerebildiğimce derinine bir yalan söyleyeceğim;Bir dönem bütün kukuların iğrenç göründüğünü düşünüyordum!..Olmadı!.Biri bana götümden kan alabileceğini iddia etti bende diz kapaklarını kırdım!.. Aslında cümlesini tamamlayamamıştı!..Sinirlenmem!..Hah oldu!.. kolay oldu hem de!.. tek kelimeyle yalan söylemek lazım demek ki!.. bende öyle yapayım!..“Kusmam” “Gülmem” “Ağlamam” oluyor!..</p>
<p> Peki acaba yalanın doğru tanımı nedir ki? Düşün… düşün… Ansiklopedik olsun biraz!.. düşün!.. Sanırım şöyle olmalı:” bir insanın kendini korumak, sorumluluktan kaçmak, zevk almak, dinlenilmek, korkutmak, sevilmek ve bunun gibi hoşuna gideceğini düşündüğü şeyleri elde etmek için söylediği; kökü gerçeğe dayalı yada dayalı değil önemli olmayan normal tepkilerdir!.. 2 nci bir anlam; insanın gördüklerini kendi diliyle anlatmasıdır!.<br />
2 nci anlama yalancı çoban örneğini yeniden uygulayalım!.. Çoban bağırır: ”Kurt!”  köylü koşar!.. birde bakarsınız kurt yok!.. peki dağa tek başına çıkan küçük çocuk içinde aynı şey geçerlimidir? Dağda sıkıldığı iddia edilen çocuk korkuyorsa ve her korktuğunda köylüyü başına topluyorsa!.. yani yanına gelen köylülere gülmesinin sebebi dalga geçmek değil de sevinmekse?!.. sanırım bu öyküye daha bir gerçeklik kattım!.. birde yalancının mumu var elbette!.. Kurtlu çobanlı öyküden daha sexy!.. çoban ölüyor ama mum sönüyor!.. örneklendirerek anlatalım!.. bizim Kazanova sokakta tanıştığı “rock”çı kıza sulanır!..Kız uzun süredir abazandır!.. eve giderler kız “sexy” bir şeyler giyer oğlan gaza gelir!.. atar tutar!.. “geç boşalırım” demeyi de unutmaz!.. mumlu, anti romantik bir gecenin sonu?!.. mumlar bitince –yalancının mumu- çocuk çevresindeki karanlığa güvenerek kızın üzerine atlar!.. kız dünden razı inilder!.. çocuk daha içeri girmeden boşalır!.. sonuç ne olur!.. mum söner lambalar yanar!.. kız çocuğun sağına soluna saçtığı menileri onun t-shirtüyle siler!.. giyinen kızın arkasından bakan çocuk ikinci postada geç boşalacağına emindir!.. Bilgisayarın başına geçip 31 çeker!.. ama kıza boşaldı!.. yalan malan!.. Yalan konusunda daha nicesi vardır acaba!.. Mesela şu sır kapısı, üçüncü göz falan!.. onlarda nicesi var!.. neyse!..  Yalan söyleyen bir avukatın çocuğunun kaprisleri yüzünden yeteneğini yitirdiğini anlatan bir film hatırladım!.. yazık adam rezil rüsva oluyor!.. Neden?! İşi vardı ve çocuğunun doğum gününe yetişemedi diye!.. bir diğeri de telefon kulübesinde geçen film!..Adam karısını aldatıyormuş ta efendime söyleyeyim, yanında çalışanları kandırıyormuş!.. kol saati sahteymiş yok efendim üzgünmüş!.. ulan adam eğer ki o keskin nişancıya rastlamasa gayet mutluydu!.. Ama n’oldu? Hayatı mahvoldu!.. o kulübeden canlı çıktığına sevindiğiniz adam varya; birkaç yıl sonra gerçekler yüzünden karısından ayrılacak, alkolik olup sokaklara düşecek!.. bir fahişeden aids kapıp 40 lı yaşlarında beyin zarı iltihabı bile olamadan ölecek!.. işte size gerçekler!..<br />
Yalan konusunda başımdan geçenleri düşünüyorum şuan!.. sanırım ne zaman yalan söylesem başıma iğrenç şeyler geldi!.. (yalan olabilir) ama işin gerçeği hatıra ayıklama standartlarına yalandan önce/sonra yı eklemem gerekir!..  Bir kız arkadaşıma söylediğim yalanı aynen aktarıyorum!..</p>
<p>-          Beni seviyor musun?<br />
-          Evet!.. (?!)<br />
Bu kadın beni -öyle gariptir ki- aynen şöyle terk etti!..<br />
-          Bak seni çok seviyorum ama bir ilişkiye hazır değilim!.<br />
Oda yalan söyledi ama benimki daha inandırıcı olmalı ki o uzun uzun üzüntü cümleleri kullandı!.. Sonuç olarak o birkaç gün sonra birileriyle gayet hazır bir şekilde öpüşürken gözünün ucundaki bakış aynen şöle diyordu;” noyan sakın selam verme” bende yaklaşık 3 hafta sonra buldum birini ve göz ucum mucizeyi şöyle anlatıyordu; ”eveeeet!. eve gidiyoruz!..” Ertesi sabah biraz votka içseydim daha iyi olacağını biliyordum ama en azından t-shirtüme silinen meni yoktu!.. yalanın değişik yolları işte!..<br />
Şimdi fark ettim; yalana övgü yağdırıyorum ama öyle ki gerçekleri anlatmak için kıçımı yırtıyorum!.. kendimle çelişiyorum!.. neyse!.. Yalan konusunda anlattıklarımı şöyle bir toparlayayım!.. Yalanın ne olduğunu söyledim!.. Neye yaradığını da söyledim!.. Sonuç olarak arda kalan başka örnekler vermek!..</p>
<p>“Politikacı yalanları” başlı başına örnek değil başlık olmalı!.. Süleyman Demirel bir seçim öncesi tüm sorunları 500 günde çözeceğine emindir!.. bunu halka anlatır ve “seçim”leri kazanır!.. Ne olur? “500” gün bittiğinde “sayın” Demirel’e sorulur;” sayın başkan “500” gün bitti ama her şey yerinde sayıyor!.. N’oldu dış miraçlar mı engelledi?” politikacı cevap verir; “ne alakası var canım?!.. 500 günde bütün sorunları çözersek arda kalan günlerde yapacağımız iş kalmaz!..” Şimdi siz bunu çifte yalan sandınız di mi? Değil!.. Gerçekten de 500 günde bütün sorunları çözseler bir daha ki seçimlere neye söz verecekler!..(çözdükleri sorunların yeniden olmayacağına ve yeni sorunlar olmayacağına mesela)  Birde tatlı yalanlar vardır!..<br />
-          Anne, ben kardeşimi çok seviyorum!..<br />
Mana: anne o piçi bir kaşık suyu bırak bir mol suda bile boğarım!..<br />
-          Anne, altıma sıçtım..!<br />
Mana: tutuyorum sandınız di mi? Ne zaman o piç tutar bende o zaman tutarım!.. bezleyin beni bakıyım!.<br />
-          Anne, Emre’nin boğazına parmağım kaçtı!..<br />
Mana: bu kez elimden son kez kurtuluyorsun küçük kardeş!..<br />
-          Anne, Emre süt içiyor ama emmiyor!..<br />
Mana: fare zehri çok kestirme bir yolmuş!.. 4 yaşındayım aklım kesmez benim!..<br />
-          Anne, ben ermeyi çok özledim!..<br />
Mana: bir tane daha yap sevin; ne de olsa iktidarım için onu da cennete postalarım!..<br />
Bu kulağımıza hoş gelen yalanla bir örnek!.. Yalan hakkındaki yazıma ya ara veriyorum ya da bitiriyorum; bu konudaki uzatma dakikaları için sayfaları “boş” bırakıyorum(siz görmeseniz de)!..</p>
<p>2)</p>
<p>İnsanlar her ne kadar yalana duydukları kini her yerde haykırsalar da gerçeklerden kaçmak onlar için daha kolaydır!.. En kolayı yalan söyleyip kurtulmaktır!.. İnsanlar güzel yalanları sever anlaşılan; örneğin insanlar özgür bırakılıp köleleştirildiğinde kendilerini iyi ve özgür hissederler!.. İnsanların beyni yalanları işlerken her zamanki gibi yanlış çalışır. Onlar yalan olması gereken birçok şeyi gerçek gerçek olması gereken birçok şeyi yalan olarak algılar!.. Böylece yalancılar onlarında yerine yalan söyler ve yalan ortaya çıktığında kendilerini bu suçtan uzak durmuş sayarlar!.. Örneğin aynanın karşısına geçen bir delikanlı kendini yakışıklı sanır!.. sonra sevgilisi ona yakışıklığı olduğunu söylediğinde aynanın karşısına geçtiğinde gördüğü adam sevgilisinin söylediği kişidir!.. Yani yalanın suçu başkasınındır artık!.. (Bu kadınlar içinde aynıdır!.. Erkeklerden örnek verdim diye sakın köşede görünmeyiz sanmayın!..)<br />
 Ayrıca insanlar peşinden gidecekleri insanın yalancı olmasına özen gösterirler. Politikayı da buna alet ederle. Yaklaşık 3000 – 3500 yıl önce ortaya çıkan demokrasi ve politika tek başına yalan söyleyince etkili olamayanların icadıdır. Bu adamlar tek başlarına insanlara yalan söyleyemeyeceklerini fark eder ve birleşip yalan söylerler!.. Yalancının doğru söylediği en büyük ortam güç ortamlarıdır!.. tek başınızayken yalan söylerlerseniz suçlu çok kişiyken söylerseniz kral olursunuz!.. konsülde insanlar diğerlerinden üsttedirler yani!.. Bunu fark eden her toplum demokrasiyi uygulamıştır!.. günümüzdeki ünü ve gücüde bundan olsa gerek!..</p>
<p> İnsanın yalanla olan ilişkisinin hangi tarihe dayandığını tam olarak bilmesem de günümüz tarihlerinde bir tahmin aracı olduğunu geçen yazımda da anlatmıştım. Bir salak vardı sokakta; boksör olduğunu iddia eder dururdu. Sonra bir gün arkadaşlar onu çok fena dövmüştü. Bana gelip “arkadaşın çok ayıp etti! Ama  sen iyi bir adamsın&#8221; demişti. sanırım benimde onu döveceğimi düşünüyordu!.. ben dövmezdim ama!.. zamanında göz kortkutayı başarsaydı o dayağı yemeyebilirdi!.. Arkadaşlarının arsında da efsane olurdu!..</p>
<p> İnsanlara ulaşmanın onlarca yolu vardır!.. En ustaca olanı yalan söylemektir!.. bir insan düşünün ki kesinlikle doğruları söylüyor!.. örnek vereyim;</p>
<p>- Bu gece sana tecavüz edeceğim!..<br />
- Sen, hayatımdan çıkarmam gerekenlerden dışkımdan önce gelensin!..<br />
- Sen hiçbir şeyi kabul etmeyişindeki zavallılığı fark ettiğinde bile kendini o zavallılığa itersin.<br />
- Sen eşcinsel misin? Yo yo sen kesin eşcinselsin!..<br />
- Yatakta senden daha kötü bir kadın varsa o da benimdir!.. tih, ne yazık ki annem beni erkek doğurmuş!..<br />
- Şu geçen gittiğimiz mekan varya işte seni sırf oraya gittiğimizde heyecanlandın diye terk ettim!.. gerisini anlatmayayım!..</p>
<p>Bazı makinelerin Türkçeleştirmesi sırasında televizyonu atlamışlar!.. “İftira makinesi” deyip geçmeleri lazımdı. Ama siz yinede anladığınızı belli etmeden televizyon deyin!.. güzel yalan söylüyor kerata!..</p>
<p>Kendinizi bir çölde düşünün!.. Yapayalnız ve çaresiz!. Beyniniz kaynamaktadır; aklınızdan geçen ilk şey su, ikincisi yine su, üçüncüsü son bir sekstir!.. ne yaparsınız peki, sıcaklığın genleştirdiği havayı su sanır koşarsınız!.. İşte yalan böyle güzeldir!.. yalana koşarsınız son enerjinizi harcayarak ve mutlusunuzdur en azından bir umudunuz vardır!..</p>
<p>3)</p>
<p>Yalan diye tanımlanan olaylar bütünlük halinde sistemleşirse gücü bir düzen kurmaya yeterli hale gelir. İnsanların düzenli yaşamayı ne kadar sevdiklerini bilmeyenimiz yoktur. İnsanlar kapılarını kilitler ve bunun sayesinde kendi ihtiyaçlarını ve yaşamlarının kilit altına alırlar.(bekaret kemeri ortaçağda gerçekten kullanılmıştır.) Bu kilitleme olayı toplumun kendini &#8220;güvence altına alma&#8221; adındaki ortak paydasıdır. Yıllarca çalışmış ve biriktirmişlerdir. Bunun komşusu tarafından çalınmasına izin vermeyeceklerdir.</p>
<p>Güven duygusu ancak yalanla desteklenir. İnsanlara yalan söylemedikçe insanlar kendilerini güvende hissetmeyecektir. Yani yalanın ne kadar işe yaradığını size daha ayrıntılı anlatamam herhalde!.. Yalanı kötüleyip aşağılamak hiçbir işe yaramayacaktır; düzen ve güven için yalan gereklidir.<br />
Duyduğum bir diyalogu aktarıyorum;<br />
A: Kilide sokuyorlar bunu, soğutuyorlar sonra çat; çelik kapı kırılıyor.<br />
B: Hayatım!<br />
C: (&#8221;B&#8221; nin hayatısı) Dur ya! Çelik kapıyı kırıyor adamlar.</p>
<p>O zaman titanyum kapı al. Madem kendini güvende hissettirecek.<br />
Yalanla yazının ilişkisini önceki bölümlerde anlatmıştım. Yalanların kalıcılığı için yazı kullanmak gerekir. Sokrates ve eflatun (platon) bu sayede yalanlarını günümüze kadar ulaştırmış ve insanlık tarihinin önemli bir bölümünü etkilemişlerdir. Günümüzde insanlar felsefe kitaplarını diğerlerine nazaran daha az okurlar! Bu onların yalan olduklarını anladıklarından değildir; her yerde bu kitaplarda okudukları kendilerine dikte edildiğindendir.</p>
<p>Elimizde şu anlık 3 öğe var: Yazı - yalan - düzen!.. Bunları çaprazladığımızda ortaya insan olgusunu oturtmamız gerekir. Hemen her kolun yalana değmesi ve düzene gelen kolların daha çok kullanıldığın belli edilmesi gerekir. Ayrıca yazının bir saklayıcı olarak kendine gelen kolların yönünü belli etmesi gerekir. Şemayı çizemeyeceğim; çünkü şema biraz karmaşık ve hareketli olması gereken bir şema. Bunların hepsinin uğruna çabaladığı bir öğe olmalı; işte burada ortaya yasa çıkıyor. Yasalar oluşturulurken bu 3 öğenin en baskın ve inanılır olanları seçiliyor ve sonuç olarak yasa sizi koruyor. Yani yalana atılan o kadar bok olsa da; yalan sizi koruyor. Böylece insan yazılarla kanıtlanan, yalanlarla ikna olmuş, güveni artmış mükemmel toplumlar kurabiliyor.</p>
<p>İncelememde kanunların çelişkilerini ortaya koymak isterdim ama bize söylenen an güzel yalanlardan biridir; &#8220;hukuk zor iş!&#8221; &#8220;Madem o kadar zor yalnızca &#8220;bilenleri&#8221; ilgilendirir!..&#8221; diye cevap veremiyorsunuz. Hâkimin karşısına çıkıp; &#8220;Evet öldürdüm ama suç olduğunu bilmiyordum!&#8221; diyemiyorsunuz.</p>
<p>Yaşadığımız topraklarda müzik ve müzik kültürü üstüne yaşadıklarımız ve bir kuşağı -tamamen olmasa da- sarmalayan arabesk kültür bize unutulmaz hatıralar bırakmıştır. Müziğin evrensel olduğunu yalanlar nitelikte bir savaş söz konusudur. Size çocukluğunuzda anlatılan zırvalar gençliğinizde yalanlanmıştır. Keza bu kuşak Şener ŞEN ve Müjde AR&#8217;ın &#8220;Arabesk&#8221; adındaki filmiyle büyük darbe almıştır ama türkler türkçe müzik dinler yalanı ardında kalan bir izdir.</p>
<p>Gerçekte Rock olarak adlandırdığımız müzik tarzının kindarlığı ve sinirliliği Arabeskte de vardır; ancak arabeskte bireylere yöneliktir. (Müslüm GÜRSES&#8217; in ve Orhan GENCEBAY&#8217; ın birkaç şarkısı hariç) Rock ve Arabeskin çıkış ve palazlanma tarihlerinin birbirine olan yakınlığından aslında aralarında bir bağ olduğunu çözebiliriz.</p>
<p>Şimdi tekrar üçlemeye dönelim ve yanına müziği de koyalım. Müziğe giden kolların sayısı azda olsa nu da etken kabul etmek gerekir. Sonuç olarak müzik küçük bir &#8220;hareket&#8221; yada küçük bir &#8220;dinle geçten&#8221; oluşan etkiler bütünü değildir. Günümüzdeki POP müzik yerine arabeskin yeniden dirilmesini istemeyenler yalanların evriminin farkında değildir yalnızca. İşte yalan bu gün size makinelerle yapılan mükemmel POP müziği sunmuştur. Söz müzik: Serdar ORTBOK. Yalan bunların hepsinin ve sevdiğiniz düzenin (yıkılmayacağına inanıyorsanız seviyorsunuzdur) kurucusudur. Diğer etkenler ise onun gücünü ve ortaya çıkmasını engellemek için vardır.</p>
<p>Dünyayı çağlara bölen genel bakış açısını kabul etmiyorum!.. Bu yalan yetersizdir bence asıl ikna edici yalan; ilkel dönem dahil toplumun ikiye ayrılmış olduğu yalanıdır; yani insanlar var oluşlarından bu yana ikiye ayrılırlar: 1 sınıflı toplum(roma, Çin, Hindistan gibi) 2 sınıfsız tolum (Türkler ve Avrupa Barbarları ve Kızılderililer gibi). Yalanımı seçme hakkım olduğu yalanına da inanarak incelememe devam ediyorum. Tarih bu iki grubun birbiriyle çatışmasıyla doludur. Örnek olarak çok başarılı insanlar olabilecek üniversite öğrencilerinin yapısını oluşturduğu hippileri,  Roma&#8217;ya göç ederek ve saldırarak yıkılmasını sağlayan barbarları ve şuan başımızın belası olan doğu batı kültürü savaşlarını verebiliriz. Her zaman birileri daha barbar birileri daha uygar olmuştur. &#8220;Yalanın gücü kimin eline geçerse o daha uygar diğeri daha barbar olmuştur&#8221; olarak tanımlayabiliriz bunu.</p>
<p>Gözünüzün önünde hala bir şey canlanmadı biliyorum. Hatta &#8220;ne diyor bu mal&#8221; diyorsunuz ama bunları size anlatmazsam yazımın kaynağı olan konu aklınızda hiç iz bırakmayacaktı.</p>
<p>Yasaları sorgulayalım.</p>
<p>Kulağımda kulaklık, gürültülü bir şekilde Rammstein dinliyorum. Minibüs durdu ve 2 emmi bindi. Minibüste 5 kişilik boş koltuk vardı. Kadınlar hem yanlarına bir erkeğin oturmasını istemeyeceklerdendi hem de yan yana da oturmamışlardı. Böylece minibüsteki oturulabilir koltuk sayısı 3 e düştü. Sonra emmilerimden sakalını göz çevresini açacak şekilde özenle kesmiş ancak kısaltmamış olanı yanıma oturdu(bu sakal şeklinin ne anlama geldiğini herkes bilir sanırım)<br />
Diyaloga geçelim:<br />
E: (kolumu dürtükleyerek ve Ak Partinin iktidarına olan sonsuz güveniyle) Ne dinliyorsun evladım sen?<br />
B: (kulaklığımı panik bir halde çıkardım; kendimi toparlayıp konuşmam gerekti) Rammstein; Alman grup.<br />
E: Anlıyor musun bari ne dediklerini?<br />
B: Müzik evrenseldir amcacım.<br />
E: Peki bu neyi anlatıyor? (o kadar küstah sordu ki az sonra başına gelecekleri bilse ilk tepkimde susardı ama Ak Parti iktidarda adam ne yapsın güvenmiş bir kere gücüne, herkes ondan korkar sanıyor.)<br />
B: Kin!<br />
E: NEY?<br />
B: Sinir ve Kin!<br />
E: Neye sinirlenip neye kin duyarsınız anlamam!(bu cümlenin ardından bir sürü salak ve saçma cümle kuracağını bildiğim için araya girdim)<br />
B: Müzik dinlememi kesip, dinlediğim müziğin sözlerini anlayıp anlamadığımı soran dangalak amcalara mesela.</p>
<p>Emmi hiçbir şey söylemedi bunun ardından. Nutku tutulmuştu ve hatta rengi açıldı. Toplumun büyük çoğunluğu onun alaycı tavırlarının altında yatan aptalca duyguları paylaşıyordu ama ben az önce ona ve onun gibi düşünenlere &#8220;dangalak&#8221; demiştim. (Doğrusunu isterseniz daha ağır sözler kullanırdım ama emmimle yumruk yumruğa hayal ettim kendimi ve korktum) Kulaklıklarımı takıp yolu izlemeye devam ettim. Rammstein&#8217;ın sonne şarksının Hitler versiyonu çalıyordu.</p>
<p>Şimdi olayı daha önce sunduğum &#8220;5&#8243; koşula göre inceliyoruz.</p>
<p>1) Müzik evrenselse amcam niye bana anlam sordu değilse onun dinlediği Arapça ilahiler niye dinleniyordu. Müzik evrensel değildir aslında; bir sürü dangalak dinlediği yabancı şarkıların Türkçe anlamlarına bakmakla ve ezberlemekle neyin uğraşır.<br />
2) Dinlediği müzik benim dinlediğim müzikten farklıysa bu adam benim kurduğum ve koruduğum düzen için zararlıdır.<br />
3) Bu kadar sene her söylenenin Türkçesinin doğru olduğunu sanan emmi; yalnızca kendini tatmin eden yalanları anladığı mastürbasyonunu yapmıştır.(Bu cümle açık olmadı biliyorum!.. Mastürbasyonla ilgili bir yazı bulun ve okuyun!.. Ya da bekleyin ben yazarım yakında)<br />
4) Bu emmi &#8220;dangalak&#8221; dedim diye dava açsa kazanır (Halbuki Panter Emel&#8217;den öğrenmiştim ben taktiği!.. Adama eşek diyecektim ve ekolojist olduğum için işin içinden sıyrılacaktım!.. Hoş gerçektende böle tiplere eşek deyince eşeklere haksızlık ediyoruz!..) Ama ben o benim müzik dinlememe karıştı diye dava açsam hâkim suratıma tükürür belki de!.. (hoş kazanacak olsam da açmam dava falan)</p>
<p>Şimdi aklınız da ne kaldı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yalana-ovgu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kıçımdan Bir Öykü Uydurdum</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/kicimdan-bir-oyku-uydurdum/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/kicimdan-bir-oyku-uydurdum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 22:36:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[Pek uzak bir tarih olmasa da pek aydınlık bir öykü değildi!..
            Çok sarhoş olduğum kesindi!.. çok fazla sevdiğim bir sevgiliye sahip değildim!.. öylesine bir uğraştı benimki!.. sevgili edin ama nasıl bir şey olduğunu hatırlama!..
            Neyse!.. çok sarhoştum ve içmeyi hiç bırakmamak üzere içiyordum!.. barın kapısından gire her kadını usulca kesiyordun!.. not veriyordum:”götü büyük!” “dudakları kalın” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pek uzak bir tarih olmasa da pek aydınlık bir öykü değildi!..<br />
            Çok sarhoş olduğum kesindi!.. çok fazla sevdiğim bir sevgiliye sahip değildim!.. öylesine bir uğraştı benimki!.. sevgili edin ama nasıl bir şey olduğunu hatırlama!..<span id="more-176"></span><br />
            Neyse!.. çok sarhoştum ve içmeyi hiç bırakmamak üzere içiyordum!.. barın kapısından gire her kadını usulca kesiyordun!.. not veriyordum:”götü büyük!” “dudakları kalın” “bacakları çarpık” “bu güzel ama nedendir bilmem itici!..” sonra girdi birtanesi; girerken hayatının en büyük hatalarından birini yapmek üzere olduğunun farkında değildi!.. BANA BAKTI!.. o kafayla her bakış biraz uzun gelir!.. bende uzattım bakışı!.. sonuç olarak bakmıştı!.. gidip erkek arkadaşına sarıldı!.. bütün gece gördüğüm en güzel şey(biradan sonra) gidip bir erkeğe sarıldı!..<br />
            Gözlerimi üstünden çektim; oda benden çekti!.. müzik güzel ben sarhoş falan filan!..<br />
            Genelde kadınlar sevgililerinin omzundan bana bakmaz!.. o kadar yakışıklı değilim!.. keza baksalar da ben fark etmem!.. önemsemem birileri sarılıyorsa!.. zaten sevgililerinin omzundan sağa sola bakan kadınları da sevmem!.. madem başkasına bakıyorsun git ona sarıl bre aptal!.. her neyse!..<br />
            Sevgilisinin omzundan fark ettiğimde hala bu konuşmayı kendimle yapıyordum!.. birama hırslanıp daha hızlı içmeye başladım!.. yudumlar daha büyüktü ve herkesi süzüyordum; ama ona bakmadım!.. uzun bir süre sonra kalktım ve tuvalete gittim.. peşimden geldiği falan yoktu!.. tek şansı orasıydı halbuki!.. Ancak ben gitmedim yanına ya; oda benim yanımda değildi(bu cümlenin öyküyle alakası yoktur) tuvaletten çıkarken karşılaştık!..  elim yana açıldı oda bene bir şey uzattı!.. aldım, cebime koydum!.. böyle bir numarayı gerçekleştirdiğim için kendimi iyice aptal hissettim!.. döndü tuvaletten!.. ben 1-2 biradan sonra küfeye bile sığmaz hale gelmiştim!.. dışarı çıktım. Bir şeyler yiyp kendime gelmeye çalışıyordum!.. otobüs duraklarına ulaştım!.. eve uyuyarak vardım ve uyandığımda yatıyordum!.. Hiçbirşey beni dolaptan uzaklaştıramazdı!.. dolaba koştum!.. dolaptan suyu aldım ve biramı açtım!.. ilk yudumu sudan aldım!.. daha da fazla bira içebilmek için biraz ekmek kırdım. Neden kdın bana o kağıdı vermişti ki? Daha kağıda bakmamıştım bile!.. kıçımdan bir öykü yazmalıysım ve başladım:<br />
            “kız çocuklara takılırken çok büyük bir hata yapmıştı ve uyuşturucu batağına girmişti(içki batağına girse sorun yok) beni de kurtarıcısı olarak seçmişti ve ben onu kurtaracaktım!..” falan filan!..<br />
yazdım da yazdım<br />
            öykü bitmiyordu;”kıza teczvüz ediyorlardı ve arada sırada biriyle dışarı salıp intihara yada ne bilim başka bir şeye kalkışmasını engelliyorlardı!..<br />
            kadın gözümün önünden gitmez oldu!.. doğrultumu seçmiştim! Cep telefonuna koştum!.. kağıdı cebimden çıkarıp açtım, eveeet numara vardı!.. aradım!.. ismini de yazmıştı!.. bilahare isim ezberim yoktur!.. onunkini de ezberleyemedim!.. gözüm kararmıştı o an onu hatırlamıyorum!.. kıçımızdan isim uyduralım!.. “sevda”<br />
            Telefonu bir erkek sesi açtı. Kesinlikle kurgu doğruydu!.. kapattım telefonu. Biraz daha içip yeniden aradım. Teknoloji insanın çevresini öyle bir sarmış ki kahramanlık yapıp yapmayacağına o karar veriyor. Teknoloji evet deyince saldırıya geçiyorsun!..</p>
<p>            Bu sefer o açtı telefonu!..<br />
-         Kimsiniz?<br />
-         Barda numara verdiğin genç!<br />
-         Ne numarası?<br />
-         Aha işte bu numara! (kağıdı kaldırıp gösterdim, sanki görcek!.)<br />
-         Ne zaman gittim bara ben? ben içki içmem!.<br />
-         Ne diyorsun zil zurna sarhoştun!<br />
-         Öyle miydim?<br />
-         Evet!<br />
-         Ben içki içmem !!..<br />
-         Sevgilinin omzundan baktın bana!..<br />
-         Ne sevgilisi!? (kardeşleri yanındaydı sanırım kalp kazanma hamlesi) kardeşlerimden başka hayatıma giren erkek yok!..<br />
-         Ne kardeşleri!..<br />
-         Erkek kardeşler!..<br />
-         Siz şimdi dün gece bara gitmediniz doğru mu?<br />
-         Doğru!..<br />
-         Peki bu amına kodumun numarasını kim koydu cebime?<br />
-         Bilmiyorum ve kapatıyorum!..<br />
3 dıt!..<br />
Telefon kapalıydı!..<br />
Biraz geriye sardım filmi ve yeniden izledim!.. sevgilisinin omzundan bana bakan bir hatun olduğu doğruydu!.. tuvalet sahnesi de ama kimse bana kağıt falan vermemişti. Ben daha sarhoş olduğum bir an kendime bu numarayı çekmiştim!.. bara yeniden döndüğümde kız tuvaletten çıkıp yeniden çocuğun yanına oturmuştu ve bu ikinci oturuşta bana hiç bakmamıştı!..<br />
İçkiye asıldım ve sikimi çıkarıp 31 çektim!.. bir sevgilim olduğu o zaman geldi aklıma!.. onu aradım ve gelmesini söyledim!.. 3-4 saat daha ağır ağır içtim.. geldi ve seviştik!.. ben sızmışım!.. uyandığımda piyasayı boşaltmıştı!.. aradım merak edip, beni ilk terk eden kadın olmadığını tekrarladım kendime ardı sıra ve yine 31 çektim!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/kicimdan-bir-oyku-uydurdum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Introduce To A Little Anarchy/Bir Parça Anarşiye Giriş ( The Dark Knight )</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/introduce-to-a-little-anarchy-the-dark-knight/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/introduce-to-a-little-anarchy-the-dark-knight/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 02:21:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan kavak</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Introduce To A Little Anarchy
* Uyarı ; Filmi İzlemeyenlerin Okumaması Tavsiye Edilir
&#8221; Anarşinin ilk dersi. Kural 1 ;Dövüş klubünden bahsetmemektir !!! &#8220;
 
Hayır replikler karışmadı.Tam aksine birbirine uyan tiradlardan bahsediyorum. Bu tiradlar Hollywood sinemasının popüler anti-kahramanlara ait.The Joker ve Tyler Durden&#8217;In Ortak Yapımı; Anarşi A.Ş. Ltd. Şti&#8217;ne. hoşgeldiniz!
Hollywood Sineması artık bildiğimiz üzere anti-kahramanlara konuşma hakkı verdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="x-small;">Introduce To A Little Anarchy</span></div>
<div><span style="x-small;">* Uyarı ; Filmi İzlemeyenlerin Okumaması Tavsiye Edilir</span></div>
<div><span style="x-small;">&#8221; Anarşinin ilk dersi. Kural 1 ;Dövüş klubünden bahsetmemektir !!! &#8220;</span></div>
<p> <span id="more-136"></span></p>
<div><span style="x-small;">Hayır replikler karışmadı.Tam aksine birbirine uyan tiradlardan bahsediyorum. Bu tiradlar Hollywood sinemasının popüler anti-kahramanlara ait.The Joker ve Tyler Durden&#8217;In Ortak Yapımı; Anarşi A.Ş. Ltd. Şti&#8217;ne. hoşgeldiniz!</span></div>
<p>Hollywood Sineması artık bildiğimiz üzere anti-kahramanlara konuşma hakkı verdi ve biz anti-kahramanlardan yana olduk. Gerçekleri onlardan duyuyoruz çünkü. Çünkü düzeni sevmiyoruz, çünkü düzen bizi uysallaştırdı,yabancılaştırdı, yaşamamızı makinalaştırdı ve biz bu yüzden çok kızgınız.</p>
<p>Artık elmanın eski tadını vermediği, büyük toplumsal projelerin denenip başarısız olunduğu , büyük anlatıların anlamını yitirdiği ve bu tecrübeler sebebiyle umutsuzluğun ve açıklayamadığımız belki de itiraf edemediğimiz bir karanlığın içine düştük.</p>
<p>Kimse bizi kurtarmayacak, Mesih çoktan şampanyasını doldurup Playboy kızları ile jakuzisine girdi bile.</p>
<p>Birilerinin kalkıp şunu söylemesi lazım &#8221; Kurallarınız ve erdemleriniz umrumda değil, nerden geldiğini bilmediğim aktörelere uymam ben, büyük bir organizmanın geri dönüşüm kutusuna gönderilecek minik notlardan oluşmuyor hayatım ve uzaya fırlatan maymun değilim! Ben sadece ben olmak istiyorum !.. &#8221;</p>
<p>Herkesin dilinin ucundaydı,söylenememişti ama birileri çıkıp söyledi. Ben &#8221; Düzen bozuk hadi yeni düzen getirelim&#8221; diyenlerden bahsetmiyorum. Bilakis düzeni ortadan kaldıralım ve yerine bir düzen gelmesin diyenlerden, siyasal bir projesizlikten bahsediyorum.</p>
<p>Bugün ABD&#8217;de Eminem&#8217;i zirve yapan müziği olduğu kadar pop müzik kültürüne karşı takındığı tavırdır. Her şeyle dalga geçiyor, alay ediyor , üstüne üstlük bu mekanizmadan besleniyor ama yerine bir şey koymuyor. Amacı yok,hedefi yok işi sadece dalga geçmek.Hatta dalga geçtiği herkes kendine çeki düzen verse müzikte varoluş amacını yitirecek bu sarışın Rapçi, onun misyonu sadece yerden yere vurmak. Dengesiz, işte bu yüzden seviliyor.Asla örnek alınmayacak biri birden ilahlaşıyor çünkü topluma &#8220;zararlı&#8221; idoller lazım. Çünkü kural tanımıyor ve kuralsızlık ona gerçekleri dilediği gibi söyletebiliyor. İnsanların aradığı bu; Eminem, Tyler Durden ve The Joker gibi dilimizin ucundakileri bizim yerimize söyleyebilenler.</p>
<p>Tyler Durden&#8217;dan başlayalım ;</p>
<p>&#8220;Şimdi burada toplanmamızın tek sebebi var o da 1.kuralı çiğnemiş olmanız. &#8221; derken insanların kuralların doğasına içten içe duyduğu gizli düşmanlığı yüze çarpıyor Tyler.</p>
<p>Zaten Tyler&#8217;ın istediği bu. Tyler kim mi ? Henüz tanışmadıysanız hala fırsatınız var iken o küçük ve edilgen hayatınıza devam edebilirsinz. Çünkü Fight Club filminin bu uçuk çocuğu Hollywood&#8217;un yarattığı en büyük Anti-Kahramanlardan biri.</p>
<p>O bir yıkım projesinin elçisi.Düzeni değiştirmek ya da başka bir sistem ile takas yapmak istemiyor. Pahalı arabalara binip güzel kızlarla havuza girmek değil amacı. Ya da büyük bir suçluyu yakalayıp kahraman olmak, düzenli uyku ile organik sebzelerle beslenmek de değil. O sadece yıkmak istiyor, işe kendinden başlıyor. Sistem içerisinde birey olamamış birinden beliriyor ve yavaş yavaş bir projesizliğin fikri olarak hafızamızda yer alıyor.</p>
<p>Biz kimin tarafındayız, evinde yemek yerine soslar bulunduran ve bir mobilya takımının ya da kravatın kendisini tanımlayabileceğine inanan, tüketim toplumunun simgesi olan Joe&#8217;nun mu yoksa &#8221; Sahip oldukların sana sonunda sahip olur &#8221; diye döktüren Tyler&#8217;Durden&#8217;ın mı?.</p>
<p>Elbette &#8221; In Tyler We Trust ! &#8221;</p>
<p>Son dönem ne kadar Anti-Kahramanlar çoğalsa da The Joker gibi vurduğu yerden ses getiren bir politik karakter gelmedi.</p>
<p>&#8220;Bütün bu yasaları,iyilikleri birer kötü şaka gibi.&#8221; derken Batman&#8217;in gözlerinin içine korkmadan bakabiliyor.</p>
<p>Doğru mu söyledikleri ,doğru. En güçlü yasa bile onu koyanlar tarafından gereğinde ihlal edilebiliyor. Sistem ya da düzen adı her neyse bütün bunlar sadece ilüzyün yaratan soğuk bir organizmadan ibaret. The Dark Knight filminden bahsedeceğim, evet. Çünkü karşımızda Anti-Kahramanlar dünyasının peygamberi yer alıyor.</p>
<p>Dc Comics&#8217;in neşeli ve şakacı The Joker&#8217;ini hiç bu kadar sevemezdim. Nerde sadece mafyanın adamı The Joker nerede Nolan&#8217;ın The Joker&#8217;i?.. Bu The Joker ile Tyler Durden&#8217;ın ortak noktaları var üstelik. İkisinin de gerçek adları bilinmiyor,nereden geldikleri bilinmiyor, kimlikleri yok,amaçları yok,kuralları yok ve en önemli ortak yanları sisteme doğaları gereği karşı olmaları.</p>
<p>İkisi de durduralamaz ve spontane. Bir hedefe doğru ateşlenmişler; bu Sistem denen yerleşik kontrol mekanizmasının bizi köleleştirmesinden kurtarıp doğal halimize dönmemizi sağlamaya&#8230; İkisi de kusursuz birer anarşist.</p>
<p>Biraz anarşi gerekiyor topluma sadece bu. Toplum zaten ondan sonra gerekeni yapacak, bu kandırılmışlığı üstünden atacak. Felsefik bir stratejileri var o da sadece sistemin imhası, sadece bu kadar ! Bu da sadece biraz benzin ve mermi ile mümkün olan şeyler&#8230;</p>
<p>Peki kaos onlara ne getirecek? Hiç bir şey!</p>
<p>Bu yüzden Fight Club unutulmaz , bu yüzden Batman&#8217;ı değil The Joker&#8217;i seviyor herkes.Çünkü eylemlerinden nokta kadar kişisel çıkar beklemiyorlar. Toplumun yalan dünyasına çomak sokmak onları eğlendiriyor.</p>
<p>Batman statükoyu temsil eden,erdemli,kuralları olan, kaosa karşı bir adam. Karanlık yönü canı cehenneme, ödip kompleksini aşamamış Gotham&#8217;ın şovalyesinin psikolojik sorunları umrumuzda değil.</p>
<p>The Joker&#8217;den tarafım ben çünkü bir ideali yok,erdemlere inanmıyor,idealsizliğin ve kaosun elçisi O. Tüm uğraşı tek bir noktada toplanıyor o da Sistem&#8217;in ne kadar zayıf olduğunu topluma göstermek.</p>
<p>İnsanların iyi ya da kötü hakkında hiç bir fikirleri yok sadece kendilerinin bile anlamadığı bir erdem için taraf olmuşlar, The Joker buna inanıyor ve film sonuna kadar bu argümanı destekliyor. O yüzden The Dark Knight herkes için arşivlik bir film olarak bir kahramanın değil bir anti-kahramanın mücadelesi olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Herkes The Joker&#8217;e tapıyor Batman&#8217;den ilham almıyoruz. Hatta canı cehenneme!</p>
<p>Sistemi temsil eden Batman&#8217;ın Kaos&#8217;u temsil eden The Joker&#8217;i durdurması imkansız. Çünkü kaosu durduramazsınız ve asla anlayamazsınız. O kendiliğinden gelir. Onunla mücadele edemezsiniz. Kurallarınız ya da erdemleriniz sizi kurtaramaz. Yaptığınız her plan Kaosu bırakın engellemeyi daha çok körükler.</p>
<p>The Joker bir kötü mü asla değil o zaten filmin içinde de belirtildiği gibi Batman&#8217;ı tamamlayan bir fikir. Sistemin olduğu her yerde bir The Joker olacaktır. The Joker zaten bunu söylüyor. &#8220;Sen beni tamamlıyorsun &#8221; derken anlatmak istediği bu.Hangi açıdan tamamlıyor peki ? Batman de The Joker gibi sistemin varoluşunun doğal sonucu çünkü. Kurallar,erdemler,yasalar ve düzen eğer Batman&#8217;ın savunduğu gibi gerekli ve doğru olsaydı Batman&#8217;a gerek kalmazdı.Batman var ki The Joker var!..</p>
<p>Batman de gerekli The Joker&#8217; göre, çünkü onun varlığı da aslında sistemin ortadan kaldırılması gerekliliğin bir ispatı. İkisi de toplumdan dışlanmışlar çünkü ikisi de bir şeyin farkında; Sistem ile ilgili ciddi bir sorun var. Anlaşamadıkları tek nokta Sistem&#8217;in ne olacağı sorusu?Batman Sistem kalsın hataları yönünü toplum düzeltir diyor, The Joker sistemin varlığı hata bırakalım insanlar onu çökertsin diyor ve mücadele başlıyor.</p>
<p>Ama Batman bir an olsun The Joker&#8217;i dinlemek yerine Sistemin Bekçiliğini yani Kara Şovalyeliğini seçiyor  çünkü o da anlayabilmiş değil Kaos &#8216;u.</p>
<p>Kaos insanları daha iyi bir yere getirir mi ? Suçu önler mi ?..</p>
<p>Batman&#8217;ın Kaos&#8217;a olan korkusu bu sebepten,sistem çarpık olabilir ama düzeltilirse insanlar iyiye meylederse Sistem huzur ve refahı sağlayacak. Gerekli olan sadece iyilik için biraz Umut.</p>
<p>Öyle mi peki ? Kesinlikle değil.</p>
<p>İnsanlara yeteri kadar şans ve acı verirseniz korkunç bir canavara dönüşmeleri an meselesidir. Kurallar,arkheler, erdemler, yasalar ve otorite bir anda pembe bir yalan olur herkes için. Bütün bunlar sadece bir ilüzyondan ibaret, inanmıyoruz ama inanıyormuş gibi yapıyoruz.Bu şakadan kurtulmamız lazım. </p>
<p>Suçun varlığı aslında yasaların varlığına bağlıdır ve otoritenin olduğu her yerde suç olacaktır.</p>
<p>Kaos terimi hemen olumsuz çağrışımlarda bulundurmasın. İyi ve kötünün ne olacağını seçme hakkımız var değil mi ?</p>
<p>Ve Gothamlılar, Batman gibi,Sistem bozuk ama düzeltilebilir hala umut var diyerek onu onarmaya çalışarak değil The Joker gibi onun imhasını bir an önce sağlarlarsa iyi ya da kötü terimlerine ihtiyaç duymayacak ve adaletin gelmesini sağlayarak ancak huzuru bulacaklardır.</p>
<p>Çünkü iyi ve kötünün ne olacağı sorusu Sistem&#8217;in değil Kaos&#8217;un belirleyebileceği bir sorundur ve herkes iyi ile kötü arasında bir çizginin olmayacağını artık en azından Harvey Dent&#8217;ten öğrenebilir.</p>
<p>Tyler Durden&#8217;ın günümüz tüketim toplumunu topa tuttuğu Fight Club&#8217;ın DVD&#8217;sinin yanına,The Joker&#8217;in günümüz ahlak ve adalet anlayışına yeni bir bakış açısı getirdiği The Dark Knight filmini eklemeyi unutmayın. Ve üzerine yazın &#8221; Introduce To A Little Anarchy &#8220;.</p>
<p>Bir ara The Joker, Harvey Dent ( Two Face ) ile konuşurken şu sözleri duyar gibi oldum;</p>
<p>&#8221; Ancak sahip olduğun her şeyi kaybettiğinde gerçekten özgür sayılırsın&#8230; Artık özgürsün Harvey Dent &#8230; &#8221;</p>
<p>Kaos size yol göstersin !</p>
<p>Not; Girişteki uyarıya rağmen bu yazıyı okudunuz değil mi ?..</p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/introduce-to-a-little-anarchy-the-dark-knight/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uzun Gece</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/uzun-gece/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/uzun-gece/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 23:03:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Evde yalnızım!.. Doğrusu ev arkadaşım bu evin 9 aylık kirasını verdiğini söylüyor; içim rahat!.. Geriye elektrik ve su kalıyor; yakıt parasıyla birlikte babamın gönderdiği tüm para ediyorlar!.. Yemek giderlerini  ev arkadaşım veriyor hoş her şeye para veriyor!.. Gayet adil bir yaşam!.. Bu akşam olduğu gibi ara sıra ailesinin yanına gidiyor!.. Evde yalnız kaldığım her an [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evde yalnızım!.. Doğrusu ev arkadaşım bu evin 9 aylık kirasını verdiğini söylüyor; içim rahat!.. Geriye elektrik ve su kalıyor; yakıt parasıyla birlikte babamın gönderdiği tüm para ediyorlar!.. Yemek giderlerini  ev arkadaşım veriyor hoş her şeye para veriyor!.. Gayet adil bir yaşam!.. Bu akşam olduğu gibi ara sıra ailesinin yanına gidiyor!.. Evde yalnız kaldığım her an asosyal takıntım iyice artıyor!.. Kız arkadaşımdan yeni ayrıldım ve yenisini bulmak için asla mücadele etmeye niyetim yok!..<span id="more-190"></span></p>
<p>Elimden kitabı bıraktım ve tuvalete yöneldim!.. Arkamdan gelen adım seslerini umursamadım, yankı olmalıydı!.. Tuvaletin kapısından girerken göz ucuyla kalktığım yöne baktım; Bir şey mutfak tezgahına doğru geçti, büyük bir şey!.. Tuvalete girdim ve basurlu kıçımın izin verdiği kadarını klozetin ağzına sıçtım!.. Tuvaletten çıkıp salona geçtiğimde tezgahta kimse yoktu!..</p>
<p>Kitabı elime alıp okumaya devam ettim!.. Bedrettin amcam her şey kolay olsun demiş, çileden çıktığında &#8220;ben&#8221; demiş!.. Falan filan feşmekân; pek ulu bir adam değilmiş doğrusu!.. Yunanistan&#8217;da aynı dönem çıkan bir komün hareketi taklit etmiş!..Yan odadan yatak odasına geçti, başımı kaldırıp baktığımda hiçbir şey göremedim; çok hızlı koşuyordu!.. Yeniden kitabıma eğildim!.. Zihnimin oluşturduğu yanılgılara alışığım doğrusu ama bu yakın olanlar ürkütüyor!.. Uykudan uyanıp olmayan yengeci kendimden uzaklaştırmaya çalışmak hoş bir olay değil!.. Yatak odasından yan odaya geçti yeniden!..Sigaralarımı biri söndürmeden diğerini yakarak içmeye başladım!.. İlkinde de böyle olmuştu; ortaokul yıllarımdan ve hatta çocukluk yıllarımdan alışıktım ben buna!.. Sigaramı ilk kez konuştuğum ve dokunduğum hayalimde de böyle arda arda yakıyordum!.. Bunu psikiyatrlara anlatmadım; anlatmalı mıydım acaba? Yan odadan yatak odasına geçti!..</p>
<p>Kitabı bıraktım; ard arda sigara yakarak sakinleşmeye çalıştım!.. Bu seferkini kaybetmek kolay olmayacak; havlayacak köpekte yoktu!.. Bu zihin oyunundan çıkmanın en kolay yolu başka bir şeyden korkmak!.. Başka bir şeyden korkmak kendinizden korkmayı engelliyor!..</p>
<p>Gözlerimi yavaş yavaş kırpmaya çalıştım!.. Film havası vermeye çalışıyordum olaya!.. Hâlbuki sevmem böyle efektleri anlamsız gelir; birkaç film hariç filmin etkisi hakkında hiçbir şey yapmamıştır!.. Sesler geldi odadan; yerinde duramıyordu pezevenk!.. Bir sürü tur atmıştı; yatak odalarına geçecekti ama yolundan çekmiyordum gözlerimi!.. Tek kişilik bir diyalog başlattım;</p>
<p>- Korkma, senden ürküp bağırmam!..<br />
Sigaradan bir fırt&#8230;<br />
- Tüylü kızdan da korkmamıştım!..<br />
Sigaradan bir fırt&#8230;<br />
- Gel şuraya da muhabbet edelim. Sen benim yalnızlık takıntım olmalısın. İyi arkadaş olacağız eminim<br />
Sigaradan derin 1 fırt&#8230;<br />
- Neden yerinde durmuyorsun? Neden odadan odaya koşuyorsun?<br />
Sigaradan 1 fırt&#8230;<br />
- Uykum geliyor! Gel de biraz konuşalım!<br />
Sigaradan 1 fırt&#8230;<br />
- Sen biliyor musun bilmem ama hayal ürünü olduğunu biliyorum!.</p>
<p>Elim tam sigaradan fırt almaya gidiyordu ki çok yüksek tonda bir çığlık koptu!.. Korktum irkildim ama kulaklarımı kapatamadım; kapatsam da duyarım diye korktum!.. Tüylerimi sakinleştirecek bir ilaç bilmiyordum!.. Bu tiz ve yüksek çığlığın yalnızca bana özel olduğunu düşündüm, kapıma kimse dayanmadı!.. Çığlık durduğunda yatak odasına gidip bir battaniye aldım!.. Mutfakla birleşmiş salak salonumda uyuyacaktım!..</p>
<p>Bütün gece bir o tarafa bir bu tarafa koşup durdu!.. Bazen yakalıyordum onu, yanımdan geçerken yüzüme bakıyordu ve kesinlikle tanıdık bir yüzdü!.. 1-2 saat rahat uyuyabildim!.. Sabah kalktığımda sehpanın üzerinde bir yılan vardı; kafasını okşadım ve tuvalete gittim!.. Basur kıçımın izin verdiği kadar boku klozetin ağzına sıçtım!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/uzun-gece/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Baştan Sona</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bastan-sona/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bastan-sona/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 20:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[Gökyüzünü bu kadar gezmek yeter; bulutların arasında gezmek eğlenceli olsa da aşağı inmek lazım!.. Aşağılara indikçe; hava ılıyor, tüyler yerini alıyor, gözlerdeki yaş yok oluyor, hız azalıyor!.. Yürüme safhasını denemeden biraz daha uçmak lazım; iki kademeli inmek lazım aşağı!.. Şehrin karmaşasını yukardan izlemenin tadı şöyle tarif edilir;&#8221;evcil hayvanlar ev yapmış!&#8221; İnsanların hareketleri ve yönleri belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzünü bu kadar gezmek yeter; bulutların arasında gezmek eğlenceli olsa da aşağı inmek lazım!.. Aşağılara indikçe; hava ılıyor, tüyler yerini alıyor, gözlerdeki yaş yok oluyor, hız azalıyor!.. Yürüme safhasını denemeden biraz daha uçmak lazım; iki kademeli inmek lazım aşağı!.. Şehrin karmaşasını yukardan izlemenin tadı şöyle tarif edilir;&#8221;evcil hayvanlar ev yapmış!&#8221; İnsanların hareketleri ve yönleri belli olmuyor; yalnızca akmaya benzer bir hareket!.. <span id="more-189"></span>Araçlar ve yayalar birbirinden ayırt edilemiyor!.. Yolda yürürken uzun boyluların gördüğü inip kalkan kafalar yok!.. Biraz daha aşağı inildiğinde artık akarsuyun köşeleri var; hareketler biraz daha iyi seçiliyor!.. Kenardaki yayalar akarsu kenarlarında ki dalgalar gibi!.. Gece olunca yanıp sönen ışıkları görmekte harikadır!.. Hele gün bitip gece başlamaya başladığında daha da güzel; hem ışıklar hem akarsu oluyor!.. Her ne kadar gerçek akarsular ağaçlarla, otlarla ve hayvanlarla daha güzel ama yukardan izlenince şehir onlara beş basar!.. Biraz daha aşağı inip çok yakından bakıldığında karmaşanın farkına varılır!.. Sağa sola giden insanlar kornalar ve ışıkların gereksizliği!.. Ama hala bir akıcılık var!.. Daha da aşağı inildiğinde bir şeylere çarpmadan ilerlenmez o yüzden yürüme haline hazırlanılır!.. Yürümeye başlanıldığında hangi kalabalığın içindeyseniz diğerini görmezsiniz!.. Bu sigara içenlerin içemeyenleri anlamaması gibi bir şeydir; bir yandan kıskanılır, bir yandan da nasıl sigarasız yaşadıklarına şaşılır(aynı şey iki taraf içinde geçerlidir) Yürümek hızdan kaybetmek anlamına gelir. Hızdan kaybederseniz sesleri duymaya başlarsınız!.. Bu da zevklidir, saçma sapan konuşmalarla bütün gün dalga geçilebilir!.. İnsanların söylediklerini not alabilecek ve bunun üstüne konuşabilecek kadar yavaşlanıldığında şevk kalmaz artık!.. İnsanlar anlamsızca konuşup hızınızı kesmiş gibi hissedilir!.. Birileriyle oturup tartışacak kadar yavaşladığınızda arık yaşamın sonunu yaklaştırmışsınızdır!.. Hele karşınızdaki gökleri hedefliyorsa -kendiniz yapamayacağınızı bildiğiniz için ve onu da bu işten korkutmanız gerektiği için(kıskançlık)- bu size saçma bir ateş gibi gelir; &#8220;salak&#8221; &#8220;aptal&#8221; &#8220;çılgın&#8221; cümleleri kurulur. En olumlu kurulabilecek cümle;&#8221;sende duracaksın&#8221; dır!.. En sonunda kendinizi hiç kımıldayamayacak hale getirdiğinizde yeniden bulutlara çıkmak imkânsızdır!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bastan-sona/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Narsizm,sadizm ve nekrofili üzerine</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/narsizmsadizm-ve-nekrofili-uzerine/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/narsizmsadizm-ve-nekrofili-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 22:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan kavak</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[Efsane malum yunan mitolojisinden…
Yunan tanrılarının yarattığı en güzel varlık olarak bilinen narcissous ne bir periye ne de bir tanrıya aşk duyabilmektedir. Bu şımarık çocuk kendi güzelliği ile eş bir güzellik aramak gibi sonuçsuz bir uğraş içindedir.Onun kaderindeki temel nokta, güzelliğinin eşsizliği değil kendini bu denli abartılı beğenişidir. Bir gün bir gölün başına gelir, suda kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efsane malum yunan mitolojisinden…</p>
<p>Yunan tanrılarının yarattığı en güzel varlık olarak bilinen narcissous ne bir periye ne de bir tanrıya aşk duyabilmektedir. Bu şımarık çocuk kendi güzelliği ile eş bir güzellik aramak gibi sonuçsuz bir uğraş içindedir.<span id="more-124"></span>Onun kaderindeki temel nokta, güzelliğinin eşsizliği değil kendini bu denli abartılı beğenişidir. Bir gün bir gölün başına gelir, suda kendi aksini görür.Kendine o anda aşık olan Narcissous ömrü boyunca aradığı eşine sarılmak amacıyla göle atlar ve suda boğularak can verir. Bu mitolojik hikayeye gönderi amaçlı olarak kendi üzerine eğilmiş o hüzün sembölü çiçeğe nergis adı verilmiştir.Gel zaman git zaman grek-roma kültürü üzerine inşa edilen batı edebiyatı bu isimden yola çıkarak bir ruh hastalığına da bu mitolojik karakterin adını verecektir.</p>
<p>Yaygın olarak bilinen inancın tersine ( ki yaygın olarak bilinen ne varsa yanlış olma ihtimali her zaman yüksektir ) narsizm sadece kendini beğenmişlik değil. Bir hastalık,kendini olmadığı kadar abartılı görme durumu ( megalomania ) aşırı kendine düşkünlük, kendini aşırı önemseme, kendi ve kendisi dışında gördüğü her şeye karşı acımasız ve dogmatik bir öfke ve kıskançlık, her şeyi vermeden alabileceğine hakkı olduğuna dair kör bir inanç durumudur. Narsistin çevresi ile sevgi ile bütünleşebilmesi söz konusu değildir. O kendini dünyanın küçük merkezi sanar ve dünya onun çevresinde hizmet etmek,onun emirlerini dinlemek, düşüncelerini tasdiklemek zorundadır.Bu olmadığı zaman öfkelenir,kin tutar, intikam için fırsat kollar. Tinsel gaddarlıklarda bulunr. Tinsel gaddarlık sadizmin sinsi halidir.Sadist illa ki elinde kırbaçla insan demek değildir. Bir alaylı hareket, bir gülüş, bir soru, yapılan küçük düşürücü bir şaka bunların hepsi sadizme özgü davranışlardır ama tinsel gaddarlık hali daha pistir ve sadistin kendine gizlemesine yarar.</p>
<p>Sadizm, narsizm devamı.. Bunlar bir sinsile.. grip gibi..burun akması, baş ağrısı ve ateş… Narsizm,sadizm ve daha sonrası nekrofili… Nekrofili ise ölü sevicilik;yaşama artık hizmet etmeyen,kullanılıp yaşamsal sürecin dışına atılmış olanla haşır neşir olan,donuk,mat,cansız ve mekanik nesnelerden ilgi duyma durumu… Tribünlerdeki “ölmeye geldik” haykırışları, www.rotten.com fanatikleri,ölümü yücelten inanışlar hatta &#8221; senin ölünü &#8230;&#8221; diye devam eden küfürler hepsi nekrofiliyi çağrıştırıyor.Tuhaf abartmayın demeyin,ciddiyim…</p>
<p>Tedavisi mevcut önce bu durum hastada mevcut ise bunu kabul etmesi bunu kabul etmesi sonra alışkanlıkların değişmesi gerekiyor.Ama çelişki bu ya narsistler öz benliklerni kusursuz gördükleri için bunu asla kabul etmeyeceklerdir.</p>
<p>Üçünde de sevgi yok,üçü de insanları nesneleri ikame edebilir durumda görür.</p>
<p>Var mı çevremizde böyle insanlar demeyin belki de bu insanlardan biri bizzat kendimiz olabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/narsizmsadizm-ve-nekrofili-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>gÜl</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gul/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 16:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=174</guid>
		<description><![CDATA[Aylar önce tanıştılar. Kadın bir kamu kurumunda kadrolu personel olarak çalışıyordu. Bordrolar, yazılar, çizgiler; pek iyi kazanmıyordu!.. Erkekse bir barda garsondu!.. O da biraz iyi kazanıyordu!.. Evlendiler bile!.. Kadın pop- kült pop ve arabesk dinlerdi. Soğan sarımsak düşkünüydü!.. Yatakta altta olmayı severdi ve kesinlikle sarılarak uyumazdı!.. Sabahları kalktığında yorgun ve sinirli olurdu!.. Erkek Metal müzik dinler. Yemeğinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Aylar önce tanıştılar. Kadın bir kamu kurumunda kadrolu personel olarak çalışıyordu. Bordrolar, yazılar, çizgiler; pek iyi kazanmıyordu!.. Erkekse bir barda garsondu!.. O da biraz iyi kazanıyordu!.. Evlendiler bile!.. Kadın pop- kült pop ve arabesk dinlerdi. Soğan sarımsak düşkünüydü!.. <span id="more-174"></span>Yatakta altta olmayı severdi ve kesinlikle sarılarak uyumazdı!.. Sabahları kalktığında yorgun ve sinirli olurdu!.. Erkek Metal müzik dinler. Yemeğinde et olmasına katlanamazdı!.. Soğan sarımsak kokusundan nefret ederdi ve yatakta altta olmayı severdi!.. Sevgilisine arkadan her sarıldığında dirseği karın boşluğunda hissederdi!.. Kavga etmemek ve ayrılmamak için epey uğraştılar!.. sonra kadın iki kulaklık aldı; böylece müzik olayı halloldu!.. Erkek mutfağa havalandırma yaptırdı!.. Kadın yatakta eşit olabileceklerini varsayarak yan yana pozisyona imza attı!.. Erkek gece sarılmamak için sevgilisinden önce yatağa girip uyuyordu!..<span class="apple-converted-space"> </span> Her ne kadar anlaşamasalar da uzlaşmışlardı!.. İşte filmin koptuğu günde bu uzlaşıklık damgasını vurdu!.. Erkek elinde kıpkırmızı bir gonca ile geldi o akşam!.. Kadının gözlerinin parlaklığı lambaları sönük bırakıyordu!&#8230; Atladı kadın;<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Tatlım, Biliyorsun ki bizim ilişkimizin bitmemesinin sebebi ya muhtaçlık yada inat!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Evet aşkım!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">O halde bir gerçeği kabul edelim!.. inatçılığımızdan farklı bir şeyi sembolleştirmeliyiz!.. Örneğin bu gonca!.. Bunun son yaprağı kuruyup dökülünceye kadar birlikte olacağız diyelim!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Olur tatlım!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">O halde koyalım vazoya da kurumasın!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Kurumasın!<br />
Bu gerzekçe muhabbetin ardından koydular vazoya ve buldukları yeni yüz yüze eşit pozisyonda deli gibi dikiştiler!.. Mutluydular; çünkü ilişkilerinin artık bir anlamı ve bir amacı ve bir ortaklığı vardı!.. <span class="apple-converted-space"> </span>Günler geçiyordu!.. gÜl açtı vazoda!.. Kışın dayandığı günleri atlatıp kışa girdiler!.. Baharın dayandığı günleri atlatıp bahara girdiler!.. Bu arada gÜl erkek tarafından 4 kadın tarafından 5 kere çaktırılmadan değiştirilmişti!.. En son değiştirmeden sonra yine solmaya başlayınca erkek hemen yenisini alıp değiştirdi gÜl ü belli etmeden!.. Bu son değişim oldu!.. Kuruyordu gÜl!.. Erkek bir gece iş çıkışı bir arkadaşına uğradı!.. sabaha karşı geldi!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Neden geciktin aşkım?..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Bilmiyordum herifi bu kadar özlediğimi!.. Bizim Sinan ne adam ya!? O yorgunlukta güldüre güldüre öldürdü beni!..<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Aferin ona!.. Çantada ne var?<br />
-</span><span style="font-size: 7pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">         <span class="apple-converted-space"> </span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Hediye almış bana!.. Dur giyim gelim de gör!.. <br />
Yatak odasına girdi!.. elbiseleri giyindi ve hediyesini kadının yattığı köşeye yerleştirdi!.. <span class="apple-converted-space"> </span>Kadın altta kalır mı?!.. Bir arkadaşına da o gitti!.. geç saatlerde ve hafif kıyak kafayla döndü eve!.. <span class="apple-converted-space"> </span>“N’oldu aşkım? Niye geç kaldın!” diye soran salak erkek arkadaşına kendi geç gelme sebebini aynen geri koydu!.. Giyindi ve gösterdi!.. Hediyeyi erkek arkadaşının yattığı yere sokuşturdu!.. Deli gibi sikiştiler o gece!.. İkisi de üste çıkmak için kavga ediyordu!.. gÜl ün son yapraklarının direndiği günlerde ikisi de işe gitmez olmuştu!.. gÜl den biraz uzakta oturup onu izliyorlardı!.. Arada birde sikişiyorlardı!.. Sonra iyice yaklaştılar gÜl e!.. Son yaprağın düşmesi yakındı!.. Sikişmeyi de bıraktılar!.. İkisinin de gözleri fal taşı gibi açıldı; son yaprağın yere değmesini kaçırmak istemiyorlardı!.. Önce vazoya çarptı sonra masaya!.. İkisi de yaprağın masaya değişini duymuştu!..<span class="apple-converted-space"> </span>100 metre koşucularına tabanca atılmış, yarış başlamıştı!.. Önce kadın çıkardı silahını kocasının yattığı köşenin altından!.. ateş etti!.. ıskaladığı için bir el daha ateş etmeliydi!.. Erkekte ulaştı silahına kadının yattığı köşenin altından!.. ikisi bir anda bastılar tetiğe!.. Önce adam kanlar içinde yığıldı yere!.. boğazını delmişti mermi!.. Ardından kadın düştü!.. Kalbinin biraz üstünde olsa da öldürücü bir yaraydı!.. yatağın altından son kez baktılar birbirlerine ve erkek öldü!.. Kadın yerde kan izleri bırakarak erkeğin yanına kadar süründü!.. Erkeği sırt üstü çevirerek göğsüne uzandı!..<span class="apple-converted-space"> </span> gÜl yaprağını inceleyen polisler inceledikleri her bok gibi bunu da yanlış anlamışlardı!.. birbirlerini neden öldürdükleri bu kalem ve o ikisi arasında bir sır değildi ama insanlar bakmak istemediler!.. bir tek sorguya çekilen gÜl yaprağı suçsuzdu!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gul/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ben istemedim ki</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ben-istemedim-ki/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ben-istemedim-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 18:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[           Gece ilerledi. Ben içip ilerlemesine engel olmaya çalışsam da o ilerledi ve sokakların boşaldığını hissediyordum. Gözlerim ağarlaşınca kaçacaktım; ama ağarlaşmak bir yana mide bulantımı bile bastırmaya başlamıştı gözlerim. Yine her ayrıntıyı duyma safhasında sarhoştum.
Kırıştıran çiftin ayak üstü birbirini yaladığını bile duydum!.. barlar veya toplu içme mekanları böyle eğlenceli yerler aslına.(birkaç porno film çekilir) sevgililer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>           Gece ilerledi. Ben içip ilerlemesine engel olmaya çalışsam da o ilerledi ve sokakların boşaldığını hissediyordum. Gözlerim ağarlaşınca kaçacaktım; ama ağarlaşmak bir yana mide bulantımı bile bastırmaya başlamıştı gözlerim. Yine her ayrıntıyı duyma safhasında sarhoştum.<span id="more-173"></span><br />
Kırıştıran çiftin ayak üstü birbirini yaladığını bile duydum!.. barlar veya toplu içme mekanları böyle eğlenceli yerler aslına.(birkaç porno film çekilir) sevgililer gelir ve çevreye klasik mesajı verir;”biz sikişiyoruz; her fırsatta!” aynı mesajı veren 3 çift vardı ve sayılarının artmasını istemiyordum!.. boş gezdiğim günler değildi hoş ama sevgilimle bir aşk yaşadığım söylenemezdi; yatıyorduk-kalkıyorduk ve o benden sıkılıp gidiyordu!.. birinin masama oturmasını beklerim hep, oturduda!.. gözlerim hala bir şeylerden rahatsız oluyordu!<br />
-         Nasılsın Noyan<br />
-         Sarhoş<br />
-         Olum n’apıyon lan burada garip adam; git yat sarhoşsan!..<br />
-         Yatacaksam niye sarhoş oluyorum<br />
-         Haklısın!. (hep haklıyımdır) neyse selam vermedi diyemezsin!.. benden bir isteğin var mı?<br />
-         Yok; demezdim zaten görmemiştim seni!..<br />
-         Görüşürüz<br />
-         Belki<br />
Sonra kalktı, öylesine muhatap olduğum bir adamın benimle bu kadar ilgilenmesi garip doğrusu. Ama ilgilenmişti işte!.. Sempatiğim ya!..<br />
Kadınların hepsine bakmaya karar verdiğimde her şeyi duyma safhasından herkesi görme ve tribini bağlama safhasına geçmiştim!.. sıradaki safhada sesler gidecek sonrada görüntü bulanacak!.. İnsanlar burnumun dibinde hareket ediyormuş gibi rahatsız ediyordu!.. önce köşedeki çifte dönüp baktım, uzun baktım biraz!.. kadın sevgilisine eğilip bir şeyler anlattı gibi geldi, korkup çevirdim gözlerimi!.. o tarafta (yani sol) lezbiyen bir çift vardı. Daha doğrusu yanlarında erkek yoktu!.. 4 elle bir sap bulamamışlardı!.. onları da süzdüm bir süre, önüme eğdim gözlerimi ve yine aynı yöndeki köşeye diktim!.. olay çıkacak gibi geldi yine korkup önüme diktim gözlerimi ve işte beklediğim fırsat, kapı açıldı ve içeri biri girdi. Kafamı kaldırıp baktım. Nerden baksan 190 cm aşağı değildi iri yarı bir sik gibi girdi içeri. Demin lezbiyen diye tanımladığım kadınların yanına oturdu. Doğrusu başımın belaya girmesi hoşuma gider ama bu akşam değil!..<br />
Kalkmaya karar verdim. Katlımda!.. biram yarım kalamazdı; kafama diktim!.. kapının yerini hala kolay tayin edebiliyordum. Kapıyı açıp adımımı dışarı attım, suratımı dışarı çıkarırken sağ tarafta birinin benim çıkmamı beklediğini fark ettim. Çarpışabilirdik, yalnızca 1 adım eksiğimiz vardı. Ona baktım, dondum, korktum ve yürüdüm. Korkmuştum zaten o saate kadar, geri döndüm kapıdan girmeden!..<br />
-         Dur!.<br />
-         N’oldu yahu (gibi bişeydi)<br />
-         İçeri girme, tabi yalnızsan.<br />
-         Niye?<br />
-         Hepsi çift, yada o lezbiyenler gibi grup!..<br />
Gülümsedi üçlüyü parmağımla gösterirken. Onları tanıyor olabilir diye korktum; irkildim!..<br />
-         Tanıyor musun onları?<br />
-         Y..Yok (iki kafa hareketi, onayla şüphe arası olan hani) yo yo tanımıyorum!..<br />
-         İyi, başka bir yere gidelim, girişin ücretli olduğu biryere!..<br />
-         İyi gidelim!..(çok sade bir kabul edişti!..)<br />
Sanırım o üçlünün dördüncüsüydü!.. girişin ücretli olduğu bir yer bulduk!.. çokta iyiydi, ayaktaydı herkes ve bira pahalıydı yani daha fazla sarhoş olamazdım!.. Bu arada bu kadının bana nasıl güvendiğini düşüne durayım, giriş ücretini ödedim!.. İlk içkilerin ikisini de ben ödedim ama olsun.<br />
Ben ona erkekleri göstermeye başladım, o alışıncaya kadar hep ben gösterdim!..<br />
-         Şu nasıl?<br />
-         Kro<br />
-         Şu?<br />
-         Boşver!..<br />
-         Bak bu yakışıklı!..<br />
-         Haklısın!..<br />
-         Çarp ona!..<br />
-         Ne?<br />
-         Çarp!..<br />
Çarpmadı ama aynı geyiği kendi yapmaya başladı!..<br />
-         Şu nasıl?<br />
-         Bak kesinlikle zencilerle ve uzak doğulularla ve onlara benzeyenlerle yatmam. Tamam zenci değil ama kapkara!..<br />
-         Peki şu?<br />
-         Aslında olabilir; ama… ne bileyim sanki … boyumuzu aşar kızım o bizim!..<br />
-         Lan 1.80 den yukarı değil!..<br />
-         Sıçım ağzına, ondan mı bahsediyoz!..<br />
Bir an kendimi 40 yıldır arkadaşmışız gibi hissettim!.. Konuşmalar bulanmaya ve anlaşılmamaya başladığında epey geç olmuştu!..  “gidelim buradan!” dedim!.. Kafasını salladı, çok sarhoştuk gerçekten; çok sarhoştuk ve küfe bile taşımazdı beni artık!.. çişimi yaptım, oda benim çıkmamla girdi tuvalete. Kadınlara ayrılan kısma işemek hoştu doğrusu. Kendimizi dışarı saldık ve taksi çevirmeyi beceremedik. Biraz oturmayı önerdim ve yine vazgeçtim!.. oturursam uyurdum!.. taksi çevirdi!.. onun evine gittik!.. dolabında bira vardı. Şaşırdım!.. pek kadınvari bir şey değil!.. biralar kucağımızda uyuya kalmışız!.. sabah uyandığımda biralar yeri ıslatmıştı (yada birimiz altımıza işemiştik!) o kucağıma uzanmış uyuyordu ben dik uyumuştum!.. belim tutulmuştu ve ben kamburum zaten!.. dik yürümek zor geliyor!.. usulca indirdim başını, bir yastık bulup kafasının altına yerleştirmek için yatak odasını aradım!.. yastıkla döndüğümde uyanmıştı. Saçları yüzünü örtmüş öylece oturuyordu!..<br />
-         Uyandın mı?<br />
-         Hayır!<br />
Yastığa sarılıp yanına bıraktım kendimi. Saçlarının altından yüzüne bakmaya çalıştım. Kafasını arkaya saldı!..<br />
-         Yine yapmalıyız!..<br />
-         Bu akşam!..<br />
-         Tamam (dedim)<br />
Yemek yeyip konuştuk!.. gözlerim ara sıra bluzunun arasına kaçsa da küçük bir tacizdi yalnızca!.. O akşam beraber çıkıp içmek onunla yatmaktan daha çekici geliyordu!.. öyle de yaptık!.. çıkıp içtik!.. dayımda kaldığım için benim evime gidemiyorduk!.. Evde içmeye başladık!.. Kadınımı çağırdım!.. doğrusu güzel bir geceydi!.. Yanda güzel bir kadın yatıyordu ve ben duvara dayadığım sevgilimle öylesine iyiydim ki!..<br />
Ertesi gün viski aldık!.. benim artık bir sevgilim yoktu!.. ismini bir an unuttuğum için benimle yatmaktan vazgeçti!.. Hoş yeterli zaman geçse kendi ismimi de unuturum!..viski bittiğinde biraya döndük ve sızdık!..  para suyunu çekiyordu!..<br />
Ben tam “0” a dayandım!.. Onun durumu da bana yakındı!.. Sabah kalkıp kahvaltı yapıyor muhabbet ediyor akşam ayrı yataklarda yatıyorduk!.. Bütün gün kavga eder havada tartışmamıza rağmen aslında aramızdan su sızmıyordu!..<br />
Bir gece yanıma geldi. Çıplaktım. Boxerımı giyip yanıma yatmasına izin verdim!.. sarıldık ama cinsiyetimiz yoktu; ne ben kadındım ne de o erkek!..<br />
Bu ilişki 4-5 ay kadar sürdü. Ben ona yük oluyorum diye bunalıma girene kadar… kaçtım!.. görüşmedik!.. bir kere karşılaştık ama selamlaşmadık!.. küstük!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ben-istemedim-ki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Deli olmak istemek</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/deli-olmak-istemek/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/deli-olmak-istemek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 17:27:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[     Şöyle bir düşününce sabahları yataktan kalkmak zor iş..! bazen art arda aynı rüyaları görürüm!. Hemen not alırım sanki istatistiklerle rüya görüyorum!..  örneğin bir ada görürüm çok sık unutulacak gibi değildi!..
     Bir ada çevresi dağlarla kaplı ve ortasında sanayi eskisi bir kent!.. sanayi dumanı öyle ki her yere gri renk hakim!.. içinde enteresan taşıma araçları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>     Şöyle bir düşününce sabahları yataktan kalkmak zor iş..! bazen art arda aynı rüyaları görürüm!. Hemen not alırım sanki istatistiklerle rüya görüyorum!..  örneğin bir ada görürüm çok sık unutulacak gibi değildi!..<br />
     Bir ada çevresi dağlarla kaplı ve ortasında sanayi eskisi bir kent!.. sanayi dumanı öyle ki her yere gri renk hakim!.. içinde enteresan taşıma araçları var! <span id="more-172"></span>Örneğin parmak kadar suyun üstünde hızla giden tekneler, incecik tellere takılı teleferik, tekerlekleri kendinden büyük otobüsler!. İnsanları soğuk ve duygusuz, yanı başında ölen bir gencin kalkıp kalkmamasını umursamayan yaşlılar!.. bir kadına tecavüz edilmesini seyretmeye bile tenezzül etmeyen bir sokak dolusu insan ve ben, korkak ve saldırgan ben!.. daha o adadan çıkamadım!.. pencereden izledim sokağın sakinliğini; onların arasına girmekten korktum!.. bir rüyamda ise onlardan biriydim!.. hızlı teknede parmak kadar suyun üstünde sakin ama aslında korkutucu bir yolculuk!.. bir rüyamda şehirden kaçma planımı odadan çıkamamakla tamamlamıştım!..<br />
     Bir başka yolculuğumda da tren yolculuğundayım!.. öyle bir yolculuk ki benim yerim yok ama izliyorum, görüyorum!.. bir kadın(düz küt kesim saçlarının her rüyada rengi değişse de güzel  ve bembeyaz teniyle ilgi çekiyor) bir de çocuk(onunda saç rengi değişiyor) ağzına sıçım yav orda değilim işte!.. bisikletimle bayır tırmanıyorum ve birden duruyorum ve tren sarsılıyor!.. keza bu trenin kaza yaptığını veya öldüklerini hiç görmedim ama zaten Meltemle birlikteyken her gece bu rüyayı görmekten de vazgeçmiştim(hatta hiç görmedim).<br />
      Bu iki rüyayla kavga ederken uçtuğum rüyaları ve düştüğüm rüyaları ve bayır aşağı koşup dereye kavuştuğum rüyaları!.. (deli olduğum kanısına varmak belki de-özllikle canlı günlerimde- imkansızdır) şöyle bir bakıyorum da ben mahvettiğim hayatıma hayranlığımla kendimi mahvediyorum!..<br />
     Köşe bucak kaçtığım bazı gerçekler insanlar tarafından fark edilmediğinde benim aklımda kazınıp kalır!.. işte onlar aklıma geldiğinde inleyerek başımı tutarım!.. sanırım bana has çünkü rastlamadım bu şikayete!.. bu ağrılar çok basit şeylerden olabiliyor!.. ne bilim biriyle konuşurken dilimin sürçtüğünü hatırlamamdan falanda olabiliyor!.. birine gerçekten çok ağır sonuçlar doğurmuş sözler söylediğimi hatırladığımda da yada bir adımımı ters attığımı ve tökezlediğimi hatırladığımda yada birinin düşmesine sebep olan bir hatada da!.. alkollüyken olmaz ve yeni sigara içtiğimde!.. bunların dışında bir şey test etmiş değilim!..”uyuşturucu” denen “uyarıcı”lar arttıracağına eminim!.. sex engellemiyor!.. düzenli düzensiz fark etmez!.. düşünün altınızda kıvranan bir yılan var başınıza bir bıçak saplayıp çekiyorlar!.. herkes kadınların baş ağrılarını anlatır hani benimki öle bişe değil!.. bir mayın yada bir saatli bomba; yada random() bir değerle çalışan bir virüs!.. bir anda vurur ve alkol sigara yoksa art arda vurmaya devam eder!..<br />
     Ben hala bir deli değilim!.. insanların söylediğinin aksine otokontrolüm yüksek ve çok iyi bir vurgulayıcıyım!.. silik olmadığım kesin ama işin gerçeği çok fazla engellerim kendimi!.. kim bilir kendimi engellemesem baş ağrılarım ne hale gelir!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/deli-olmak-istemek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>3 evre</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/olu-skilir/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/olu-skilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 20:42:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=188</guid>
		<description><![CDATA[Morga kadar
 Barda içtiğim onca biradan sonra her yere işemeyi hak etmiş gibi bir kasıntıyla sokağa çıktım. Aslında yalpaladığımın ve salak saçma güldüğümün farkındaydım ancak umursamıyordum. İlk bulduğum köşeye işemek için hızlandım!.. İşemeye para vermek gibi bir niyetim yoktu, her yere işeme hakkımı da Mc donalds ya da Pizza hut&#8217;ın önünde kullanacaktım; müşteri memnuniyeti için!..  Ağaçlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Morga kadar</p>
<p> Barda içtiğim onca biradan sonra her yere işemeyi hak etmiş gibi bir kasıntıyla sokağa çıktım. Aslında yalpaladığımın ve salak saçma güldüğümün farkındaydım ancak umursamıyordum. İlk bulduğum köşeye işemek için hızlandım!.. İşemeye para vermek gibi bir niyetim yoktu, her yere işeme hakkımı da Mc donalds ya da Pizza hut&#8217;ın önünde kullanacaktım; müşteri memnuniyeti için!..  <span id="more-188"></span>Ağaçlık bir parka girip bulduğum ilk kuytuda şarıl şarıl işedim. İşim bitip dönüp giderken bir inleme sesi geldi kulağıma; dönüp işediğim yere baktım. Sevişen bir çiftin üstüne işemişim!.. Ne fantezi ama?! &#8220;insanlar aklını kaşırdı bile!&#8221; deyip yoluma devam ettim!.. Çocukları olduğunda adam kadına soracak; &#8220;benden mi yoksa üstümüze işeyen heriftenmi?&#8221;</p>
<p>Yolda ayık yürüyorsam arkamı kollarım ama sarhoşken önümü bile kollamam!.. sağa sola çarptığımı hatırlıyorum; bomboş kaldırımda bunu başarmak yetenk ve yaklaşık 10 - 12 bira ister!. Yolumun devamını nasıl tamamlayacağımı bilmez halde oturduğumu da hatırlıyorum; ama buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyorum!..</p>
<p>Aslında insanlar öldüğünde beyinleri ve sinir sistemi de ölmüştür ama benim şuan yaşadıklarım buna pek uymuyor. Gözlerim görmüyor, kulaklarım duymuyor ve dilim tat almıyor ama kalbim atarken yaşamam gereken acı hissetme ve düşünme işlevlerim yerinde duruyor; kalbim dahil felç olmuştum!.. Beni yüz üstü çevirdi ve pantolonumu sıyırdı ve bana tecavüz etti; bunları hissetmiş olmak yetmezmiş gibi birde bu işlem sırasında canımı yakamadı!.. Pipisi küçücüktü!.. Hayal kırıklığı yaşıyordum, ölü sevicilerin iri pipileri olduğunu düşünürdüm; öyle ki yaşayan hiçbir canlı kadın o pipiyi içine almak istememeliydi!.. Saatlerdir kısa kısa postalarla bana kayan bu herifinki gayet küçüktü..! Şansına da küsmeliydi; biraz kilolu olsam göğüslerim olabilirdi!.. Hoş halinden memnun olmalıydı ki defalarca yapabiliyordu!.. 5 ila 6 saat arası bana bilahare işledikten sonra beni yüz üstü çevirdi üstüme işemeye başladı!.. Üstüne işediğim adamdı sanırım ve şöyle diyordu büyük ihtimal; &#8221; Ulan tam bulmuşum cillop gibi bir ceset işliyorum sen gel üstüme işe!.. Nasıl oluyormuş ha?!&#8221;</p>
<p>Neyse ki seans bitmişti, koku almıyordum ve görmüyordum; bu durumun pek anlamı yoktu yani!.. Donumun inik olduğunu görenleri de görmüyordum!.. Tatta almıyordum!.. ağzıma sıçmış olsa bile bir şey değişmezdi!..</p>
<p>Doğrusu öldüğünüzde başınıza gelecekler hakkında çok fazla teori var ama benim bu yaşadığım onlarında hiçbirine uymuyordu!.. Ne hissizdim ne bedenim dışında ne de canlı, yeniden doğmadığım da kesindi!..</p>
<p>Öldürülüp bir kuytuya atıldığınızda size ilk ulaşan şeylerden biri sokak hayvanları oluyor ve onlardan biri işeme aracımı kıtırdata kıtırdata yerken ben normalde bağırıp çağırmalıydım; hem korkudan hem acıdan hem de onsuz ne yapacağımı bilemezlikten!.. Ağzında işeme aracımı geveleyen it diğer yerlerimden de biraz nasiplendikten sonra çekip gitti anlaşılan ki acıların çeşidi değişti ve oranı azaldı ama şuan acı hissetmemek daha iyi olurdu!.. beynin ağlamasının nasıl bir his olduğunu anlamak güç oldu. Eğer gözleriniz ağlıyorsa acı çektiğiniz sanmayın ve beyninizin ağlamasını herhangi bir baş ağrısıyla da kıyaslamayın; resmen beyin kıvrımlarımın arasından su sızdı!.. Damarlarımı sıyırmak için verdiği uğraşı hiç unutmayacağım!? Ne diyorum ben? Bu durum ne kadar uzayabilir?.. Beynim çürüdüğünde yada kurtlar tarafından yendiğinde bitmeliyi. Sonuç olarak birlikte durmaları bir enerji oluşturuyor olmalıydı!. Köpeğin yediği parçaları da hissetmiyordum artık; midesinde değildim, doğayla da bütünleştiğim falan yoktu!..</p>
<p>5 nci günde kendime yaklaşanları zehirleyecek kadar çok kokuyor olmalıydım. Gözlerim sinekler tarafından yuva yapılmaya uygun bulunmuştu!.. Bu işin dönüşü varsa gözsüz olacaktı!.. Doğrusu farelere alınmıyordum; parmaklarımı yiyorlardı yada karnıma dalıyordular ama köpekler hala ciddi acılar veriyordu!.. çürüdükçe kurtuldum şerefsizlerden!.. Artık pek popüler sayılmam!.. Sinek kurtlarının karnımda ki coşkuları epey gıdıklıyordu!..</p>
<p>Ölü bedenime inceden inceye işleyen herifi affetmiştim; ama pipimi yiyen o köpeğe olan kinim öldükten sonra bile sürecekti!.. Bu öldüğünü unutarak düşünme meselesi epey anlamsız ama olur olmaz gelişiyor. Şu beynin çalışması durumuna gelince sanırım yaşarken yeterince kullanmadığım için şuan kullanım süresi dolmamış bir makine gibi işliyor ve son hücreye kadar da çalışacak!.. Bu tehlikeli aslında; bir şeyler beynimi yerse o zaman benden epey sayıda ben olacak!..  İşte ölüydüm; ne bir şeyim eksildi ne de bir şeyim arttı!..</p>
<p>Artık vücudumun her yerini hissetmiyorum. 2 haftayı aşkındır buradayım. Bu gün sanki beni bulacaklarmış gibi bir his var içimde!.. Hatta bu dokunanlar insan sanki!.. Beni buldular!.. sarsıntıdan belli taşınıyorum; ileri geri gidiyorum, sağa sola salınıyorum!.. Adamım kimliğim pantolonun sağ arka cebinde elini sokarken tiksinme hakkına sahipsin ama annemi bulmak için önce oraya elini sokmalısın!.. Annemi bulun ve bana getirin, onu son kez hissetmek istiyorum; sonra bu boka dönmüş vücuda istediğinizi yapabilirsiniz!.. Beni morga götürün adamım, morgun soğukluğunu iyi ayarlayın. Bu durum annem gelinceye kadar devam etmeli!..</p>
<p> </p>
<p>Morgda</p>
<p>.mına kodumun morgu buz gibi!.. Annem nerde kaldı? Bir anne ısmarladım her tarafımı mıncıkladınız ama anne piyasada yok. Sinek kurtlarını da temizlediler artık gıdıklamıyorlar. Beni bir sıcağa çıkarıp soğuğa sokmalarından şunu anlıyorum ki otopsi yapılıyor!.. Kafamı elliyorlar sağa sola dönüyorum ve içim açılıp duruyor. Demek böyle oluyormuş; doktor bakıyorsa çıplaklığın bir anlamı yok!.. Benden önce kaç göte elini soktu acaba!.. Sağlığa uygun mu acaba; ne bileyim biraz beyin birazda sinir hücresiyim ne kadar bağışıklığım olabilir ki!.. Çükümü köpek kopardı bana inceden işleyen adamın bir suçu yok bu konuda, o beni bıraktığında yalnızca üstüme işenmişti. Sapığı bırakıp köpeği yakalayın; şerefsiz aldı bizim ufaklığı çekti gitti. Eldiven takmadan dokunmazlar bana artık!.. Kadın var mı aralarında acaba; şöyle ellerini üstümde gezdirdiğinde şuan yerinde olmayan uzvumun etkileneceği bir hatun?!</p>
<p>Her şeyin anlamı kaçıyor, (rengi kaçmış, tadı kaçmıştan türettim) Beni öldürdüler, beni çıplak gördüler, saatlerce tecavüz ettiler, pipim yerinde değil ve ben bunların hiçbirini önemsemiyorum!.. Sanırım annem geldi yanağım ıslanıyor!.. Ben ağlayamayacağıma göre annem geldi!.. Ağlama lem ne dedim ben sana bir şey olursa organlar direk bağış!.. Anam organ kalmadı ama olsun sen biraz dokunsan bana çok iyi hissedeceğim kendimi!.. hıh şöyle!.. Sarıl ağla ohhhhhh!.. Hiçbir şeyin anlamı yok anne; kız arkadaşım ilişkinin bittiğine karar vermiş, babama sayısaldan 2 milyon vurmuş bana ne!? Kımıldayamadığım gerçeği felçten ağır ama umursanası değil!. Sanırım ölümden sonraki yaşamım bu benim!.. Napalım elin oğlu cennete falan gidiyor bize kalan bu oldu; ama bu vücutta böyle durdukça iyice nihilistleşiyorum her dakika varlık anlamsızlaşıyor!..</p>
<p>Televizyon izlerdim, bilgisayarda oyun oynar, porno bakıp 31 çekerdim!.. Müzik dinlerdim; yemeklerin tadını ve şarkıların sesini hala hatırlıyorum!.. Beni mezara atmak için geç kalmadınız mı? Hadi atın mezara çürüyeyim artık yeter &#8220;var&#8221; olduğum; &#8220;yok&#8221; olmak istiyorum. Hiçbir şey duymuyor, göremiyor, tadamıyorum ama şu halimle bile birkaç doktor tavladım sanırım; elimle yapabildiklerime inanamazsınız hanımlar ama artık farelerden kalanlarla idare etmelisiniz.</p>
<p>Mezarda</p>
<p> </p>
<p>Günlerdir morgdaydım!.. Demin beni çok sarstılar; mezara taşımış olmalılar!.. Arkamdan kaç kişi ağlıyor acaba? Hiç aramadığım onlarca arkadaşımda geldi mi mezarımın başına?.. Kusura bakmayın  çocuklar; inanın aramak istemişimdir (özellikle verme ihtimali olan hatunları) ama huy işte işim düşmediyse aramam!.. Bu arada üreme konusunda ki bu ısrarım arkamdan hiçbir şey bırakmamamdan olsa gerek!.. Abaza avuntusu benim ki; bu konunun imkânsızlığına ikna oldu yani!.. Şimdi iki bira kötü olmazdı!.. Rica etsem biri beyni biraz alkol dökebilir mi? Bira ya da şarap olması tercihimdir..! Aha da sarsıldım yine; offfff canım yandı ulan yavaş olun!..çok sarsmayın son yolculuğumuza olsun dinlenmiş gidelim soğuk burası bre!.. Toprak ta mı soğuk oluyor, morgdan yeterince bıkmıştım!.. Sonsuz yolculuğa hoş geldiniz; yok olmak için yanıp tutuşuyorum!.. Aslında benden kadavra yapsalar tüm suçlarımın cezasını çekecek kadar işkence çekerdim!.. Yalnız başıma yaptığım bu konuşma dahi ızdırap verici!.. Ama hep şanslı bir köpektim ve bu işkence de bitecek!.. Şu her saçma filme konu olmuş olan film şeridi nerde? Geçmedi film şeridi falan!.. Sızmışken öldürdüler beni ondan mı acaba; gördüm hatırlamıyorum!..</p>
<p>Şimdi üstüne toprak atarken hiçe saydığınız şu beyni bir kavanozda olsun yaşatmayı ve konuşturmayı başarsanız neler anlatırdım size neler?!.. İnanılmaz aptallığınızı anlatmak için ansiklopedi yazardım!.. Her kelimenin anlamsızlığını anlatmak için bir şeyler söyleyebilirim!.. Bulamadıklarıma &#8220;sonuçta öleceksin&#8221; deyip bırakırdım!.. &#8220;yok&#8221; olabilmek için can atıyorum; para, pul, kadınlar tırmalayın siz ben öldüm kurtuldum!.. Siz ölümden sonrası için yatırım yapadurun ben yok olmanın tadını çıkaracağım!..</p>
<p>Son saatlerim yaklaşıyor!.. sinir sistemimden hiç tepki yok; bağ her neydi ise artık öyle bir bağ yok!.. sağ olsun fareler solucanlar falan burada da yalnız bırakmadılar beni!.. Arkamda nasıl bir iz bıraktım acaba?! Yok olmak üzereyim; mistik bir şey değilmiş gayet sade ve imkanlı!.. Koparılan parçalarımı hissetmiyorum demek ki bu dünyayla sonsuza ulaşmayacağım!.. Öyle olsaydı işkencem çok büyük olurdu; parçam güzel bir kadının kulağında çiçek öbür parçam geri dönüşümlü olmasına rağmen deliğe atılan tuvalet kağıdı!..</p>
<p>Artık tekhücreli bir hayvanım!.. Birazdan bu parçada çürüyüp geri dönüşümsüz bir şekilde tahrip olacak ve ben yok olacağım!.. &#8220;Ben&#8221; diye bir şey olmaması ne güzel bir duyguymuş!.. Fareler etimi yemiyor artık; çok canım sıkılıyordu son günlerde!.. Aha da bir şey oluyor; good bye Vietnam!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/olu-skilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Var mı başka ateş isteyen! (Yiğenim Harun için)</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/var-mi-baska-ates-isteyen-yigenim-harun-icin/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/var-mi-baska-ates-isteyen-yigenim-harun-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 20:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birey</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[İsviçre maçı, Çek maçı geçti, hâlâ anlamadılar! Eğer Çılgın Türkler&#8217;i yenik duruma düşürürseniz, bunun bedelini ödersiniz. Aynı şeyi dün gece Hırvatlar da yaşadı.
21.6.2008
119. dakikada golü attılar, kazandık zannettiler&#8230; Bitime sadece saniyeler vardı. Ama Çılgın Türkler her zamanki gibi yenilgiyi kabullenmedi. Semih’in füzesi maçı penaltılara götürdü, EURO 96’nın rövanşı 2008’de alındı. Tarih yazdık, yarı finaldeyiz. Pardon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre maçı, Çek maçı geçti, hâlâ anlamadılar! Eğer Çılgın Türkler&#8217;i yenik duruma düşürürseniz, bunun bedelini ödersiniz. Aynı şeyi dün gece Hırvatlar da yaşadı.<br />
21.6.2008<span id="more-121"></span></p>
<p>119. dakikada golü attılar, kazandık zannettiler&#8230; Bitime sadece saniyeler vardı. Ama Çılgın Türkler her zamanki gibi yenilgiyi kabullenmedi. Semih’in füzesi maçı penaltılara götürdü, EURO 96’nın rövanşı 2008’de alındı. Tarih yazdık, yarı finaldeyiz. Pardon ama sıradaki kimdi?</p>
<p><strong>Çılgın Türkler 3</strong></p>
<p>Önce İsviçre, sonra Çek Cumhuriyeti, şimdi de Hırvatistan maçı&#8230; Yine geriye düşen Ay-Yıldızlılar pes etmedi, Türkiye’yi sevince boğdu.</p>
<p>Gelelim bizim buradaki hayata:</p>
<p>Neler olmadı neleri duymadık ki:</p>
<ol>
<li>En güzeliyle başlıyorum tabi ki Ömer Amca arabayla gelip Kırmızı-Beyaz çektiren abimizin alkolünde etkisiyle ‘En Büyük Türkiye’ kısmında ‘ooooo’ diye bağırması Ömer Amca’nın :’Çocuklar ne gösterdiniz adama da öyle ooo diye bağırdı’ deyip yarım saat yarıla yarıla gülmemizle başlamıştı işte.Uzun zamandır böyle gülmemiştim sağol Ömer Amca.</li>
<li>Sıra geldi Ersen’e geçen arabalardan alkış gelmeyince Ersen(Sarı) o müthiş sözü söyledi ’Abi biz de Türk’üz’.Bunun üstüne de Ömer Amca yine boş geçmedi ’Yok Ersen onlar seni Moldovalı zannetti herhalde’ dedi ve biz yine koptum tekrar sağol Ömer Amca.</li>
<li>Aynı coşkuyu yaşıyorsunuz,aynı şeyleri paylaşıyorsunuz,aynı dili konuşuyorsunuz,aynı milli marşı söylüyorsunuz ve aynı bayrağı birbirinizden çalıyorsunuz evet bu da oldu.Özgür’ün daha doğrusu binanın bayrağı çalındı.Avucumuzun içinden kayıp gitti.Serdar’ın da dediği gibi ’Hayırlısı Olsun Kardeş’.</li>
<li>Baş köşemizde yine Ömer Amca var.Bir Kırmızı-Beyaz deyişi vardı ki ne siz sorun ne de ben söyleyeyim anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle işte.</li>
<li>Bir teyzem vardı ki kutlamalarda dünyadaki en güzel manzaradan bile güzeldi.Yaklaşık 70-75 yaşlarında(belki daha fazla) ki o güzel teyzem oğlunun arabasından indi ve elinde Türk bayrağıyla neredeyse göz yaşlarını tutamadı.Bizimle beraber Türkiye diye bağırdı bizde boş durmadık tabi ki ve ‘Babaanne’ diye bağırdık.Eğer bu ülke hala ayaktaysa bu senin gibi annelerimizin sayesindedir.</li>
<li>Ah Özgür ah bayrağı çalan adamlar senin küfürlerinden kaçamadı onlar nelerdi öyle ya yaratıcılıkta sınır tanımadın ‘Ekmeksizlerden İbnenin piçlerine kadar’ isteyince baya yaratıcı olunabildiğini tekrar gösterdin bize sen de sağol.(Bir ara seni Serdarla kapıştırmayı bile düşünmedim desem yalan olur.)</li>
<li>Özgür,Özgür,Özgür off ya babalı oğullu kopardınız bizi Allah sizden razı olsun.Malumunuz artık hepimizin bildiği bayrağımız çalındı özgürde boş durmadı ve gözlerini dört açtı geçen arabalara bakıyor belki bayrağı görürüm diye ve uzaktan gelen bir arabadan bizim bayrağın boyutlarından bir bayrak gördü ve tam bayrağı adamlardan alacakken yanlış kişi olduklarını anladı ve bir anda Türkiye diye bağırmaya başladı maksat çevir kazı yanmasın!</li>
<li>Milli marştan kaçılır mı? Eğer olayın içinde alkollü bir kuru temizlemeci(Dry cleaner Sümüklü kardeşim Mamo için) ve Ersen varsa cevap tabi ki evet olmalı.İşte diyalog böyle gelişti: Alkollü ağabeyimiz elinde birasıyla arabadan indi ilk Ersen’i gördü(Belki de Ersen çok sarı olduğundan karanlıkta parladı ve dikkat çekti.) ‘Hadi Milli Marşı söylüyoruz’ Ersen:Sen başla abi dedi. Ama abim alkolünde etkisiyle bizim sarıya atar yaptı ve ‘Sen başlasana’ demesiyle Ersen’in ortadan kaybolması bir oldu.</li>
<li>Bu arada Özgür’ün çalınan bayrağımızın peşinden koşarken ezilme tehlikesi geçirmesini de unutmadık herhalde dünkü Cuma sonrası Sivasda ki camilere yaptığı ‘büyük’ yardım sayesinde ezilmekten kurtuldu.’Sadaka Dinin Temelidir.’</li>
<li>Bunu da söylemeden bitiremeyeceğim:Bu aile ne böyle ya Beyazdan daha çok güldürdüler beni dün bir çocuk var ki Özgür’ün peşinden emin adımlarla gidiyor evet Özgür’ün süper hiper-aktif kardeşi Ayhan bu ne küfür bu ne hareketlilik bu yaşta Ayhan!</li>
</ol>
<p>Geçen 120 dakikayı,penaltıları ve içimizdeki coşkuyu anlatmaya bu 10 madde tabi ki yetmez ama orada bulunan ve benimle beraber bu anı yaşayan ,yaşayamayan bütün arkadaşlarıma bana unutamayacağım bir anı daha bıraktıkları için sonsuz teşekkür ediyorum.</p>
<p><strong>NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/var-mi-baska-ates-isteyen-yigenim-harun-icin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>1 Yıl 6 Ay Sonra İlk İzmaritim</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/1-yil-6-ay-sonra-ilk-izmaritim/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/1-yil-6-ay-sonra-ilk-izmaritim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2008 16:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[bu toprağa ait değilim!..
bu kente
bu insanlara
bu yaşama 
            devamlı başıma ağrıtan sorular yoruyor beni!..
                        kendimi tutsak hissediyorum!..
otobüsten indim!.. yine cebimde sigaralık para yok!:
sarma tütün dahi yok; ama
yerde birinin önemsemeden
attığı sigara var!..
            bazen bir şeylere kızar,
                        bazen bir yerlere yetişmek için
                                   bazen içmek istemediğimizden
üretiriz izmarit!..
            insanın son dakika kurtarıcısıdır
                                               izmarit!..
alıp yerden yakanın içinde
            küçük bir burkulma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bu toprağa ait değilim!..<br />
bu kente<br />
bu insanlara<br />
bu yaşama <span id="more-171"></span><br />
            devamlı başıma ağrıtan sorular yoruyor beni!..<br />
                        kendimi tutsak hissediyorum!..<br />
otobüsten indim!.. yine cebimde sigaralık para yok!:<br />
sarma tütün dahi yok; ama<br />
yerde birinin önemsemeden<br />
attığı sigara var!..<br />
            bazen bir şeylere kızar,<br />
                        bazen bir yerlere yetişmek için<br />
                                   bazen içmek istemediğimizden<br />
üretiriz izmarit!..<br />
            insanın son dakika kurtarıcısıdır<br />
                                               izmarit!..<br />
alıp yerden yakanın içinde<br />
            küçük bir burkulma olur!..<br />
                        ama umurunda değil<br />
                                   o duman ciğere çekilmezse<br />
                        intihar kokar hava, kan kokar<br />
                                                      çaresizlik kokar!..<br />
                                   otobüsten indim ve bir diğerine<br />
                                                           ulaşmaya yürüyordum!..<br />
sigara param yok!..<br />
            maltepem tükenmiş!..<br />
ben ve izmaritler!..<br />
            yerleri karış karış ararım;<br />
                        bulamam!..<br />
otobüs duraklarında olur bol bol!..<br />
            otobüsler gelir ve ellerdeki sigaralar atılıp izmarit olur!..<br />
yada fırsatlar gelir ve insanlar eski olur!..<br />
            buldum 1 tane!.. kısa 2001, az içilmiş!..<br />
            karnım ağrıyor!<br />
                        sanırım gaz sorunum….<br />
                                   o kadar osuruğa rağmen<br />
                                               hala ağrı yapıyor!..<br />
            son fırtı yaptığımda<br />
                        insanların içine girdim…<br />
                        … yeniden<br />
                                               başından sonuna<br />
                                   düşündüm izmaritin<br />
            izmarit beni<br />
                        ben izmariti<br />
bıraktık geride!..<br />
            ve dumanı ciğerime her çekişimde<br />
bir güneş doğdu önüme!..<br />
            ben bu değilim!..<br />
            bu toprağa ait değilim!..<br />
bu kente<br />
bu insanlara<br />
bu yaşama</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/1-yil-6-ay-sonra-ilk-izmaritim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Seni Sadece Seni</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/seni-sadece-seni/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/seni-sadece-seni/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 19:13:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[İçtiğim her kadehte çözsem seni,
Sokulsam aklının kıvrımlarına usulca sen bile anlamasan,
Benliğimi sarmışken senlerim,
Bir ben olsa senden içeri benden&#8230;
Ahhhhh!  sevdiğim seviyorum,ölüyorum usul usul,
Seni onun kollarında düşünmek bu denli acıtırken canımı nefes almak niye?
Tutacakken elini kaldım yine  bi oda dolusu hayalle&#8230;
Hani burda senle iki kadeh yuvarlayacaktık yalnızlığın şerefine,
Hani yalnızlıktı seninde kaderin ben gibi,
Belki ben olacaktım ilacın.
Ne hakkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçtiğim her kadehte çözsem seni,<br />
Sokulsam aklının kıvrımlarına usulca sen bile anlamasan,<br />
Benliğimi sarmışken senlerim,<br />
Bir ben olsa senden içeri benden&#8230;<span id="more-120"></span><br />
Ahhhhh!  sevdiğim seviyorum,ölüyorum usul usul,<br />
Seni onun kollarında düşünmek bu denli acıtırken canımı nefes almak niye?<br />
Tutacakken elini kaldım yine  bi oda dolusu hayalle&#8230;<br />
Hani burda senle iki kadeh yuvarlayacaktık yalnızlığın şerefine,<br />
Hani yalnızlıktı seninde kaderin ben gibi,<br />
Belki ben olacaktım ilacın.<br />
Ne hakkın vardı belkilerimi bile almaya,<br />
Özledim adını söylemeyi,seni beklemeyi,<br />
Gelmeyişine üzülmek bile daha kolaydı,<br />
Asla gelmeyeciğini bilmekten<br />
Meğer en başından dermişsin gizliden gizliye olmazmışız biz diye,<br />
Anlamadım sevdiğim,anlayamadım,ya da anlamak istemedim&#8230;<br />
Öyle işte&#8230;<br />
Seni sevmeyi seviyorum artık melek yüzlüm,<br />
Gelmeyeceğini bilmek zor ama sevgini geri vermek sana ecelim olur.<br />
Tek istediğim o et yığının sol üst kapakçığını aralamaktı bir minik yürek boyu,<br />
Sığıntı bi sevdanın beslemesi olmak ne kadar asildi senin yüreğinse evim,<br />
Ya da sefil kalbimle sürünmek peşinden değerdi ömrüme,<br />
Kalbine onu misafir etmeseydin eğer&#8230;<br />
Beklemek seni mabedim olurdu sevdiğim&#8230;<br />
Ahhh sevdiğim eriyorum yolunda,biliyorum asla olmayacaksın yanımda&#8230;<br />
Neye yarar yaşamak ;<br />
Ben asla en güzel olamayacakken gözünde,<br />
Ve bi an bile  misafir olamayacakken yüreğinde!<br />
SEVİYORUM SENİ&#8230;<br />
Seni sevmeyi meslek edindim aldığın pembelere inat,<br />
Gitme! gitme be çocuk,<br />
Sensin nefesim , atan kalbim , sığıntı sevdam&#8230;<br />
İzin verme vazgeçmek istemiyorum senden,<br />
Gitme kendi masalımızı yaşayalım bin ömür senle;<br />
Seviyorum seni sadece seni,<br />
İlel ebet seni&#8230;<br />
Gel HAYIRLIM  ol sevdiğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/seni-sadece-seni/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dostum Olma</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma-2/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 10:23:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Bunalımın her köşeyi sardığını hissettiğinde boş hayallere iyice sarılır insan!.. öyle ki gözleri kararır, kulakları duymaz olur!.. ama hikaye bu degil!..
Birinci perde:
A: nerde kaldın?..
B: geldim iste!.
A: aldın mı içkiyi, çerezi? Tembihlemedim; aklına geldi mi?
B: aldım aldım!.. her bir yarrağı aldım!.. 
İkinci perde:
B: bu ne?
A: o eski bir dosttan hatıra!
B: ne olum bu?
A: şurasına bas!..
B: bastık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Bunalımın her köşeyi sardığını hissettiğinde boş hayallere iyice sarılır insan!.. öyle ki gözleri kararır, kulakları duymaz olur!.. ama hikaye bu degil!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Birinci perde:<span id="more-170"></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">A: nerde kaldın?..<br />
B: geldim iste!.<br />
A: aldın mı içkiyi, çerezi? Tembihlemedim; aklına geldi mi?<br />
B: aldım aldım!.. her bir yarrağı aldım!.. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">İkinci perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">B: bu ne?<br />
A: o eski bir dosttan hatıra!<br />
B: ne olum bu?<br />
A: şurasına bas!..<br />
B: bastık bakam!.<br />
A: iste böyle ışık saçıyor; şu bardağı doldursana!..<br />
B: olum ne diye aldı lan bunu sana?<br />
A: eğleneyim diye?<br />
B: eğlendin mi?<br />
A: hayır!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">3 ncü perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">A: n’oldu hatunla aran epey açık herhalde!..<br />
B: hayır çok iyi gidiyoruz.<br />
A: nasıl yani? İki saattir içiyoruz ama hatun hakkında tek kelam etmedin!..<br />
B: tamam iste olum!.. hatunla aram iyi neyini anlatayım?!..<br />
A: haklısın!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Dördüncü perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">B: senin bir ara küçük bir gezi planın vardı n’oldu?<br />
A: çıktım!.. küçüktü söylediğin gibi; bitirdim döndüm!..<br />
B: eee ne oldu?<br />
A: bir yarrak olmadı. Para harcadım!..<br />
B: iyi bari, bir dahaki sefere beni de al yanına!..<br />
A: iyi olur. en azından benden daha şanslısın!..<br />
B: nasıl yani?<br />
A: baksana, yolunda giden bir ilişkin ve sabit gelirin var!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Besinci perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">A: abi sizin bu kamil var ya!.<br />
B: var evet!..<br />
A: nerden buluyor o kadar karıyı!..<br />
B: hiçbirine “karı” demiyor!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">6<span class="apple-converted-space"> </span>yinci perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">A: abi valla gözlerimle gördüm!.. hülyayla senem lezbiyen abi!.. hıyarla neyinde fantezi yapıyorlarmış!..<br />
B: sende ipinesin olum!..<br />
A: yoklan valla yalnızca abazanım!.. elime bir hatun verseler parçalarım!..<br />
B: o yüzden vermiyorlar!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">YeDiYiNCi perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">A: baba içki bitti!.. uyusak artık!.. yordun hissettim kendimi!..<br />
B: olur baba!.. ben burada kanepede yatarım!..<br />
A: bende!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Sonsuzuncu perde:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><br />
A: baba!..<br />
B: efendim?<br />
A: 11 yıldır seni tanıyorum!.. en iyi dostumsun!..<br />
B: inan bana o hediyeden bana alırsan yegane katilin olurum!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Gülüşürler!..</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Lucida Sans Unicode&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/dostum-olma-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yanılsama</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/yanilsama/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/yanilsama/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 23:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[Öylesine bir gün geçirmeyi seviyorum. vakit öldürmeyi ve öldürdüğüm vaktin beni öldürdüğünü bilmeyi seviyorum.
Yine öylesine bir gündü işte..! (günlüğe bile farklı bir şey yazamıyordum) Okula gitmiş derslere girmiş ve eve dönüş yolunu tutmuştum. Ortaokulda bu yürüme yolu çok kullanırdık; sabah okul servisiyle gider akşam yürüyerek dönerdik.(yol parasıyla abur cubur veya sigara aldığımızdan olacak) Cinsel organımla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öylesine bir gün geçirmeyi seviyorum. vakit öldürmeyi ve öldürdüğüm vaktin beni öldürdüğünü bilmeyi seviyorum.</p>
<p>Yine öylesine bir gündü işte..! (günlüğe bile farklı bir şey yazamıyordum) Okula gitmiş derslere girmiş ve eve dönüş yolunu tutmuştum. Ortaokulda bu yürüme yolu çok kullanırdık; sabah okul servisiyle gider akşam yürüyerek dönerdik.(yol parasıyla abur cubur veya sigara aldığımızdan olacak) Cinsel organımla olan gerçek ilişkimin yeni tamamlandığı günlerdi. <span id="more-168"></span>Dağ yolu dediğimiz patikadan eve çıkıyordum. Yerden topladığım sigaraları içiyordum. Sigaraya yeni başlayanların başına gelir bu başınız döner ve mideniz bulanır; ben ilk sigaralarımı kusmakla geçirmiştim!.. Sigara nasıl bir kafa yaptıysa yere oturdum; bir tane daha yaktım. Ayağa kalmaya yeltendim ama olmadı! uzaktan bir şeyler göründü, ne olduğunu çözemiyordum(biraz korktuğumu da itiraf etmem lazım) köpek yada domuz olabilirdi, güzeldi; yüzü vardı ama kuyruğu da, saçları vardı ama dört ayaklıydı!.. Yanıma iyice yaklaştı, ön bacaklarından birinin el olduğunu fark ettim. Yanıma çömeldi, elini uzatıp sigaramı istedi, yanan sigarayı verdim; cebimden yenisini çıkarıp yaktım. O bir yandan sigarasını içiyor bir yandan da bir şeyler konuşuyordu. Uzun bir süre sonra fark ettim ki benim dilimde konuşmuyordu ama onu anlıyordum. Kendini, Sorunlarını, İnsanların ondan korktuğunu anlattı. Sigarası bitti. Cebimden bir tane daha çıkartıp verdim; kibriti alıp patisinin altına sıkıştırdı, eliyle çekip yaktı. Anlatmaya devam etti; birinden hoşlanırmış; bir insanoğlundan, onu görünce kendinden korkmayacağını düşünüyormuş. Aylardır buradan geçerken onu takip ediyormuş. Ne olursa olsun karşısına çıkmaya karar vermiş. Korkmasından korkmuş, umduğu ama beklemediği bir tepki vermiş insan oğlu; ondan korkmamış. İnsan oğluyla oturup sigara içmişler.</p>
<p>&#8220;sen cin misin?&#8221; diye sordum;(o zamanlar bana dinsel korkular yüklemek için anlatılan bilinçsiz öykülerden çok etkilenmiştim!..) Onu da uzun uzun anlattı; bir mutasyon bozukluğu, cin falan değilmiş ama insanlar ve hatta ailesi bile onu kabul edememiş(zaten aileler düzgün olma hastasıdır!.. Bir şey yanlış giderse mirastan olursun)</p>
<p>&#8220;İstersen bana dokun. tüylerim yüzüm kuyruğum hepsi gerçek!..&#8221; dedi..! dokundum!.. gerçekti; o kadar gerçekti ki elimi üstünden alamadım. Sigara elimi yakınca salladım. Biraz tedirgin, biraz korkmuş salladım; gülümsedi, yüzü ay gibi aydınlık, tüyleri de uzay gibi karanlık. Bir sigara daha yaktım.emindim ki sigara bittiğinde ayılacaktım, bu sigara içme olayının bitmesiyle gitmesinden korktum yani.<br />
Konuşuyordu; çok güzel konuşuyordu. (Sigaranın ilk etkisi geçtiğinde her şey normale dönmeye başlar!..) Ben pek bir şey anlamamaya başlamıştım; ama dinliyordum. Sigaraya kesinti vermiyordum. Bu sırtüstü yattığımda gördüğüm kâbuslar gibiydi; bitmesinler diye uyansam da gözlerimi açmam, kâbusta kör olurum ama bir süre sonra kâbus devam eder.</p>
<p>Gitmem gerektiğini söyledim (hala ailemle yaşıyordum) yegane elini dizime koyup suratıma dikildi. İrkilmedim, istedim ve bir öpücük kondurdu. Kadınlar ne olursa, nasıl görünürse, nasıl yaşarsa fark etmez bunu yapınca masum ve güzel görünüyor.</p>
<p>Bir havlama sesi duydum; o da duydu. Arkasına döndü ve suratının değiştiğini fark ettim. Bir canavar edası girdi yüzüne. Bir şeylerin bölündüğünü fark eden her kadın gibi kızmıştı ve değişmişti. Bana dönüp &#8220;git&#8221; diye emretti. Ben her şeyi bırakıp kaçtım. Biraz aklım başıma toplanınca çantasız eve gitmenin &#8220;azar&#8221; anlamına geldiğini anladım.(her hafta 1-2 kere yaşıyordum bunu!..) geri döndüm (orda olmasını istiyordum; beni beklemesini) hiçbir şey yoktu. Sigara izmaritleri bile tek noktada öbek olmuştu; 2 öbek olmalıydı ama yoktu. Çantamı alıp yine koşar-kaçar uzaklaştım. Hikâye garip ve anlatmaya değerdi ama bu hikâyeyi anlatınca imamın suratıma tükürüp dua okuyacağı geldi gözümün önüne. Müslüman işi günah çıkarmayı sevmem, ta o zaman bile sevmezdim.</p>
<p>Onu unutmadım; anlatmadım da!.. Çirkinin güzelliğini ve yeniden çirkinleşmesini; çok güzeldi sanırım yada öyle hatırlamak istiyorum.</p>
<p>Şimdi bana sigarayı bırak diyorlar. Herhalde sigaradan gırtlak kanseri olsam boğazıma boru taksalar ve mikrofonla konuşsam yinede -o borudan sokup- sigara içerim..!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/yanilsama/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SEVER GİBİ GİBİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sever-gibi-gibi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sever-gibi-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:53:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Bilirim gelinmez beklemeler bekler yine katıksız kalbimi,
Bilirim yine bi umut yakar,nöbetlere sürgün eder yüreğimi.
Sensin yine en güzelim en temizim&#8230;
En arkadaş boğan muhabbetlerin baş aktörü,
Esas oğlanı benim yeşil çamlarımın.
Karar veremedim hangisi daha az yakar canımı,
Senin filminde figüran olmak mı?
Kendi filmimde esas kız olmak mı?
Ne önemi var ki acı çekmenin katsayı kaçmış.
Bananeymiş yüreğimden.
Terk edilmek üssü kare veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilirim gelinmez beklemeler bekler yine katıksız kalbimi,<br />
Bilirim yine bi umut yakar,nöbetlere sürgün eder yüreğimi.<br />
Sensin yine en güzelim en temizim&#8230;<br />
En arkadaş boğan muhabbetlerin baş aktörü,<br />
Esas oğlanı benim yeşil çamlarımın.<span id="more-119"></span><br />
Karar veremedim hangisi daha az yakar canımı,<br />
Senin filminde figüran olmak mı?<br />
Kendi filmimde esas kız olmak mı?<br />
Ne önemi var ki acı çekmenin katsayı kaçmış.<br />
Bananeymiş yüreğimden.<br />
Terk edilmek üssü kare veya küp ya da dördüncü kuvveti reddedilmenin&#8230;<br />
Sonuç hep yalnızlık eşittir mutsuzluk bölü sıfır<br />
Sonuç hepsini kapsar sonsuzluk&#8230;<br />
Bahar gelmiş,çiçekler açmış,kuşlar öter-miş-miş-miş&#8230;<br />
Peki ya altkümesi mi olur küresel ısınma,aşk acısını baştacı yapan biz aptalların.<br />
Sensen her hayal kırıklığının sebebi neden bu kadar güzel gözlerin<br />
Ve neden benim değilsin?<br />
Yazmadım asla pencerenden gördüğün sokağa &#8216;SENİ SEVİYORUM&#8217;<br />
Diye yağlı kırmızı boyayla ve elimde bi şişe bira dayanmadım kapına diye<br />
Sevmiyorum mu sandın sefil kalbimle seni.<br />
Daha ne kadar değersizleşebilir kalbim egonun çöplüğünde senin<br />
Ve ben daha kaç sabah uyanırım sana.<br />
BİLMİYORUM!<br />
Sevmek seni razı olmak gibi ölüme&#8230;<br />
Gece de pembe şiirler yazmak istermiş aslında umut damlamış gönlüne iki satır<br />
Ama&#8230; Sen eleştir siyahlarımı inadına pembe değilim<br />
Biliyorum sevemeyeceksin asla beni<br />
İstemiyorum sevgisiz sahte pembeler, geçti artık hülyalı yaşlarım<br />
Dedim ya altkümesi mi olur küresel ısınma,aşk acısını baştacı yapan biz aptalların<br />
Sensen alan aklımı,aptallaştıran bu denli beni, bırak bende kalsın siyahlarım&#8230;<br />
Sevmek gibi seni,gelmeni beklemek<br />
Ve bilmek asla sevilmeyeceğimi sen tarafından onun gibi<br />
Ne kadar pembe olabilir ki yaşamak&#8230;<br />
Ben hiç en güzel olmamışken senin gözünde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sever-gibi-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Daracık Pencere</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/daracik-pencere/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/daracik-pencere/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Apr 2008 19:40:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[Bir kuş kondu boşluğa, ışık vurdu ilk kez!.. aylardır bekliyordu o anı!.. bulutlar dağılmış ışıklar yere hemencecik ulaşmıştı!..  gözlerini ışığa dikti hemen!.. yüzünü, kollarını; bir çırpıda gömleğini çıkardı ve gövdesini tuttu ışığa!..
Bulutların ortalığı sardığı çok olmuştu!.. günün biri yok tu ki bulutlar dağılsın ve güneş ısıtsın bedenini!..
Birkaç saniye sürmüştü tüm dünyayı bulutların sarması!.. bir çırpıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kuş kondu boşluğa, ışık vurdu ilk kez!.. aylardır bekliyordu o anı!.. bulutlar dağılmış ışıklar yere hemencecik ulaşmıştı!..  gözlerini ışığa dikti hemen!.. yüzünü, kollarını; bir çırpıda gömleğini çıkardı ve gövdesini tuttu ışığa!..<br />
Bulutların ortalığı sardığı çok olmuştu!.. günün biri yok tu ki bulutlar dağılsın ve güneş ısıtsın bedenini!..<br />
Birkaç saniye sürmüştü tüm dünyayı bulutların sarması!.. bir çırpıda gökyüzüne hakim olmuşlardı!..<span id="more-187"></span>Birden arttı aydınlık!.. kuş ötmeye başlamıştı!.. kollarını açıp vücudunu serdi ışığa!..<br />
Bulutların geldiği günü hatırlamaya çalıştı biran!.. sonra korkup vazgeçti!.. bulutlar öyle karanlıktı ki sanki hep ordaydılar, tıpkı gece gibi, hep vardılar ama fark edilmiyorlardı!.. bir derin uykudan uyanmış gibi hissetti kendini!.. gözlerini kırpmamaya çalışıyordu!.. ışığı görüyordu,  ışığı hissediyordu!..<br />
Sonra aşık kollarıyla saldırdı kuşa!.. kuş öylece sustu ve bekledi!.. büyüdü kuş!.. büyüdü ve sarıldı adam kuşa!.. kuş bağırdı;”doktooor!.. hasta ağır travmadan çıktı!..” sonra adamın yüzüne döndü hemşire ve konuştu onunla boğuk bir sesle; “beyefendi adınız neydi?” adam cevaplamadı!.. hemşire devam etti; peki şu söylediğiniz tekerleme ne anlama geliyor!..”<br />
Adam suskunluğunu bozdu;”yuvarladılar ve vurdular, bağırdılar ve tartakladılar!.. öldürmediler ama canını aldılar, ben yalnızca bağlıydım!..”<br />
Kuş ufalmaya başladı!.. boşluğa geri oturdu ve uçup gitti!.. gider gitmez ışık kesildi ve bulutlar zifiri karanlığı emretti!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/daracik-pencere/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar Orada</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-zamanlar-orada/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-zamanlar-orada/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 22:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[Görkemli bir hafta sonuydu!.. insanlar birbirlerini vurmuş, fahişeler ucuza mal olmuş, 3 kişi aynı anda altın vuruş yapmış, bir kız çocuğu 7 kişi tarafından ölesiye dövülmüş ve tecavüz edilmişti, bir kadının el parmakları kesilmiş ve diri diri sokağa salınmış,  Bir “baba” ayrıldığı karısının karnından çocuğunu çalmıştı; ben kendimi çok sakin hissediyordum!.. bu olayların hiç birinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Görkemli bir hafta sonuydu!.. insanlar birbirlerini vurmuş, fahişeler ucuza mal olmuş, 3 kişi aynı anda altın vuruş yapmış, bir kız çocuğu 7 kişi tarafından ölesiye dövülmüş ve tecavüz edilmişti, bir kadının el parmakları kesilmiş ve diri diri sokağa salınmış,  Bir “baba” ayrıldığı karısının karnından çocuğunu çalmıştı; ben kendimi çok sakin hissediyordum!.. bu olayların hiç birinde etkim yoktu!.. hatta olaylar bana ben <span id="more-186"></span>olaylara yabancıydım!.. gazete ve televizyonun şaşasının sarsılmasını engelleyen kan; şiddet-sex her yerdeydi!.. Atv tacize uğrayan kadının mağduriyetini yayınlayıp arkasından kendisi kadınları taciz etmemişti bile(yani böle bişe yaptı; önce taksimde yılbaşı ardından Antalya’da etek altı yaptı)<br />
Çıplaklığın bir anlamı yoktu; çok soğuktu!.. kafamı kaldırdım, gözlerimi diktim bağrışmaların üstüne, çok garip bir kavga süregelmekteydi. Bir adam küsküden farksız yumruklarıyla 3 gencin amına koyuyordu. Yerden kalkan yumruğa hak kazanıyordu ve ben donmadım; durup izlemedim!.. diğerlerinin aksine yürümeye devam ettim, farklı olmalıydımya: sikimde olmamıştı!.. hava soğuktu ve edindiğim evime ulaşmalıydım!..<br />
Evin önüne gelip kapıyı çaldım!.. içerde kimsenin olmadığı sonradan geldi aklıma!.. açım kapıyı (şahsımın anahtarıyla) ısınmak için beklemedim soyunup yatağa girdim!..<br />
Ben son paramla aldığım maltepeyi canı gönülden içerken yıldız kaydı!(göktaşlarının en aptallarından biri atmosfere girdi) Ben onu görmesem de ona bakıp dilek tutanlara uzun uzun küfrettim!.. sigaram bitti, yensini yaktım. Birkaç arkadaşımı aramak geldi içimden ama yapmadım. Gözlerimi yumup uyudum!.. önce adayı sonrada trendeki kadını gördüm!.. yokuştan koşup dereye vardım ve gözlerimi açtığımda bir sigara daha yaktım. Aklıma gelen ilk kadın-erkek figürüyle 31 çektim ve yeniden uyudum!..<br />
Hayatımın 3 haftasını daha böyle geçirdim. Babamdan para geldiği için mutluydum! Sanırım içkiye harcamadım parayı  ona mutlu değildim!.. kendimden ne kadar nefret edebileceğimi birkez daha düşündüm rüyamda ve uyumaya devam ettim. Adayı gördüm, trendeki kadını gördüm.<br />
Görkemli bir hafta sonuydu!.. insanlar birbirlerini vurmuş, fahişeler ucuza mal olmuş, 3 kişi aynı anda altın vuruş yapmış, bir kız çocuğu 7 kişi tarafından ölesiye dövülmüş ve tecavüz edilmişti, bir kadının el parmakları kesilmiş ve diri diri sokağa salınmış,  Bir “baba” ayrıldığı karısının karnından çocuğunu çalmıştı; ben kendimi çok sakin hissediyordum!.. bu olayların hiç birinde etkim yoktu!.. hatta olaylar bana ben olaylara yabancıydım!.. gazete ve televizyonun şaşasının sarsılmasını engelleyen kan; şiddet-sex her yerdeydi!.. Atv tacize uğrayan kadının mağduriyetini yayınlayıp arkasından kendisi kadınları taciz etmemişti bile(yani böle bişe yaptı; önce taksimde yılbaşı ardından Antalya’da etek altı yaptı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-zamanlar-orada/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzum</title>
		<link>http://www.felsefik.com/asirigercek/uykusuzum/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/asirigercek/uykusuzum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Feb 2008 09:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşırı Gerçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[1.gün: İşin acı tarafı gündüzcül memeli hayvan olarak uykuya ihtiyacım var ama ara sıra aksayabiliyor.
2.gün: Bu günde uyumam imkânsız; çalışıyorum ve yoruluyorum ama günde 70 basıyorum.
3.gün: Gözlerim acıyor ve hala dalma, ufak kaçamaklar yapıyorum.
4.gün: Gözlerim artık kızarık. Çalışıyorum. Arabayla bir oraya bir buraya&#8230; Kimse ne olduğunun farkında değil.
5.gün: Uykusuzluk normal oldu.  İşte aksaklık yapsam da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">1.gün: İşin acı tarafı gündüzcül memeli hayvan olarak uykuya ihtiyacım var ama ara sıra aksayabiliyor.<br />
2.gün: Bu günde uyumam imkânsız; çalışıyorum ve yoruluyorum ama günde 70 basıyorum.<br />
3.gün: Gözlerim acıyor ve hala dalma, ufak kaçamaklar yapıyorum.<span id="more-185"></span><br />
4.gün: Gözlerim artık kızarık. Çalışıyorum. Arabayla bir oraya bir buraya&#8230; Kimse ne olduğunun farkında değil.<br />
5.gün: Uykusuzluk normal oldu.  İşte aksaklık yapsam da iyi gidiyorum.<br />
6.gün: Hiç kimseyi tanımadığıma yemin edebilirim!. Kronik uykusuzluk yaşayanların başına ne geliyor diye araştırma yapmaya karar verdim; ama önce çalışmalıyım.<br />
7.gün: Kronik uykusuzlar ne oluyor biliyorum; ama benim kafamın tepesi uyuşuyor ve çok kötü nezleyim.<br />
8.gün: Hiçbir şeyin anlamı kalmadı; kesinlikle uyumalıyım.<br />
14.gün: Günlerdir durmak nedir bilmeden çalıştığımı biliyorum ama ne iş yaptığımı bilmiyorum.<br />
19.gün: Artık zaman kesit kesit yaşanır oldu. Gündüz gözüyle rüya görmeye başladım!.. Ortalıkta çadır dikerek geziyorum.<br />
23.gün: Arkadaşlardan biri dudaklarımın mor olduğunu söyledi. Dinlenme molasında bol bol su içtim; nezleye iyi geliyor.<br />
30.gün: Arkadaşların birkaçı yorgun olduğumu, durmam gerektiğini söyledi. Sürekli farklı mekanlarda çalıştığıma eminim; bunu fark etmiş olamazlar! Size yorgunluğun tanımını yapayım; damarlarımdan akan kanın sesini duyuyorum.<br />
34.gün: Bir arkadaşıma 34 gündür uyumadığımı söyledim; bana hastaneye gitmemi söyledi.<br />
35.gün: Hala çalışıyorum ama kesinlikle hiçbirşeyi doğru yapmıyorum!.. Uykum geldi artık bittim.<br />
36.gün: Doktor bana bir hap verdi. Uyuyamadım. Ard arda sigara içiyorum, yorgunum! Kısacık bir dalış yaşadım.<br />
37.gün: İğne yedim ve uyudum. Dün geceden bu geceye!..<br />
41.gün: Uykularım normale döndü sayılır. Sakinleştikçe kendime geliyor ve daha uzun uyuyorum.<br />
60.gün: Doktor hap ve iğne olmadan 6 saat kesintisiz uyuduğum 3. günde beni taburcu etti. Elimde bira şişesiyle istiklale daldım.</span></p>
<p style="background: white; line-height: 14.25pt;"><span style="font-size: 10pt; color: #000000;">Bu gün bunları yazarken uykusuz geçirdiğim günler pek anımsanır gelmiyor. Günleri yanlış yazmış olabilirim ama yaşadım diye hatırladıklarım bunlar.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/asirigercek/uykusuzum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Siyah Pelerin</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/siyah-pelerin/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/siyah-pelerin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 18:35:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NoyaN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır açlık ve hastalıklarla pençeleşen halk, bir önder, bir iz arıyordu peşinden gidecek..! Buldular da!.. Siyah pelerini halkın önünde koşan maskeli erkek!..
Halkın isyanını körükleyen bu adam insanlara özgürlüklerini verecek ve onların dünya nimetlerinden yararlanmalarını sağlayacak..!
Yine hareketli bir gün başladı kentte!.. Halk peşi sıra haykırıyordu; coşuyorlardı!. Siyah pelerinli en önde göğsü kabarık yürüyordu!.. aksi şeytan pelerinlinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır açlık ve hastalıklarla pençeleşen halk, bir önder, bir iz arıyordu peşinden gidecek..! Buldular da!.. Siyah pelerini halkın önünde koşan maskeli erkek!..<span id="more-184"></span><br />
Halkın isyanını körükleyen bu adam insanlara özgürlüklerini verecek ve onların dünya nimetlerinden yararlanmalarını sağlayacak..!<br />
Yine hareketli bir gün başladı kentte!.. Halk peşi sıra haykırıyordu; coşuyorlardı!. Siyah pelerinli en önde göğsü kabarık yürüyordu!.. aksi şeytan pelerinlinin ayağına taş takıldı ve halktan birinin ayağının pelerini ezmesiyle yırtılan elbiseden açık teni görüldü pelerinlinin!.. Herkes donup kaldı, önce pelerinliye yakın olanlar ayrıldı; sırasıyla pelerinliye bakarak bütün sünepe kitle arkasından çekildi..! Herkes biliyordu artık; siyah pelerinli bir insandı ve hatta bir erkek bile değildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/siyah-pelerin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ŞARAP MİSALİ AŞK</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sarap-misali-ask/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sarap-misali-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 12:50:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PAMUKUMCAN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Aşk dünyada tek şişesi kalmış tadına baktığın bir şarap
Girer hayatına bir yudumda, beğenirsin içmek istersin doya doya
Ama kolay değildir, ya bedeli ağırdır yâda sarhoşluğu beter
Gün gelse bedelini ödesen bile sarhoşluğu getirir keder
İçersin hesapsızca sanki bitmeyecekmiş gibi
Kör olur gözlerin, hapsolur ruhun şişeye
Düşünemezsin artık yoktur bir çıkış yolun
Ya beklersin gerçeklerin sarhoşluğunla birlikte hayallerini de götürmesini
Ya da atarsın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk dünyada tek şişesi kalmış tadına baktığın bir şarap<br />
Girer hayatına bir yudumda, beğenirsin içmek istersin doya doya<br />
Ama kolay değildir, ya bedeli ağırdır yâda sarhoşluğu beter<br />
Gün gelse bedelini ödesen bile sarhoşluğu getirir keder<span id="more-115"></span></p>
<p>İçersin hesapsızca sanki bitmeyecekmiş gibi<br />
Kör olur gözlerin, hapsolur ruhun şişeye<br />
Düşünemezsin artık yoktur bir çıkış yolun<br />
Ya beklersin gerçeklerin sarhoşluğunla birlikte hayallerini de götürmesini<br />
Ya da atarsın kendini sarhoşluğun kollarına izlersin seni rezil etmesini<br />
Hayallerin seni o zalime sürükler</p>
<p>Hayallerin sonu hep gözyaşı gerçeklerinki ise çok acı<br />
Aşk bir hastalıksa bulunamamış bulunamazda ilacı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sarap-misali-ask/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BELKİ?</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/belki/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/belki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 22:02:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Zamansızlığımın,zamanlarımın en içinden,
Usul usul geldi sesli sessizliğiyle.
Biliyordum zordu ve ben yorgundum,
Kuralsız kurallarım , kurallarımdı kurallarım&#8230;
Yorgundum biliyordum,biliyordu&#8230;
Anlattı ama yine de anlattı.
Deliliğimizdi aynı olan sadece,
Onun kuralsızlığı ,sınırsızlığıydı deli olduran,
Benim tabularım ,kurallarım,ördüğüm duvarlarım.
Biliyordu o da ,ama söyledi&#8230;
AŞIĞIM!
Değildi yalandı biliyorduk ikimizde .
O sıkılmıştı birazdan hallice,yalan atası vardı hayli zamandır birikmiş içinde.
Ben unutulmuştum, hatırlanasım vardı,güvenesim deli bi çocuğa.
Yaşlıydı artık gözlerimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamansızlığımın,zamanlarımın en içinden,<br />
Usul usul geldi sesli sessizliğiyle.<br />
Biliyordum zordu ve ben yorgundum,<span id="more-104"></span><br />
Kuralsız kurallarım , kurallarımdı kurallarım&#8230;<br />
Yorgundum biliyordum,biliyordu&#8230;<br />
Anlattı ama yine de anlattı.<br />
Deliliğimizdi aynı olan sadece,<br />
Onun kuralsızlığı ,sınırsızlığıydı deli olduran,<br />
Benim tabularım ,kurallarım,ördüğüm duvarlarım.<br />
Biliyordu o da ,ama söyledi&#8230;<br />
AŞIĞIM!<br />
Değildi yalandı biliyorduk ikimizde .<br />
O sıkılmıştı birazdan hallice,yalan atası vardı hayli zamandır birikmiş içinde.<br />
Ben unutulmuştum, hatırlanasım vardı,güvenesim deli bi çocuğa.<br />
Yaşlıydı artık gözlerimdeki yıldızlar,<br />
Bastonlarım vardı destek niyetine kullandığım parlasın diye yıldızlarım.<br />
Anladı o, kanmadı sahte parıltıma, gördü&#8230;<br />
Ben yorgundum onun eğlenesi vardı sadece.<br />
Yaşlıydım artık, ama nerden gelmişti karnımda uçuşan bu bi avuç kelebek?<br />
&#8220;Sen rüzgarsın esersin,volkansın yanar sönersin,denizsin derinsin&#8230;&#8221; dedim.<br />
&#8220;Ben geceyim,pamuğum ,bi bardak suyum&#8221; dedim.<br />
Başını koydu yastığına gitti o korkunç rüyalarına,<br />
Oysa ben oturdum bu şiiri yazdım ona,<br />
Karnımda uçuşan bi avuç kelebeğin hatırına&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/belki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DOST</title>
		<link>http://www.felsefik.com/alintisiir/dost/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/alintisiir/dost/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2007 11:37:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Alıntı Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın&#8230;
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız
Dokunarak uçalım.
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız SEN varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın!&#8230;
Cahit Külebi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gece habersiz bize gel<br />
Merdivenler gıcırdamasın<br />
Öyle yorgunum ki hiç sorma<span id="more-95"></span><br />
Sen halimden anlarsın&#8230;<br />
Sabahlara kadar oturup konuşalım<br />
Kimse duymasın<br />
Mavi bir gökyüzümüz olsun<br />
Kanatlarımız<br />
Dokunarak uçalım.<br />
İnsanlardan buz gibi soğudum<br />
İşte yalnız SEN varsın<br />
Öyle halsizim ki hiç sorma<br />
Anlarsın!&#8230;</p>
<p>Cahit Külebi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/alintisiir/dost/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SENSİZ BEN</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sensiz-ben/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sensiz-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Sep 2007 06:43:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PAMUKUMCAN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Sen benken ben senden geçerim,
Bendeyken sen, ben kendimden gecerım
Bensizsen sen sen,
Sensiz ben hiç sanki kimsesiz bir piç
Doyamadığın yanlızlıgını yudum yudum iç
İç ki bilesin ne olmuş sensiz bu piç
Yalnızlık sensizlik olmuş biz bin olsak ne yazar
Şu deli gönül bir sen için gönlündeki bini yakar
Gün gelir çağlayan olur gurur, gün gelir dibe vurur
Ararken başka kalpte mutluluğu
Gün gelir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sen benken ben senden geçerim,<br />
Bendeyken sen, ben kendimden gecerım<br />
Bensizsen sen sen,<span id="more-92"></span><br />
Sensiz ben hiç sanki kimsesiz bir piç<br />
Doyamadığın yanlızlıgını yudum yudum iç<br />
İç ki bilesin ne olmuş sensiz bu piç</p>
<p>Yalnızlık sensizlik olmuş biz bin olsak ne yazar<br />
Şu deli gönül bir sen için gönlündeki bini yakar<br />
Gün gelir çağlayan olur gurur, gün gelir dibe vurur<br />
Ararken başka kalpte mutluluğu<br />
Gün gelir bedbaht olur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sensiz-ben/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÇELİŞKİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/celiski/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/celiski/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 08:56:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Çelişki dediğim şey benim, içimde çözümlemesini yapmaya çalıştığım ufak tefek konular aslında. Ufak tefek deyip geçmemek lazım. Birçok ufak tefek şeyi ardı ardına düşününce insanın kafasında patlayan volkan etkisi yapmakta bu küçük şeyler. Ayrıca küçük şeylerden dem vuran Üstün Dökmen gibi ünlü bir psikologumuz değil midir?
Benim ufak tefek şeylere örnek vermem gerek galiba. Mesela; annem benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çelişki dediğim şey benim, içimde çözümlemesini yapmaya çalıştığım ufak tefek konular aslında. Ufak tefek deyip geçmemek<span id="more-89"></span> lazım. Birçok ufak tefek şeyi ardı ardına düşününce insanın kafasında patlayan volkan etkisi yapmakta bu küçük şeyler. Ayrıca küçük şeylerden dem vuran Üstün Dökmen gibi ünlü bir psikologumuz değil midir?</p>
<p>Benim ufak tefek şeylere örnek vermem gerek galiba. Mesela; annem benim için yaptıklarını gerçekten fedakâr olduğu için mi yapıyor yoksa kendi egolarını tatmin etmek için mi? Düşünüyorum da bu örnekten tüme varım mı yapsam tümden gelim mi? İşte daha örneğimi açıklayamadan karşıma bir çelişki çıkıverdi. Bu kararsızlıktır aslında. Demek ki çelişki kararsızlığı doğuruyor. Öyleyse benim sorunum hangi yoldan gideceğimi, hangisine inanacağımı, hangisini tercih edeceğimi bilememek. Peki, birini seçtim diyelim ki; o zaman dar kafalı bir insan gibi görünmez miyim? Zaman zaman bu tercihlerimi değiştirsem bana dönek ya da kişiliğini tamamlayamamış demezler mi? Farkındayım, kişiliğimi tamamlayamadım. Ama en azından dosta düşmana karşı tamamlamış gibi görünmek gerekir. Yoksa toplum dediğimiz olgu beni dışlar. O zaman ebeveynlerim benden utanır. Bir de şu var, ben kişiliğimi tamamlamış gibi görünebiliyorsam, başkaları neden yapamasın? Ortalama bir insan olduğumu kabul edersek bu noktada, demek ki toplumun çok büyük bir kısmı aslında kişiliğini tamamlamış gibi görünmekte. O zaman neden dürüst olup kişiliğini tamamlamış kişileri kurduğumuz toplumdan dışlamıyoruz? Bu noktada tıkanıyorum işte. Bu dediklerim ancak hayaldir. Zira böyle gelmiş böyle gidecek zihniyeti böyle gelmiştir böyle gidecektir. Kesinlikle hayaldir. Zira bu yazdıklarım daha çok bir delinin veya şizofren olma olasılığı yüksek bir insanın yazdığı yazı gibi duruyor. Olmayacağım ne malum tabi.</p>
<p>Beni üzen bu düşündüklerim değil. Bunları düşünüp normal insanlarmış gibi hayatımı sürdürmem. Belki de bütün insanlar aynı şekilde düşünüyor ama benim gibi olur olmaz yerde açıklamadıkları için normalmiş gibi duruyor. Ya da gerçekten düşünmüyorlar, düşünmedikleri için rahat yaşıyorlar. Yani en azından sorunların kaynağına inme gibi bir zahmete girmiyorlar. İşte bir çelişki daha; herkes gibi bir insan mıyım, yoksa deliriyor muyum?</p>
<p>Bu yazıyı tamamlamalıyım. Bir sonuç gerek galiba buraya. Ama anlatacak çok şeyim varken bu çelişkili düşünceler bir düğüm oluşturuyor ve kelimelerin çıkmasına izin vermiyor. O zaman şöyle bitirelim: inandığın kadar varsın. Nerdeyse hiçbir şeye inanmayan biri olarak, son sözüm beni yok sayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/celiski/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HAYATIMIN SON AŞKI</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hayatimin-son-aski/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hayatimin-son-aski/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2007 12:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PAMUKUMCAN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Bir aşk ki benimki imkansızlığın ardından doğmuş başka bir imkansızlık. Tam iki senenin getirdiği iki başarısız denemeden sonra artık kendimdeki doğruluk ve dürüstlükten doğan inandırıcı olamama hissinin ızdırabını iyice içimde hissetmeye başlamışken imkansızlıktan başka bir imkansızlığa geçiş yapmıştı yaralı kalbim. Önceleri onu çok seviyordum iki seneden beri yaşadığım yeni şehrimdeki gerçek anlamda bana ilk açılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir aşk ki benimki imkansızlığın ardından doğmuş başka bir imkansızlık. Tam iki senenin getirdiği iki başarısız denemeden sonra artık kendimdeki doğruluk ve dürüstlükten doğan inandırıcı olamama hissinin ızdırabını iyice içimde hissetmeye<span id="more-86"></span> başlamışken imkansızlıktan başka bir imkansızlığa geçiş yapmıştı yaralı kalbim. Önceleri onu çok seviyordum iki seneden beri yaşadığım yeni şehrimdeki gerçek anlamda bana ilk açılan ve benim ilk açıldığım tek insandı. O da benden farklı sayılmazdı. Onunda kendine göre ailevi ve gönül yaraları vardı ve birazda kendi cinsimin neler düşündüğünü ondan daha iyi bildiğim için; onu uyarmama karşın sanki kendi görmek istemişti doğruları ve son ilişkisini tam anlamıyla bir darbe yiyerek bitirmişti acı çekmek istiyormuşçasına. Belki bana olan tam güveni ve benim karşımdakine söylemekten hiç hoşlanmadığım meşhur cümlemle başlamıştı. O cümle nemiydi; &#8220;ben sana demiştim&#8221;. Kısacası iyi arkadaş arasında olması gereken temel unsurlar bizde vardı. Zaten beni şaşırtanda buydu; hep ben değilmiydim aşkla sevginin farkını sadece cinsellikten ibaret olduğunu savunan öyleyse neden daha fazlasını istiyordum ki? Uzun süredir farklı hislerim olmasına rağmen daha kendimi sorgulayamamıştım. Bunun için bazen kendimin bile şaşıracağı derecede dürüst ve açık sözlü olmama karşın ne kendime ne de ona söyleyebilmiş değildim henüz aşkımı. Çünkü emin değildim bende mi kalmalıydı bu sır olarak yoksa ona da söylemeli miydim? Onasöylemekten korkuyordum çünkü onu çok seviyordum ve biliyordum ki o da beni çok seviyor. Dolayısıyla benim daha önce yapmış olduğum hatayı yapmasından korkuyordum. Bu hata iki uçlu şizofren bir olguydu. Hatanın bir yanı fazla reel diğer yanı fazla hayalperestti detayına inildiğinde. Ya beni çok sevdiği için bana aşık olabileceğini sanıp duygularıma karşılık verebilirdi ya da bana aşık olabileceği halde hakkımda çok şey bildiği için ( özellikle bu şehirden ayrılacağımı) duygularına hakim olup mutluluğu hak etmemize rağmen ikimizn hayatında da sonsuza dek bir keşke bırakabilirdi. Belkide bunun için yani beni anladığını düşündüğüm için önce onun kendini sorgulayıp olumlu veya olumsuz bana açılmasını bekledim. Fakat herzaman yaptığım gibi önce kendimi yargılayıp daha sonra da onun yerine koyunca onun birbirimize son aşk hüsranlarımızda şahit olmamız gerekçesiyle gurur yapıp bana hisleri olsa dahi açılamama ihtimali olduğunu sezmiştim ve aşkta gurur olamayacağını bilen ben ne olursa olsun hislerimi ona söylemeye karar vermiştim sonunda.<br />
Hikayemin hikayeleştiği nokta şuandan sonraki zamandı. Evet; dediğimi yaptım ve yazdığımı ona verdim. Nedenini bende bilmiyordum ama aşkımı bende ilk kez birine bu şekilde sunuyordum daha doğrusu sunmak istiyordum. Çünkü ikili ilişkilerde etkin, karşıdakinden istediği cevabı alabilecek nadir kişilerden olduğumu biliyordum. Bu yüzdendi belkide hikayemi ona sunuşum ve tamamlamasını isteyişim. Onu kendi kararlarıyla baş başa bırakıp hislerini tahminle değil de ilk ağızdan duyduktan ya da okuduktan sonra gerçeklere göre hareket edecektim. Hikayemi diyorum çünkü ona gidene kadar bu sadece benim hikayemdi. Ona ulaştığı anda bu hikayenin ikimizin hikayesi olacağını biliyordum. Ve bir kez daha haklı çıktım ilk kez beni bu şekilde mutluluktan havalandırmıştı adeta. Maalesef kalemimden başka paylaşacak kimseyi bulamamıştım Bursa&#8217;da herzaman yaşadığım gibi. Onun tamamlayışı hiç katkısız bir şekilde şu:<br />
&#8220;Bazen herşeyi bilmek canını inanılmaz acıtır. Gördüklerini görmemek, anladıklarını anlamamak istersin. Yapamazsın. Ne kadar da olsa canın acımıştır bir kere. Denersin, zorlarsın ama acın daha da katlanır. Yüreğin onunla olmak ister keşke dersin beynim bildiklerimi yutsa yok etse. Anımsamasa hiç birşey, ama olmaz unutturmaz unutamazsın. Seviyor muyum? Bilmiyorum ama hislerim, yüreğim başka şeyler fısıldıyor kulağıma. Yalan ya da inkar değil yazdıklarım. Evet, kendime bile söylemeye çekinirken dilim nasıl söylesin kalemim nasıl yazsın? Ama oldu işte. Kendimi sınırlarımı aştım bir anlamda. Seni acıtmak istemem, kırmak, üzmek asla. Yapamam yapmamalıyım. Kahrolası beynim beni bazı şeyleri düşünmem için zorluyor. Olmaz diyorum olamaz. Duygularıma hakim oluyorum. Gözlerini sevdim en çok. Onları seyretmek inanılmaz. Kendimize bile söyleyemediklerimizi, itiraf edemediklerimizi &#8220;ne var bunda&#8221; dermişcesine söyleyiverdiler. Başka bakıyor gözlerin. Ah diyor neler var söylenecek. Anlıyorum yine anlamak istemezcesine. Kaybetmek istemiyorum seni. Böylesi güzel olmak zorunda. Evet haklısın dilim hiç bir zaman söylemeyecek yüreğimin sana dediklerini ve bu yüzden hayatımıza bir keşke daha eklenecek. Alışıcaz tıpkı senin ya da benim geçmişte yaşadığımız KEŞKELER gibi. Seni tanıdığım için gerçekten çok şanslıyım. İnanılmaz birisin. Sen beni tanımıyorsun, okuyorsun. Bazen diyorum ruh eşi böyle bişey mi? Bİr insan karşısındakini bu kadar mı anlar? arkadaşlıkta olması gereken herşeye sahibiz böylesi olmak zorunda&#8230;&#8230;..?&#8221;<br />
Onun hikayeyi tamamlayışı da tıpkı benim başlangıcıma benziyordu. Benim ki imkansızlıktan doğmuş başka bir imkansızlık ve onun umutsuzluktan ışıyan bir umuttu. Açıkça o benim imkansız olduğunu düşündüğüm aşkım ben ise onun umutsuz bakışlarının içinde ki umuttum. Bu tıpkı bir şeyi istemek fakat buna rağmen istemediğine inanmaya çalışmak gibi gerçek umudun ta kendisiydi. Bağlanmaktan korktuğunu söyledi bana; benim ona bağlandığımı anlamış ve sende kendine beni bağla dermişcesine. Zaten herkesin aradığı kişi değil midir bağlanmak istediği, bulunca kaçış niye. Ne o ne de ben, ne onu ne de beni kandırabilirdik artık. Herşey o kadar istediğim gibi ki kaynağı hiç tükenmeyecek sel sonrası taşkına uğramış bir nehir hızıyla akıyorum sana artık. Biliyorum bizim ki bir başlangıç değil bir bitiş olacak. Dur hemen korkma sen tutmasan bile ben tutacağım şuan elini. Sana tüm inancım ve şefaflığımla söz veriyorum mutsuzluğa, sevgisizliğe ve güvensizliğe sonsuza dek biteceğiz. Ve şimdi ne olur sonsuzluğa bitişimizin başlangıcını yapmak için sende koy diğer elini elimin üzerine&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/hayatimin-son-aski/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uçurum</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/81/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/81/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2007 09:56:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[O u&#231;urumdan aşağıya d&#252;şen ben miyim?
Boylu boyunca uzanmış sonsuzlukta yatan.
Hani senin g&#252;l bah&#231;eleri vaadettiğin,
Ve kavuşamadığım asla&#8230;Oysa zaten ben g&#252;lleri değil laleleri severdim,
Ama sananeydi bundan,benden&#8230;
Vazge&#231;mişken herşeyden,
Şimdi bu &#231;ırpınış niye d&#246;nmek i&#231;in;
Sana,bana,bize&#8230;
Benim bu benim,
Ben olmalıyım&#8230;
Etrafıma sa&#231;ılmış kan damlaları,
Kopmuş uzuvlarım bile d&#252;zenli.
Bu benim biliyorum.
İşte sonsuzluktayım, kayboldum, gidiyorum&#8230;
Ne zaman bıraktım kendimi &#246;l&#252;me,
Hatırlamıyorum!
İşte bu benim, &#246;l&#252;me bile derli toplu gidiyorum.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O u&ccedil;urumdan aşağıya d&uuml;şen ben miyim?<br />
Boylu boyunca uzanmış sonsuzlukta yatan.<br />
Hani senin g&uuml;l bah&ccedil;eleri vaadettiğin,<br />
Ve kavuşamadığım asla&#8230;<span id="more-81"></span>Oysa zaten ben g&uuml;lleri değil laleleri severdim,<br />
Ama sananeydi bundan,benden&#8230;<br />
Vazge&ccedil;mişken herşeyden,<br />
Şimdi bu &ccedil;ırpınış niye d&ouml;nmek i&ccedil;in;<br />
Sana,bana,bize&#8230;<br />
Benim bu benim,<br />
Ben olmalıyım&#8230;<br />
Etrafıma sa&ccedil;ılmış kan damlaları,<br />
Kopmuş uzuvlarım bile d&uuml;zenli.<br />
Bu benim biliyorum.<br />
İşte sonsuzluktayım, kayboldum, gidiyorum&#8230;<br />
Ne zaman bıraktım kendimi &ouml;l&uuml;me,<br />
Hatırlamıyorum!<br />
İşte bu benim, &ouml;l&uuml;me bile derli toplu gidiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/81/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KALDIRIMDAKİ İZAFİYET</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kaldirimdaki-izafiyet/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kaldirimdaki-izafiyet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2007 02:36:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir süre yürüdükten sonra durdu. Ayak bileklerinde bir sızı kıvranıyordu. Olduğu yere oturdu. Çevresinden onlarca insan gelip geçiyordu. Çoğu onu görmeyip neredeyse üstüne çıkacakken, son anda fark edip kızıyordu. Ne çok insan vardı şu dünyada. Hiçbiri o değildi, ve o hiçbiri olamazdı. Asla gerçekten öğrenemedi diğerlerinin ne düşündüğünü. Oysa öyle çok öğrenmek isterdi ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir süre yürüdükten sonra durdu. Ayak bileklerinde bir sızı kıvranıyordu. Olduğu yere oturdu. Çevresinden onlarca insan gelip geçiyordu. Çoğu onu görmeyip neredeyse üstüne çıkacakken, son anda fark edip kızıyordu. <span id="more-77"></span>Ne çok insan vardı şu dünyada. Hiçbiri o değildi, ve o hiçbiri olamazdı. Asla gerçekten öğrenemedi diğerlerinin ne düşündüğünü. Oysa öyle çok öğrenmek isterdi ki bir katilin aklından geçenleri…Bazen empati yapmaya çalışırdı. Diğeri gibi hissederdi kendini ama bir anda kendi ruhu araya girerdi. Bu yüzden hiç empati yapamamıştı hayatı boyunca!Bir meslek sahibi olmayı çok istemişti. Planları vardı geleceğe ait. Bir kısmı gerçekleşti ama, diğer kısmı… Öyle çok şartlamıştı ki kendini her şeyin iyi olacağına, hep hayal kırıklıkları yaşadı. Hem de çok büyük hayal kırıklıkları…<br />
Çoğu zaman neşeliydi. Ama bazen öyle soğurdu ki hayattan, yanındakiler bile üşürdü. Sonra yavaş yavaş düşünmemeye başlardı, yine bahar gelirdi yüreğine. Arada bir de ağustos sıcağı gibi kavururdu ortalığı. Sonra yerini nisan yağmurlarına bırakırdı bu kavurucu sıcak.<br />
Çalışmaya, bir şeyler üretmeye pek meraklı değildi. Ama zaman zaman zor da olsa fazla mesailer yapıyordu.  Bu mesailer sonunda elde ettiği başarılardan gurur duyuyordu ve takdir bekliyordu. Yine de bu başarılar onda hiçbir çalışma hissi uyandırmıyordu.<br />
Övülmeyi severdi. Bunu hak etmediğini düşünürdü ama yine de övülmek isterdi. Kısa mutluluklar yaşatırdı bu övgüler ona. Yine de aynalara bakamazdı. Dişlerini fırçalarken, saçını tararken kaçırırdı gözlerini kendi gözlerinden. Kazara denk gelirse utanırdı, hemen çevirirdi bakışlarını başka yöne.<br />
Hayatını boşa harcadığını düşünürdü hep. Aldığı her nefes haramdı. Bedavadan yaşadığını bilse de geleceğe dair hayaller kurmaktan vazgeçemezdi. Bazen sırf kendine işkence olsun diye, aldığı nefesin karşılığını ödeyebilmek için, savaşta ölen çocukları, annelerini, babalarını düşünürdü. Eskiden bunun için televizyon izlerdi. Ama televizyon onu ağlatmaya başlayınca kendine geldi, yüreğini eski katı haline getirdi ve televizyonun sömürü aracından başka bir şey olmadığını iddia etmeye başladı.<br />
İnsanları sömüren sadece televizyon değildi elbette ki. Aslında insanları sömüren diğer insanlardı. Bunu benimsemişti ve kimseye güvenmiyordu. Bazı insanlara, onları sevdiğini söylerdi. Ama sevginin ne olduğunu kim açıklayabilir ki…?<br />
Bazı kesin inançları da yok değildi.  Tanrı’ya inanırdı mesela. O’nun gönderdiği son dine ve o dinin inanılması gerekilen altı şartına… Zaman zaman inançlarını sorgulardı. Böyle yaptığında günah işlediğini düşünürdü ama işlediği tek günah bu değildi. Bunun farkındaydı ve bu yüzden sorguluyordu inançlarını.<br />
Çok bitkin düştüğü zamanlarda bir dini kitap okurdu. Sonra dua ederdi. Duaları kabul olurdu çoğunlukla. Bir mucize olarak görürdü bunu. Tanrı onu hala sevmekteydi. Ama bir süre sonra unutur, her şeyi normal kabul etmeye başlardı.<br />
Bütün tabularını yıkmaya çalışırdı bazen. Sonra kendine ihanet ettiğini düşünür, vazgeçerdi. Alışıktı ihanet etmeye aslında. Buna üzülürdü ama bir türlü değiştiremezdi kendisini. İnsanları suçlardı onu hiç yalnız bırakmadıkları için, kafasını karıştırdıkları için. Yalnız kaldığında da kendine ihanet ederdi. Ama bu kendisiydi. Onu terk edemezdi. Bazen terk etmesi için çok uğraşırdı fakat yine de vazgeçemezdi. Aynadaki suretine ihanet ettiğindendi bu utancı.<br />
Uzun zamandır oturmaktaydı bu kaldırımda. Ya da ona çok uzun gelmişti. Zaman ona genellikle izafi davranırdı. Sıkıldı kendinden ve zamandan. Kalktı, yürümeye devam etti. Adımları hızlandı, kaçıyordu arkasında bıraktığı izlerden. Kaçmazsa arkasından gelip onu boğacaklardı çünkü. Evine doğru koşmaya başladı. Bir taksiye ya da minibüse binmedi. Eğer adım atmazsa yakalarlardı çünkü.<br />
Eve ulaştığında saat geç olmuştu. İçeri girip kapıyı kilitledi.  Korkmuştu ve nefes nefese kalmıştı. Bir bardak soğuk sudan önce hareketli bir şarkı açtı. Ona eşlik etmeye çalışarak mutfağa girdi ve dolaptan soğuk su çıkardı.<br />
Suyunu içerken bir kez daha kaçıp kurtulmanın yorgun mutluluğunu yaşıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/kaldirimdaki-izafiyet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>X HİKAYLERİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/x-hikayleri-volume-2/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/x-hikayleri-volume-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 16:19:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Düşüyor, düşüyor, düşüyor&#8230; Saat 14.00 civarlarında&#8230; Güneş yok, sadece X&#8217;in ağzından, anüsüne kadar uzanan karanlık bir boşluk var şimdi. X, dışardan en fazla 60 cm görünen bu boşlukta düşüyor, düşüyor, düşüyor&#8230; Uzaklardan Freddie Mercury&#8217;nin sesini duyuyor. &#8220;Let me feel your heart-beat&#8221; diyor. &#8220;Pain is so close to pleasure&#8221; demesini tercih ederdi sanırım. Bu anüste amma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düşüyor, düşüyor, düşüyor&#8230; Saat 14.00 civarlarında&#8230; Güneş yok, sadece X&#8217;in ağzından, anüsüne kadar uzanan karanlık bir boşluk var şimdi. X, dışardan en fazla 60 cm görünen bu boşlukta düşüyor, düşüyor, düşüyor&#8230; <span id="more-76"></span>Uzaklardan Freddie Mercury&#8217;nin sesini duyuyor. &#8220;Let me feel your heart-beat&#8221; diyor. &#8220;Pain is so close to pleasure&#8221; demesini tercih ederdi sanırım. Bu anüste amma uzakmış! Nimet olarak girdiği delikten bok olarak çıkacak diğer delikten. Bok olmaya da razı, bi çıkabile şuradan. Kötü kokuyor boşluk. Kim bilir barsakları, anüsü nasıl kokuyordur. Kendisi bok olunca n&#8217;apacak peki? Belki de bok olmaz. Bazen küçük çocuklar ufak nesneleri yutar. Sonra o nesneler bozulmadan bokun içinden çıkar. Acaba o da öyle olur mu? ama anüse sığmayacak kadar büyük. Bilir o acıyı X, kabız olduğu zamanlardan. Bok olmak en temizi&#8230; Ya da en kirlisi. Ne farkeder ki? Belki bazı parçalarını barsaklarında beslediğini umduğu küçük evcil moneralar, asalaklar yer.Belki de yoktur asalakları, hiç olmamıştır. Olsaydı ne hoş olurdu, kendi içinde somut varlıklar olurdu, yalnız olmazdı. &#8216;Belki de,&#8217; dedi X, &#8216;ben hiç olmamışımdır.&#8217;. Artık Matrix hayalleri de kurmuyordu. Matrix insnaların duygularını nasıl verbilir ki? Duyguları veren çok daha yüce bir varlık olmalı diye düşünürdü hep X. X hala boşlukta&#8230; Ne uzunmuş bu boşluk. Ben bile yazmaktan sıkıldım. Belki bir gün bir bok olur da, o zaman yazarım. Şimdi X&#8217;i boşluğuyla yalnız bırakıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/x-hikayleri-volume-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>EYLÜL ÖLÜRKEN</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/eylul-olurken/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/eylul-olurken/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 13:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[İnce uzun bi adam,
Omuzları düşmüş hafif, yorgun gibi.
Bembeyaz bi ışıktan geldi simsiyah&#8230;
Gölge gibi sanki,
Ama gerçeğin ta kendisi.
İnce uzun bi adam,
Gözleri ölmüş&#8230;
İnce uzun parmaklı,sarı cansız elleri.
Durduramamış Kırmızı o adamı,
İnce uzun bi adam,Kırmızının kalbini sökmüş,
Kırmızı esemiyor artık,
Eylül beklemiyor&#8230;
İnce uzun bi adam,
Boşluğa bakıyor uzun uzun,
Dalıyor karanlığa ölü gözleri,
Kırmızı&#8217;nın kalbini alıyor sarı cansız elleri.
Kırmızı artık yarım ,esmiyor esemiyor.
Öldürmüş Eylül&#8217;ü,
Sökmüş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnce uzun bi adam,<br />
Omuzları düşmüş hafif, yorgun gibi.<br />
Bembeyaz bi ışıktan geldi simsiyah&#8230;<span id="more-74"></span><br />
Gölge gibi sanki,<br />
Ama gerçeğin ta kendisi.<br />
İnce uzun bi adam,<br />
Gözleri ölmüş&#8230;<br />
İnce uzun parmaklı,sarı cansız elleri.<br />
Durduramamış Kırmızı o adamı,<br />
İnce uzun bi adam,Kırmızının kalbini sökmüş,<br />
Kırmızı esemiyor artık,<br />
Eylül beklemiyor&#8230;<br />
İnce uzun bi adam,<br />
Boşluğa bakıyor uzun uzun,<br />
Dalıyor karanlığa ölü gözleri,<br />
Kırmızı&#8217;nın kalbini alıyor sarı cansız elleri.<br />
Kırmızı artık yarım ,esmiyor esemiyor.<br />
Öldürmüş Eylül&#8217;ü,<br />
Sökmüş Kırmızı&#8217; nın kalbini celladı Eylüllerin&#8230;<br />
&#8220;Es Kırmızı rüzgar ol es yine,<br />
Bırakma Eylül&#8217;ü ! &#8221;<br />
Diyemiyor artık Kırmızı&#8217;nın kalbi.<br />
Çünkü öldürdü Eylül&#8217;ü<br />
İnce uzun bi adamın boş bakan gözleri&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/eylul-olurken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Masalmış</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/masalmis/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/masalmis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 13:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Aşk dediğin olmazdı,
Sevgi desen hep yalandı,
Gözlerimiz birbirini aldattı durdu,
Sevgilim olmadı bu.
Pembe panjurlu evimizde,
Mavi benekli kedimizle,
Çocuklarımız oynarken bahçede,
Arka sokakların ateşi çeker beni affet.
Çekip gitmek kolaydı,
Seni boynu bükük görmekse en kolayı,
Pembe hayallerini yıkmak bana uyardı,
Arka sokakların ateşi yanarken bu aşk olmazdı.
AFFET!
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk dediğin olmazdı,<br />
Sevgi desen hep yalandı,<br />
Gözlerimiz birbirini aldattı durdu,<span id="more-73"></span><br />
Sevgilim olmadı bu.<br />
Pembe panjurlu evimizde,<br />
Mavi benekli kedimizle,<br />
Çocuklarımız oynarken bahçede,<br />
Arka sokakların ateşi çeker beni affet.<br />
Çekip gitmek kolaydı,<br />
Seni boynu bükük görmekse en kolayı,<br />
Pembe hayallerini yıkmak bana uyardı,<br />
Arka sokakların ateşi yanarken bu aşk olmazdı.<br />
AFFET!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/masalmis/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SEVGİLİYE</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sevgiliye/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sevgiliye/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2007 15:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Sevdan bir kor olsa ellerimde,
Yakar ellerimin ateşi yüreğimi.
Irmak olup taşsa sevgin
Aksa bütün nehirler gönlüme,
Söndüremez yüreğimdeki alevini.
Bi gözlerin,kara kapkara gözlerin ,
Söylerse söyler bana sevgini.
O zaman belki dindirir deli gönlümün,
Poyraz yellerini&#8230;
Bi ellerin sana ateş bana merhem ellerin,
Anlatır bana sevgini.
Ama dokunamam tutamam ki ellerini,
Hissedemem ki yüreğimde bela sevgini!
Gönül bi seni bilir ,bi kara sevdasını,
Nasıl desin gurur duvarlarını yıkıp,
Sana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdan bir kor olsa ellerimde,<br />
Yakar ellerimin ateşi yüreğimi.<br />
Irmak olup taşsa sevgin<span id="more-69"></span><br />
Aksa bütün nehirler gönlüme,<br />
Söndüremez yüreğimdeki alevini.<br />
Bi gözlerin,kara kapkara gözlerin ,<br />
Söylerse söyler bana sevgini.<br />
O zaman belki dindirir deli gönlümün,<br />
Poyraz yellerini&#8230;<br />
Bi ellerin sana ateş bana merhem ellerin,<br />
Anlatır bana sevgini.<br />
Ama dokunamam tutamam ki ellerini,<br />
Hissedemem ki yüreğimde bela sevgini!<br />
Gönül bi seni bilir ,bi kara sevdasını,<br />
Nasıl desin gurur duvarlarını yıkıp,<br />
Sana olan aşkını.<br />
Sen ne bilirsin sevda çeken,<br />
Kanayan, deli gönlün bela aşkını.<br />
Sen ne bilirsin seni ne çok aradığımı,<br />
Sen ne bilirsin seni en çok sevenin ,<br />
En çok sana ağladığını,<br />
Bi sana deli gibi yandığını&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sevgiliye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Damla</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/damla/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/damla/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2007 09:29:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Ağlamayı bilirim,
Ağlamamayı da bilirim.
Ağlaya bilirim,
Ağlamaya da bilirim.
Büyüdüm artık ağlamamak gerek;
Ama gözlerinse gözlerime değen,
Değer her damla yaşa diye bilirim&#8230;.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağlamayı bilirim,<br />
Ağlamamayı da bilirim.<br />
Ağlaya bilirim,<span id="more-68"></span><br />
Ağlamaya da bilirim.<br />
Büyüdüm artık ağlamamak gerek;<br />
Ama gözlerinse gözlerime değen,<br />
Değer her damla yaşa diye bilirim&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/damla/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>30</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/30/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/30/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2007 07:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cimen6</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar sonra neredeyim görebiliyor musun?
Gerçekleri fısıldıyabilir misin kulağıma?
Ayın Gündüz aydınlığında oynadım mutsuz oyunlarımı
Yıldızlar göstermedi suçlu yüzümü, güneş veda ederken
Sevişmelerim oldu ürkütücü çığlıklarımla biten
Öpüşmelerim oldu diş aralarımı temizlediğim
7 yıl geçiyor, hala yakışıklı mıyım tabutumda?
Çörek otları serpiştirilmis yüzüme akacak mı gözyaşın?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar sonra neredeyim görebiliyor musun?<br />
Gerçekleri fısıldıyabilir misin kulağıma?<span id="more-66"></span></p>
<p>Ayın Gündüz aydınlığında oynadım mutsuz oyunlarımı<br />
Yıldızlar göstermedi suçlu yüzümü, güneş veda ederken<br />
Sevişmelerim oldu ürkütücü çığlıklarımla biten<br />
Öpüşmelerim oldu diş aralarımı temizlediğim</p>
<p>7 yıl geçiyor, hala yakışıklı mıyım tabutumda?<br />
Çörek otları serpiştirilmis yüzüme akacak mı gözyaşın?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/30/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Neydi AŞK ?&#8217; dedi aptalca</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/neydi-ask-dedi-aptalca/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/neydi-ask-dedi-aptalca/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2007 07:40:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cimen6</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[- &#8216;Sen &#8216; dedim
- &#8216;Evet ben &#8216; dedi
- &#8216;Neden öyle bakıyorsun? &#8216; dedim
- &#8216;Gözlerinde kayboldum &#8216; dedi
- &#8216;Gözlerim nerde? &#8216; dedim
 - &#8216;Uçurumun dibindeki yeşillikle örtülmüş toprakta &#8216; dedi
- &#8216;Peki korkutmuyor mu seni yükseklik? &#8216; dedim.
- &#8216;Aşk bu göstermiyor yüksekliği, sadece görüyorum &#8216; dedi.
Gözlerimi kapattım ve açtım.
- &#8216;Seni seviyorum &#8216; dedim
- &#8216;Niye &#8216; dedi?
- &#8216;Sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- &#8216;Sen &#8216; dedim<br />
- &#8216;Evet ben &#8216; dedi<br />
- &#8216;Neden öyle bakıyorsun? &#8216; dedim<br />
- &#8216;Gözlerinde kayboldum &#8216; dedi<br />
- &#8216;Gözlerim nerde? &#8216; dedim<br />
<span id="more-65"></span> - &#8216;Uçurumun dibindeki yeşillikle örtülmüş toprakta &#8216; dedi<br />
- &#8216;Peki korkutmuyor mu seni yükseklik? &#8216; dedim.<br />
- &#8216;Aşk bu göstermiyor yüksekliği, sadece görüyorum &#8216; dedi.<br />
Gözlerimi kapattım ve açtım.<br />
- &#8216;Seni seviyorum &#8216; dedim<br />
- &#8216;Niye &#8216; dedi?<br />
- &#8216;Sen aşktan bahsetmiyor muydun?&#8217; dedim<br />
Düşündü, düşündü&#8230;<br />
- &#8216;AŞK&#8217; dedi , &#8216;Neydi aşk&#8217; dedi aptalca.<br />
- &#8216;Sen söylemiştin&#8217; dedim<br />
- &#8216;Evet dedi, göremediğim yükseklikti o dedi.<br />
- &#8216;Ya şimdi &#8216; dedim<br />
- &#8216;Gözlerime bak&#8217; dedi.<br />
Baktım anlamsızca&#8230;<br />
- &#8216;İşte gördün mü?&#8217; dedi<br />
- &#8216;Neyi?&#8217; dedim<br />
- &#8216;Uçurumun kenarındaki yeşilliklerin ortasında,parçalanmış bedenimi.&#8217; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/neydi-ask-dedi-aptalca/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>.</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/yok-bulamadim/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/yok-bulamadim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 20:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Nasıl düştü gönlüm?
Bende bilmiyorum.
Ne kadar sürer bu keder&#8230;
Sanki lanet üzerime yağıyor
Akıp gidiyor ellerimden
Umutsuzca kader
Ben yorgun, ben mutsuz
Sen yoksun,sen bende&#8230;
Ömür geçiyor niye diye diye
Ahlar ediyorum lanetli kadere
Bu isyan bu sitem
Bilmiyorum, bulamıyorum,
Kime ne yaptım diye&#8230;
Ben sadece çırpınıyorum.
Kaderimi aşmaya,
Sana ulaşmaya,
Gözlerine değmeye.
Bu kaçıncı çalan kapımı?
Ve bu kaçıncı sen olmayan&#8230;?
Mutluluk ne kadar uzağımızdan geçti?
Asla bilinmeyecek!
İçimdeki melek sana dua edecek&#8230;
BEKLE!&#8230;.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl düştü gönlüm?</p>
<p>Bende bilmiyorum.</p>
<p>Ne kadar sürer bu keder&#8230;</p>
<p>Sanki lanet üzerime yağıyor</p>
<p><span id="more-64"></span>Akıp gidiyor ellerimden</p>
<p>Umutsuzca kader</p>
<p>Ben yorgun, ben mutsuz</p>
<p>Sen yoksun,sen bende&#8230;</p>
<p>Ömür geçiyor niye diye diye</p>
<p>Ahlar ediyorum lanetli kadere</p>
<p>Bu isyan bu sitem</p>
<p>Bilmiyorum, bulamıyorum,</p>
<p>Kime ne yaptım diye&#8230;</p>
<p>Ben sadece çırpınıyorum.</p>
<p>Kaderimi aşmaya,</p>
<p>Sana ulaşmaya,</p>
<p>Gözlerine değmeye.</p>
<p>Bu kaçıncı çalan kapımı?</p>
<p>Ve bu kaçıncı sen olmayan&#8230;?</p>
<p>Mutluluk ne kadar uzağımızdan geçti?</p>
<p>Asla bilinmeyecek!</p>
<p>İçimdeki melek sana dua edecek&#8230;</p>
<p>BEKLE!&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/yok-bulamadim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Biraz Biraz Eksik Kalan</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/biraz-biraz-eksik-kalan/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/biraz-biraz-eksik-kalan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 19:02:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cimen6</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Şafağın rengini görememezliğin verdiği bir üzüntü ile başladı yalnızlığı düşünmem. Başka bir bedende bambaşka bir ruh barınıyor; ıssız bir sokaktaki perdesi hiç açılmayan o odada. Soğuğa direnen aç martılara attığım ekmek kırıklarının küf kokusu mahalleyi sardı. Gölgesinde uyumak için gövdesine yaslandığım çam ağacı bile yaprak dökümüne merhaba dedi. Yine sonbahar geliyor. Belli etmediğim üşüyen bedenim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şafağın rengini görememezliğin verdiği bir üzüntü ile başladı yalnızlığı düşünmem. Başka bir bedende bambaşka bir ruh barınıyor; ıssız bir sokaktaki perdesi hiç açılmayan o odada. Soğuğa direnen aç martılara attığım ekmek kırıklarının küf kokusu mahalleyi sardı.<span id="more-63"></span> Gölgesinde uyumak için gövdesine yaslandığım çam ağacı bile yaprak dökümüne merhaba dedi. Yine sonbahar geliyor. Belli etmediğim üşüyen bedenim, buzullaşmanın imkansızlığını haykırıyor. Biraz biraz eksik kalıyor her şey, biraz biraz bir şey, biraz biraz da ellerin&#8230;</p>
<p>Gözlerimin akını göstermiyor aynalar; ne kadar yakınlaşırsam daha bir uzağa gidiyor, bana benzeyen bir ceset sana benzeyen duygularla. Sonu gelmeyecek ağlamalara başlamak istemiyorum veya istemiyorum umutlarımı kaybetmeyi her bir gözyaşına yüklediğim. İçime çektiğim nikotinin beni tatmin edememesinden bıktım. Başka teşebbüsler eşittir sana daha bir uzak kalmak, hayallere dalıp tüm hayatımı planlamak; yine yeniden en baştan başlamak zorunda kalmak Everest’in sekiz bininci metresindeyken.</p>
<p>Sorun bedenimi boşluğa bırakmak değil. Sorun; yerçekimi ile hava sürtünmesi etkisinde yıpranacak kendimi tanımlayamamış duygularım, ya da nefret ettiğim alışkanlığım yalnızlığın bedenimden çıkması&#8230;Sokakta gördüğün aç kediyi doyurduktan sonra senden kaçması yalnızlığı kör bir kuyuya atmak. Sonra da elindeki ciğer-ekmeğe acı acı miyavlayarak sana dönmesi kendini aynı boşluğa bırakmak.</p>
<p>Gözlerinin içine manasızca dalıp; yüreğine geldiğimde haykırmaktı kurtuluş; koridorda  yankılanan eski bir sesi&#8230; Ben gidemedim varacağım yere, sen ise beklemedim dumanını gördüğün buharlı treni, ben oradayken sen başka bir oradaydın.</p>
<p>Gecenin gelmesini istemeyen mavi bir lale ve gece ile tanışamamış bir yarasa veya geceleri  susmak bilmeyen martı çığlıkları&#8230; Her şey gece başlıyor oysa, günün analizi ve yastığa dökülmüş birkaç tel saçının kokusu.</p>
<p>Çamura yuvarlanan bir kediyi kurularken çıkardığı sesti; gecikmiş bir hasretin feryadını ve hüznünü en anlamlı ritimde yaşadığım. Dedim ya az geliyor her şey, biraz biraz bir şey, biraz biraz da yüreğin -yanımda hissettiğim-. Her soğuk havada titreyen bir kedi olmayı düşledim.</p>
<p>Her defasında biraz daha yoruldu hasretim ve ellerime o kadar alıştı ki kalem, bırakamaz oldu beni; benim ise o kadar gücüm yoktu. Bir okyanusu –bir kıyısından başlayıp- kızıl bir mürekkebe boyamaktı düşüncem. Sonra bir gece bildiğim bir sokağa gelip o apartman katındaki  – hani seni bırakıpta arazi olduğum, ardıma bile bak(a)madan – odanın penceresine yerleştirecektim kızıllığı&#8230; Güneşin tan zamanı  böyle kızgın doğuşuna şaşıracak ve perdelere yönelecektin. İlk perdesi açıldığında oyunun sen orada olmayacaktın kopup yüreğime işleyecektin belki de&#8230; Penceresiz bir odanın önünde bekledim gecelerce. Umutlarımı kül tablalarında söndürmeye mahkum ettin beni bu gece, az mı yalan söylemedim kadehi doldurana bu son diye. Her boşalan bardağı kustum gözlerimde ve sen bakıpta  mutlu olalım diyeceğin yere nedenlerini sordun mutsuzluğun; gülmek yerine, kendini bana teslim etmek yerine boynumu büktün her gece. Uykuya hasret bir çocuğu büyüttün bilmeden.</p>
<p>Hangi birisinin insan olduğunu ayırt etmek zorunda kaldığım iklimde bir tek şeyin olmasını istedim belki de, anlaşılamayan bir yolculuğa da ben çıkmalıydım.Ama nasıl? Ya orası da umut ettiğim gibi değilse başka diyarlara göç etmeye ne gerek var. Senin teninin tüm kıvrımlarını çizemeyeceksem yüreğime veya balığa çıkamayacaksam babamla. Uyandığımda vaadettiğin o gülü koklayamayacaksam. Dalgalara benzetiyorum kendimi isyankar dalgalara –ama hala istedikleri şeyin farkına varamayan- ölüm ile yaşam arasında, tek bir şey gerekiyor durulmak için  hani o hep eksik kalan; biraz biraz her şey, biraz biraz bir şey, biraz biraz da ellerin&#8230;</p>
<p>Mutluluğu istediğim her an, bir hiç elde ettim kendim gibi sonunda, ama bir gün perdesi açılmayan o odada kendimden soyutladığım dışarısını merak eder oldum. Uykusuz başlayan gecenin sabahında umut dolu bir yüreğimi aynadaki gözleri(n)mde izledim. Aylarca açılmayan perdeye yönelmekti bana anlamsız gelen. Yanlışlıkla açtığım pencereden odama giren sol kanadında siyah noktası olan beyaz bir kelebek elime kondu ve öylesine durdu hiç hareket etmeden; sanki bana bir şeyler söylemek istercesine. İçimde tükettiğim  özgürlüğün kıvılcımlarını hissettim. Kovmak için salladığım diğer elime tepki verme zahmetinde bile bulunmadı; oysa, her etkiye bir tepki verilmeliydi. Sadece ‘Dinle !!’ dedi, ‘Kulaklarını sımsıkı kapat ve sadece dinle çok uzaklardan sana doğru gelen, senin için yollanan rüzgarla karışık toprak kokusunu’. Zordu inanmak; odamı koruyan perdenin üzerine vuran ışığı adını koyamadığım bir karanlığa yolcu etmiştim, aylar önce.</p>
<p><strong>İnanmak mı zor; yoksa, içimde ölümlerini büyük ve bir o kadar acı bir zevkle izlediğim eski oluşumlar tanımlayamama korkusu mu var? Cevap ver bana şimdi ben bulamadım bir çıkış yolu. Hadi dokun yüreğime ve söyle nedensiz karamsarlık bürümüş dünyamın nasıl olması gerektiğini. Algılama eksikliği mi , mutluluk eksikliği mi bu çıkmaz sokağın sonundaki tabela.   O</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/biraz-biraz-eksik-kalan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>NEDEN (?)</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/neden/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/neden/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 18:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cimen6</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Yürüyorum yollarda bir ruh gibi
Sokaklar adımı ezberliyor
Sokaklar hep bomboş kalabalık
Saklanıyorum güneşten,kovalarken gölgeleri
 Bildiğim sokaklar çıkmaz oldu
Bindiğim tranway arıza yapmış
Ayaklarım düş haydi yine yola
Ben mi başaramadım
Yoksa bana hiç hak tanımadın mı
Neden bu anlamsız yaşantıya
Sürükledin ruhumla bedenimi
Suçsuz bebek çığlıklarıyla
Neden beni getirdin bu dünyaya
Hiç mutlu olmadan düştüm yollara
Neden söyle sakladın umutlarımı
Göz yaşlarımın tadı yok artık
Beş dakika sevişme
Beş dakika [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yürüyorum yollarda bir ruh gibi<br />
Sokaklar adımı ezberliyor<br />
Sokaklar hep bomboş kalabalık<br />
Saklanıyorum güneşten,kovalarken gölgeleri<br />
<span id="more-62"></span> Bildiğim sokaklar çıkmaz oldu<br />
Bindiğim tranway arıza yapmış<br />
Ayaklarım düş haydi yine yola</p>
<p>Ben mi başaramadım<br />
Yoksa bana hiç hak tanımadın mı<br />
Neden bu anlamsız yaşantıya<br />
Sürükledin ruhumla bedenimi<br />
Suçsuz bebek çığlıklarıyla<br />
Neden beni getirdin bu dünyaya<br />
Hiç mutlu olmadan düştüm yollara<br />
Neden söyle sakladın umutlarımı<br />
Göz yaşlarımın tadı yok artık</p>
<p>Beş dakika sevişme<br />
Beş dakika sürtüşme<br />
Ve hastahane koridorlarında yankılanan<br />
Suçsuz bebek çığlıklarım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/neden/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nefesimisyanistimsi&#8230;</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/nefesimisyanistimsi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/nefesimisyanistimsi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 13:04:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fuducuk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Batıyoruz yükümüz ağır.
Dişler arasında kahve çekirdekleri.
Dize arayanlara selam olsun, üzerlerinde kalsın!
Havalanmak için havadan konarken küçük bir an,
 Çakıştı rüzgar, doğru yol ağızlarda temenni.
Elimde bir mektup, kendi kendine son.
Ardı gelirse böbürlenir.
Bir önü olamaz, pişmanlık avuçlarına konunca kapatmak ister.
Sonra, sonra açmak istemez.
Küçük bir karışım ısmarlanır;
Ruh iki parmak arasında,
Sıkı sıkıya kim tutar?
Kulağın biri keman telinde sürtünürken,
Küçük kareler ardı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batıyoruz yükümüz ağır.<br />
Dişler arasında kahve çekirdekleri.<br />
Dize arayanlara selam olsun, üzerlerinde kalsın!<br />
Havalanmak için havadan konarken küçük bir an,<br />
<span id="more-57"></span> Çakıştı rüzgar, doğru yol ağızlarda temenni.<br />
Elimde bir mektup, kendi kendine son.<br />
Ardı gelirse böbürlenir.<br />
Bir önü olamaz, pişmanlık avuçlarına konunca kapatmak ister.<br />
Sonra, sonra açmak istemez.<br />
Küçük bir karışım ısmarlanır;<br />
Ruh iki parmak arasında,<br />
Sıkı sıkıya kim tutar?<br />
Kulağın biri keman telinde sürtünürken,<br />
Küçük kareler ardı ardına, sıfatsız bir tren.<br />
Tren dursada kareler ilerler.<br />
Küçük bir şaşkınlık, kalay karışımı.<br />
Sık dokudum sonra sıkıştı düşünceler,<br />
Koltuk altında Enistler.<br />
Ne zaman açıldı bu yara, neden acımadı?<br />
Soru bahane, çök kal.<br />
Mekan şamdansız.<br />
Üç sonsuz birleşir, köşedir.<br />
Bir yerde kırıntılar kalmıştır da,<br />
Zevk tenine yayılmıştır.<br />
Dişler bitişik.<br />
Derin alma,<br />
Olaki ağır doğrul.<br />
İste ölç, iste tart.<br />
İşte hal.<br />
Uzaktan gelmiş, yorma.<br />
İnci çıkmasa içinden,<br />
Çıksan, yalnız mı dönsen?<br />
Yapışmasın ruhun noktalarına,<br />
Kürekle olmaz.<br />
İnce tırnaklar.<br />
Sen gene bil.<br />
İyi hal üzere&#8230;<br />
Gibin.<br />
İki büklüm, bu dursun.<br />
Yalnızlıklar etrafta dizili,<br />
Ben, tekime kalabalık.<br />
Şey galiba;<br />
Gene dinlememişim kendimi.<br />
Ben bildim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/nefesimisyanistimsi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YOK BUNUN BAŞLIĞI</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yok-bunun-basligi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yok-bunun-basligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 12:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Yine bitti işte. Alışmıştım halbuki bitmelere. Nasıl böyle hazırlıksız yakalandım? Söz vermiştim kendime ağlamayacağıma dair; yalan oldu.
Ondan değil sandım uyuyamayışımı, onu bunu aramamı, bulmaca çözmemi. Onu arıyormuş meğer içimin bir yeri saatlerdir.
Mantıksal&#8230; Duygusal&#8230; Kafam karışık, gönlüm karışık&#8230;. Beni böyle kabul etsin istedim, çok şey mi istedim?
İnsanlara anlatamıyorum derdimi. Biliyorum benim suçum. Öğretmek, anlatmak benim işim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine bitti işte. Alışmıştım halbuki bitmelere. Nasıl böyle hazırlıksız yakalandım? Söz vermiştim kendime ağlamayacağıma dair; yalan oldu.<span id="more-56"></span></p>
<p>Ondan değil sandım uyuyamayışımı, onu bunu aramamı, bulmaca çözmemi. Onu arıyormuş meğer içimin bir yeri saatlerdir.</p>
<p>Mantıksal&#8230; Duygusal&#8230; Kafam karışık, gönlüm karışık&#8230;. Beni böyle kabul etsin istedim, çok şey mi istedim?</p>
<p>İnsanlara anlatamıyorum derdimi. Biliyorum benim suçum. Öğretmek, anlatmak benim işim ama yanlış meslek seçtiğimi yeni farkediyorum. Ben gerçekçilik diyorum, onlar umutsuzluk demekte ısrar ediyorlar. Ya gerçek olan tek şey umudun olmadığıysa?</p>
<p>Biliyorum, aramayacaksın beni. Ben de seni aramayacağım. Kaçacağım senden, görmeyeceğim bir daha. Yaşıyor musun, öldün mü haberim bile olmayacak. Sonra insanlar gelecek, kapının dışında duran. Sonra gidecekler. Sonra biri gelecekkapıdan giren, sonra o da çıkıp gidecek. Sonra yine insnalar gelecek kapının dışında duran&#8230;</p>
<p>Böyle devam edecek. Ben yorulucağım. Dinleneceğim. Şarj olacağım. Devam edeceğim. kapının bu tarafında duran insanlar da gidecek bir bir. sonra yalnızlığımla başbaşa kalcağım. &#8216;Ne oldu bana?&#8217; diyeceğim. Cevap yok&#8230;</p>
<p>Çok mu şey istedim? Şu yalnızlığımın bir kenarında dur istedim. Haklısın, çok şey istedim. Çünkü tek yalnız insan benim, içi çelişkilerle dolu olan tek insan benim. Haklısın, bunları hiç düşünmeden yaşayan insanlar var. Onlara gideceksin. Düşüncesiz, ruhsuz ama sorunsuz bir hayat geçireceksin.</p>
<p>Haklısın, seni bunlardan mahrum edemem. Yoluna taş koyamam. Çekilip kenara gitmeni izlemeliyim. İçimden sarılmak gelse de, &#8216;gitme!&#8217; demek gelse de, &#8217;sokak soğuk&#8217; diye haykırmak gelse de güle güle&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yok-bunun-basligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ISAURA</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/baslik-mi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/baslik-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 12:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. &#8216;Aslında&#8217; diye başlamak istedim bir an ama paragrafa &#8216;aslında, ama&#8217; gibi bağlaçlarla başlanmaz.
Çok uzun zaman oldu yazmayalı. Yazmak gelmedi içimden. Artık bir yere boşaltmak zor geliyor düşüncelerimi. Onları bir çarkın her dişlisine diziyorum, dönüp duruyorlar.
Anlatmak istediğim şey Nietzsche. &#8216;İlişki güç mücadelesindne başka bir şey değildir.&#8217; der Nietzsche. Haklı sanırım. Mücadele edemiyorsun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. &#8216;Aslında&#8217; diye başlamak istedim bir an ama paragrafa &#8216;aslında, ama&#8217; gibi bağlaçlarla başlanmaz.</p>
<p>Çok uzun zaman oldu yazmayalı. Yazmak gelmedi içimden. Artık bir yere boşaltmak zor geliyor düşüncelerimi. Onları bir çarkın her dişlisine diziyorum, dönüp duruyorlar.</p>
<p><span id="more-55"></span>Anlatmak istediğim şey Nietzsche. &#8216;İlişki güç mücadelesindne başka bir şey değildir.&#8217; der Nietzsche. Haklı sanırım. Mücadele edemiyorsun olmuyor, yürümüyor. Mücadele etmeye çalıştığında karşındaki boyun eğiyorsa sinirlerin bozuluyor, &#8216;bitsin&#8217; diyorsun. Mücadele ettiğinde &#8216;tamam, olmuyor işte,anlaşamıyoruz.&#8217; deyip pes edip yine bitiriyorsun. Bir ortası yok bunun. ne yaparsan yap bitiyor.</p>
<p>&#8216;Aşığız biz birbirimize!&#8217; yalanın önde gideni. Bu kadar komik başka bir cümle yoktur herhalde yeryüzünde. Sizin &#8216;aşk&#8217; dediğinize biz &#8217;salaklık, kölelik, sıradanlık&#8217; diyoruz. Ruhunu satmışsın sen başka bir kula. Hem de gereksiz ve yüzeysel bir mutluluk karşılığında. Sen de onun ruhunu almışsın aynı şekilde. İkinizinde tek yapmak istediği şey ruhu köleleştirmek. Ruhun isteklerini karşılamayıp, nefsini köreltmek&#8230; Ruhu, bir hayvan terbiyecesinin yaptığı yapıtığı gibi tımar etmek.</p>
<p>Böyle mutlu olunur mu? Eğer aşık olsan da olmasan da mutsuz olacaksan, mutsuzluğun mazoşist zevkini aptal, yalancı bir mutluluğa tercih etmek daha mi iyi?</p>
<p>Asıl konu ise şu: Eğer insan mücadele edemeden duramıyorsa, illa ki birilerinin ruhunu satın almak istiyorsa, buna engel olacak kimse yok. Ama bunun hayatın temeli olarak görmek ne kadar saçma. Birinin ruhuna sahip çıkarsın, üzerinde egemenliğini ilan edersin, sonra sıkılırsın, gidersin. Aslolan, insanın kendinden çıkıp dağların üzerinden tüm evrene bakıp kendisinin ne kadar küçük, evrenin ise ne kadar yüce olduğunu görebilmesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/baslik-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gece Saçlı</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-sacli/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-sacli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 08:51:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Gece kadar karanlık saçlarını ,
İçinin karmaşasını anlatan aklar süslerdi.
Bir akşam yattı ve sabah saçları aktı&#8230;
Mutsuzdu,yorgundu&#8230;
Ve malesef artık umutsuzdu.
Aşık olmak istemişti,
Bir yudum başarı istemişti&#8230;
Rüzgar gibi esen yıllar,
Ne Eylülü bıraktı,
Ne de başarıyı tattırdı gece saçlıya&#8230;
Derken bir peri kızı;
&#8220;Aşık olmak ister misin?&#8221; diye sordu&#8230;
Gece saçlı,derin gözlü  sadece sustu&#8230;
Boncuk gibi bir burnu,
Derin derin gözleri,
Bebek gibi bir yüzü vardı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece kadar karanlık saçlarını ,</p>
<p>İçinin karmaşasını anlatan aklar süslerdi.</p>
<p>Bir akşam yattı ve sabah saçları aktı&#8230;</p>
<p>Mutsuzdu,yorgundu&#8230;</p>
<p><span id="more-53"></span>Ve malesef artık umutsuzdu.</p>
<p>Aşık olmak istemişti,</p>
<p>Bir yudum başarı istemişti&#8230;</p>
<p>Rüzgar gibi esen yıllar,</p>
<p>Ne Eylülü bıraktı,</p>
<p>Ne de başarıyı tattırdı gece saçlıya&#8230;</p>
<p>Derken bir peri kızı;</p>
<p>&#8220;Aşık olmak ister misin?&#8221; diye sordu&#8230;</p>
<p>Gece saçlı,derin gözlü  sadece sustu&#8230;</p>
<p>Boncuk gibi bir burnu,</p>
<p>Derin derin gözleri,</p>
<p>Bebek gibi bir yüzü vardı ve mutsuzdu Gece saçlı&#8230;</p>
<p>Kayboldu denizde Gece  saçlı.</p>
<p>Nerden bilirdi denizin geceleri saçları kadar karanlık olduğunu,</p>
<p>Ve nerden bilirdi gözlerinden derin olduğunu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-sacli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KIRMIZI</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kirmizi/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kirmizi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 19:19:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Yalnızlık dolaşır damarlarımda,
Hüzünle beslenirim bilmezsin.
Seninlede sensizim,sensizde aynı,
Kırmızı benim adım, sadece kırmızı&#8230;
Sen bilmezsin çalarım kapını her gece,
24 saatin 48 saati sen varsın hücrelerimde.
Kaderim benim mutsuzluk,adım KIRMIZI!
Eylüllere eser bırakırım  siyahlarımı&#8230;
Heryıl Eylülleri beklerim ben,
Nerden bilsin beklendiğini,
Ne Eylüller gelir ne de en koyu Kırmızılar&#8230;
Sadece gözümden süzülür kalbime tuzun yaşımla&#8230;
Yine bilmezsin&#8230;
Ben ağlarım,sen duymazsın
YAPMA!
Sessizlikten,sessizce,fısıldadı sadece.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık dolaşır damarlarımda,</p>
<p>Hüzünle beslenirim bilmezsin.</p>
<p>Seninlede sensizim,sensizde aynı,</p>
<p>Kırmızı benim adım, sadece kırmızı&#8230;</p>
<p><span id="more-51"></span>Sen bilmezsin çalarım kapını her gece,</p>
<p>24 saatin 48 saati sen varsın hücrelerimde.</p>
<p>Kaderim benim mutsuzluk,adım KIRMIZI!</p>
<p>Eylüllere eser bırakırım  siyahlarımı&#8230;</p>
<p>Heryıl Eylülleri beklerim ben,</p>
<p>Nerden bilsin beklendiğini,</p>
<p>Ne Eylüller gelir ne de en koyu Kırmızılar&#8230;</p>
<p>Sadece gözümden süzülür kalbime tuzun yaşımla&#8230;</p>
<p>Yine bilmezsin&#8230;</p>
<p>Ben ağlarım,sen duymazsın</p>
<p>YAPMA!</p>
<p>Sessizlikten,sessizce,fısıldadı sadece.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kirmizi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DELİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/deli/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/deli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 17:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Merak ediyorum gözlerin hiç aradı mı gözlerimi,
Çünkü ben hep aradım gözlerini.
Acaba diyorum hatırlıyor musun?
Yağmurun şahitliğini,
Bizim için nice anlamlar yüklendiğini!
Hani sen elimi tutmak isterken yağmıştı,
Hani ben &#8220;ayrılalım&#8221; derken ağlamıştı.
Hani üç yıl sonra bizi camlarda buluşturmuştu.
Yağmur elinden geleni yaptı da&#8230;
Sen ve ben; biz iki yabancı&#8230;
Sevdadan mı korktuk dersin?
Yoksa saplantıları sevda mı sandık?
Bu yüzden mi bir ömür boyu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merak ediyorum gözlerin hiç aradı mı gözlerimi,</p>
<p>Çünkü ben hep aradım gözlerini.</p>
<p>Acaba diyorum hatırlıyor musun?</p>
<p>Yağmurun şahitliğini,</p>
<p><span id="more-49"></span>Bizim için nice anlamlar yüklendiğini!</p>
<p>Hani sen elimi tutmak isterken yağmıştı,</p>
<p>Hani ben &#8220;ayrılalım&#8221; derken ağlamıştı.</p>
<p>Hani üç yıl sonra bizi camlarda buluşturmuştu.</p>
<p>Yağmur elinden geleni yaptı da&#8230;</p>
<p>Sen ve ben; biz iki yabancı&#8230;</p>
<p>Sevdadan mı korktuk dersin?</p>
<p>Yoksa saplantıları sevda mı sandık?</p>
<p>Bu yüzden mi bir ömür boyu ayrı kalmaya mahkum olduk</p>
<p>Adımın hakkını vermek istercesine&#8230;</p>
<p>Merak ediyorum ,acaba diyorum?</p>
<p>Biz nerede hata yaptık?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/deli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SANA</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sana/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sana/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 16:49:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Hayal sandığım pembe düşler vardı uzağımda.
Sen sandığım güzel ama sahte dünyalar etrafımda.
Kaybolurken engin derinliklerinde aşkın;
Sen sandığım aşk,
Var sandığım sevdan yoktu yanımda.
Tertemiz peri masallarına özendim
Oysa sen iyi kalpli prens değilmişsin.
Sen öğrettin sevmeyi ve her güzelliğe rağmen sevilmemeyi.
Hep cenneti keşfettiğim uçurumdan seslendim sana,
Oysa sen ben hariç herkeze gül bahçeleri sundun,
Cennetimi bulduğum uçurumda&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayal sandığım pembe düşler vardı uzağımda.</p>
<p>Sen sandığım güzel ama sahte dünyalar etrafımda.</p>
<p>Kaybolurken engin derinliklerinde aşkın;</p>
<p>Sen sandığım aşk,</p>
<p><span id="more-48"></span>Var sandığım sevdan yoktu yanımda.</p>
<p>Tertemiz peri masallarına özendim</p>
<p>Oysa sen iyi kalpli prens değilmişsin.</p>
<p>Sen öğrettin sevmeyi ve her güzelliğe rağmen sevilmemeyi.</p>
<p>Hep cenneti keşfettiğim uçurumdan seslendim sana,</p>
<p>Oysa sen ben hariç herkeze gül bahçeleri sundun,</p>
<p>Cennetimi bulduğum uçurumda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/sana/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aldırma (Birey için)</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aldirma-birey-icin/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aldirma-birey-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 16:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Artık yolunu gözlemeyişime
Dalga geçercesine bakışıma
Yüzüne bakıp nefretle gülüşüme
Aldırma ne olur sevgilim
Arkadaşlarım bana seni sorunca
&#8220;Banane ondan&#8221; diye cevap verişime
Onu istemiyorum deyişime
Aldırma sevgilim,alırma liselim.
Bu şiiri sana yazıyorum
Okuduktan sonra severek dönmeni bekliyorum,
Hiç kimseye aldırma liselim
Ne olur gel bana biricik sevgilim&#8230;:)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık yolunu gözlemeyişime</p>
<p>Dalga geçercesine bakışıma</p>
<p>Yüzüne bakıp nefretle gülüşüme</p>
<p>Aldırma ne olur sevgilim</p>
<p><span id="more-47"></span>Arkadaşlarım bana seni sorunca</p>
<p>&#8220;Banane ondan&#8221; diye cevap verişime</p>
<p>Onu istemiyorum deyişime</p>
<p>Aldırma sevgilim,alırma liselim.</p>
<p>Bu şiiri sana yazıyorum</p>
<p>Okuduktan sonra severek dönmeni bekliyorum,</p>
<p>Hiç kimseye aldırma liselim</p>
<p>Ne olur gel bana biricik sevgilim&#8230;:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aldirma-birey-icin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BİR SİVRİSİNEĞİN HAYATI</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-sivrisinegin-hayati/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-sivrisinegin-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 14:24:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[   Yumurtaların içinden birçok ufak yaratık çıkmıştı. Ben de bunlardan biriydim. Benim gibi yüzlercesi, binlercesi vardı. İlk gördüğüm şey karşımda duran kocaman bir yaratıktı. Bize bir şeyler anlatıyordu.
—    Sizler sivrisineklersiniz. Ananız babanız belli değil. Zaten bir önemi de yok. Çünkü sizin duygularınız yok. Sizler az gelişmiş hayvanlarsınız. Böcekler sınıfına giriyorsunuz ve hayatınızı devam ettirmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>   Yumurtaların içinden birçok ufak yaratık çıkmıştı. Ben de bunlardan biriydim. Benim gibi yüzlercesi, binlercesi vardı. İlk gördüğüm şey karşımda duran kocaman bir yaratıktı. Bize bir şeyler anlatıyordu.<span id="more-46"></span></p>
<p>—    Sizler sivrisineklersiniz. Ananız babanız belli değil. Zaten bir önemi de yok. Çünkü sizin duygularınız yok. Sizler az gelişmiş hayvanlarsınız. Böcekler sınıfına giriyorsunuz ve hayatınızı devam ettirmek için kan emmek zorundasınız. Özellikle insanların kanını… Yalnız aranızda bazı şerefsizler çıkabilir. Ondan ona AIDS, sıtma ve bilumum hastalık taşıyabilir.  Ama kısa zamanda cezasını bulur. Bu arada kertenkele, kurbağa, yılan gibi sürüngen hayvanlardan kaçın. Çünkü doğanın kanunu olaraktan onlar da sizi avlayacaklardır. Şimdi dağılabilirsiniz. Yolunuz açık ola aslanlarım! Şey pardon sivrisineklerim.   </p>
<p>O yaratığın son anda neden bu kadar iğrenç bir espri yaptığını anlayamadan oradan uçarak hızla ayrıldım.    Zamanla bu piyasaya alıştım. Bu piyasada kimse kimsenin dostu değildi. Zaten bir gördüğünüzü bir daha tanımıyordunuz. Çünkü hepimiz aynıydık.   Zamanla öğrendim ki en iyi kan çocuklarda. Taze taze… En güzeli B RH pozitif. Artık bu işte usta olmuştum. Hatta bir ara vampirlik unvanı sivrisineklere verilmelidir diye protesto bile edecektim ama nihayetinde ben bir sivrisinektim. Kimse beni dinlemezdi.    Ayrıca durup dururken anarşistlik yapmak olmazdı. Maazallah darbe marbe olur!Ve günler böyle geçip gidiyordu. Herkes sivrisineklerin ışığı sevdiğini zannettiği anda karar değiştirdik. Bu da yeni bir gelişmeydi ama bunda tek başıma değildim. Bu yüzden anarşist olmazdım. Galiba… Ve planımızı uygulamaya başladık. Geceleri yatmadan önce, balkonun kapısını ve ışığını açıp odaların ışığını kapatan insanların evine hücum ediyorduk. Artık karanlığa alışmıştık. Gündüzleri de evde saklanıyorduk. Bizi göremeyecekleri yerlerde… Bazen de onlarla dalga geçerdik. Tam uykuya daldıkları sırada gelip kulaklarına vızıldardık. Karanlıkta bizi göremedikleri için ellerini falan sallarlardı. Onların bu bilinçsiz hareketleri bizi çok güldürürdü.    Tabi her zaman böyle gülmüyorduk. Bu uğurda birçok sivrisinek arkadaşımız canlarını feda ediyordu. Bir gece, dişi bir sivrisinekle tam muhabbeti kurmuştum ki bir insanoğlu çıkageldi. Elindeki havluyla bize vurmaya çalıştı. Ben kıl payı kurtulmuştum ama girl-friend im beyaz tavanda kırmızı bir leke olarak görünüyordu artık. Bunun gibi daha birçok olayla karşılaştım.   </p>
<p>Zamanla daha çok büyüdüm. Ama artık yaşlanmıştım. Karnımı doyurmak için bile birini ısırmaya gitmek zor gelmeye başlamıştı. Böyle bir durumda ben de hayvanların kanını emmek istedim. Ve bir köye yerleştim.    Bir gece bir ineğin kanını emip damdan dışarı çıkarken biraz ileride bir bataklık gördüm. Ve oralarda da çırpınan bir dişi sivrisinek… Onu kurtarmak için olanca gücümle uçtum. Ve onu kenara ittim. Ama kendim kaçamadım. Ve bir kurbağanın biri beni uzun diliyle yalayıp midesine indirdi. İşte hayatım sona ermişti. Ama mutluydum. Çünkü bir kahraman olarak gitmiştim. Ve o sivrisinek beni hayatının sonuna kadar cesur, mert bir sinek olarak hatırlayacaktı. Bundan daha güzel ne olabilirdi ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/bir-sivrisinegin-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>RÜYAMDA..</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ruyamda/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ruyamda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 14:23:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[    Dün gece rüyamda acıklı bir düş gördüm. Korku doluydu, dehşet vericiydi, bir o kadar da komik.  
    Korktum kendimden. Ne kadar korkak, ne kadar kaçak olduğumu fark ettim. Önümde ağır çekimle bana yaklaşan kurşunu görüp son anda fikrimi değiştirip arkadaşımı korumaktan vazgeçip nasıl da izin verdim o kuşunun onun karnına saplanmasına… Üstelik insanlar kaçtığımı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Dün gece rüyamda acıklı bir düş gördüm. Korku doluydu, dehşet vericiydi, bir o kadar da komik.  <span id="more-45"></span></p>
<p>    Korktum kendimden. Ne kadar korkak, ne kadar kaçak olduğumu fark ettim. Önümde ağır çekimle bana yaklaşan kurşunu görüp son anda fikrimi değiştirip arkadaşımı korumaktan vazgeçip nasıl da izin verdim o kuşunun onun karnına saplanmasına… Üstelik insanlar kaçtığımı fark etmesin diye hafifçe çekildim kenara, kurşun ona denk gelecek kadar.   Öldürdüğüm arkadaşımın kafasını kesmesin diye o manyak katil, kollarımın arasına aldım cesedini. Daha soğumamıştı bile… Bir ölüyü bir yağmacıdan kurtarmanın verdiği övünç ve cesaretle gülümsedim hafifçe. Katil yağmacıdan daha mı onurludur? </p>
<p>     Uyandım. Saatime baktım, henüz üç saat olmuştu uyuyalı. Tekrar uyumaya çalıştım. Kalktım bir sigara yaktım ve bu yazıyı yazdım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/ruyamda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TANRI BANA</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tanri-bana/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tanri-bana/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 14:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>livekiller</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[     Tanrı benden çok olgun olmamı bekliyor. Hâlbuki ben küçük şımarık bir çocuk olarak kalmakta kararlıyım. Zor şeyler bana göre değil. Rahatsız olmaktan rahatsızlık duymuyorum. Boyun eğmem diyorum, fakındayım; boyun eğiyorum. Bana ne diyerek geçiştiriyorum.
     Korktum bugüne kadar Tanrı’dan, Tanrı’nın cezalarından. Hala korkuyorum… Korktuğum için en çok ona ağlıyorum, en çok ona haykırıyorum. Beni duyuyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>     Tanrı benden çok olgun olmamı bekliyor. Hâlbuki ben küçük şımarık bir çocuk olarak kalmakta kararlıyım. Zor şeyler bana göre değil. <span id="more-44"></span>Rahatsız olmaktan rahatsızlık duymuyorum. Boyun eğmem diyorum, fakındayım; boyun eğiyorum. Bana ne diyerek geçiştiriyorum.</p>
<p>     Korktum bugüne kadar Tanrı’dan, Tanrı’nın cezalarından. Hala korkuyorum… Korktuğum için en çok ona ağlıyorum, en çok ona haykırıyorum. Beni duyuyor biliyorum. Ama dokunmuyor bana büyümem için. Ben de inat ediyorum, ben küçük şımarık bir kız çocuğuyum. <br />
     Tanrı bana kucak açsa bazen diyorum, yatsam göğsüne, uyusam umarsızca. O beni izlese… Babam olmasa, annem olmasa, kardeşim olmasa, sevgilim olmasa, arkadaşım olmasa, hepsine bedel diyorum.</p>
<p>     Tanrı diyorum, acaba beni seviyor mudur içten içe… Yaptığım bunca şımarıklığa kaşlarını çatsa da, bıyık altından kıs kıs gülüyor mudur? Hulusi Kentmen’den daha babacan olabiliyor mudur? Hulusi Kentmen’i de göğsüne yatırıp uyutmuş mudur? <br />
     Tanrı diyorum, acaba buralarda mıdır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/tanri-bana/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>OKU!</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/oku/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/oku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2007 21:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Ben gözlerini arıyorum gözlerin nerde?
Sende kayboldum,saldın beni dertten derde&#8230;
Bi eylül dedim ömrümü yok saydım,
Ne kırmızı kaldı ne rüzgar,
Herşey darmadağan.
Artık ağlamıyorum kayıplara,
Çünkü kalan yok,
Çünkü herşey kayıp&#8230;
Sen diye bir ben,ben diye bir sen
Yok artık&#8230;
Ya hep vardı,
Ya hiç olmadı&#8230;
Gözlerin de yoktu.
Sen de yoktun&#8230;
Hep kaybolduk biz,
Nerdeyiz, nasıl,niye,nereye?
Herşey boş&#8230;
Sen sen oldun,
Ben sende kayboldum.
Seni aradım ,bulamadım,yok oldum.
Yok ettim ;onu,kendimi ve bizi&#8230;
Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben gözlerini arıyorum gözlerin nerde?</p>
<p>Sende kayboldum,saldın beni dertten derde&#8230;</p>
<p>Bi eylül dedim ömrümü yok saydım,</p>
<p><span id="more-43"></span>Ne kırmızı kaldı ne rüzgar,</p>
<p>Herşey darmadağan.</p>
<p>Artık ağlamıyorum kayıplara,</p>
<p>Çünkü kalan yok,</p>
<p>Çünkü herşey kayıp&#8230;</p>
<p>Sen diye bir ben,ben diye bir sen</p>
<p>Yok artık&#8230;</p>
<p>Ya hep vardı,</p>
<p>Ya hiç olmadı&#8230;</p>
<p>Gözlerin de yoktu.</p>
<p>Sen de yoktun&#8230;</p>
<p>Hep kaybolduk biz,</p>
<p>Nerdeyiz, nasıl,niye,nereye?</p>
<p>Herşey boş&#8230;</p>
<p>Sen sen oldun,</p>
<p>Ben sende kayboldum.</p>
<p>Seni aradım ,bulamadım,yok oldum.</p>
<p>Yok ettim ;onu,kendimi ve bizi&#8230;</p>
<p>Ama sen SEN oldun!</p>
<p>Hala sensin.</p>
<p>Beni unuttun ,orda ,burda ,şurda,</p>
<p>Bi yerlerde ya da heryerlerde</p>
<p>Seni bekleyen bi ben var.</p>
<p>Dön al beni bırakma&#8230;</p>
<p>Artık çok geç&#8230;</p>
<p>Dönsen de boş,kalsan da boş alsan da boş&#8230;</p>
<p>Ben diye bir sen</p>
<p>Sen diye bir ben yok!</p>
<p>Ağlamıyorum artık kayıplara&#8230;</p>
<p>Uğruna ağlanacak bi umut yok!</p>
<p>Çünkü ben yok&#8230;</p>
<p>Ne Eylül,ne Kırmızı,ne rüzgar</p>
<p>Kurumuş gözpınarlarım kaldı senden bana yadigar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/oku/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İmkansızım</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/imkansizim/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/imkansizim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2007 20:43:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Kırmızı benim adım,
Yel oldum estim,
Al al olmuş yanaklarına değdim,soğuk soğuk.
Ellerin morarmış,burnun buz kesmiş&#8230;
Hava soğuk!
BİLİYORUM&#8230;
Ama ben kendimi avutuyorum&#8230;
Diyorum ki;
Birden aklına geldim,ürperdin&#8230;
Benim bu hallerine sebep,soğuk hava masum aslında!
Hayalde olsa sevindim.
Saçma ama bekliyorum!
Sensizliğinde seni yaşıyorum,
Manen seni hiç aldatmıyorum.
Kalbim senin,yüreğim sende&#8230;
Bugün benim doğumgünüm!
Unutmak istiyorum&#8230;
Zaman sensiz akmasın&#8230;
Adına yazdığım şiirler gelsin kulağına&#8230;
Bu gece yeni yaşımdan seni diliyorum.
Nerdesin?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı benim adım,</p>
<p>Yel oldum estim,</p>
<p>Al al olmuş yanaklarına değdim,soğuk soğuk.</p>
<p><span id="more-42"></span>Ellerin morarmış,burnun buz kesmiş&#8230;</p>
<p>Hava soğuk!</p>
<p>BİLİYORUM&#8230;</p>
<p>Ama ben kendimi avutuyorum&#8230;</p>
<p>Diyorum ki;</p>
<p>Birden aklına geldim,ürperdin&#8230;</p>
<p>Benim bu hallerine sebep,soğuk hava masum aslında!</p>
<p>Hayalde olsa sevindim.</p>
<p>Saçma ama bekliyorum!</p>
<p>Sensizliğinde seni yaşıyorum,</p>
<p>Manen seni hiç aldatmıyorum.</p>
<p>Kalbim senin,yüreğim sende&#8230;</p>
<p>Bugün benim doğumgünüm!</p>
<p>Unutmak istiyorum&#8230;</p>
<p>Zaman sensiz akmasın&#8230;</p>
<p>Adına yazdığım şiirler gelsin kulağına&#8230;</p>
<p>Bu gece yeni yaşımdan seni diliyorum.</p>
<p>Nerdesin?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/imkansizim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>RUKİ</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/ruki/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/ruki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2007 20:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Er olmalı insanın sevdiği,
Hiç ummazken savaşa gitmeli,
Her defasında hiç dönmeyecekmiş gibi ,
Büyük bi şevkatle uğurlamalı sevdiği,
Ve kalbindeki derin aşkla.
Her defasında tan ağırıken gelmeli,
Sevdiği&#8230;&#8230;
Ve sevdiği karşılamalı eri,
Hep kaybedecek gibi
Büyük bi coşkuyla ve aşkla.
Gönderenin uğruna endişelenebileceği  bir sevdiği olmalı&#8230;
Ve gidenin ardından endişe edebilecek en özel biri.
Böyle olmalı aşk ,
Dolu dolu yaşanmalı,
Hiç gitmeyecek gibi,
Hep gidip dönmeyecek gibi.
Endişeli, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Er olmalı insanın sevdiği,</p>
<p>Hiç ummazken savaşa gitmeli,</p>
<p>Her defasında hiç dönmeyecekmiş gibi ,</p>
<p><span id="more-41"></span>Büyük bi şevkatle uğurlamalı sevdiği,</p>
<p>Ve kalbindeki derin aşkla.</p>
<p>Her defasında tan ağırıken gelmeli,</p>
<p>Sevdiği&#8230;&#8230;</p>
<p>Ve sevdiği karşılamalı eri,</p>
<p>Hep kaybedecek gibi</p>
<p>Büyük bi coşkuyla ve aşkla.</p>
<p>Gönderenin uğruna endişelenebileceği  bir sevdiği olmalı&#8230;</p>
<p>Ve gidenin ardından endişe edebilecek en özel biri.</p>
<p>Böyle olmalı aşk ,</p>
<p>Dolu dolu yaşanmalı,</p>
<p>Hiç gitmeyecek gibi,</p>
<p>Hep gidip dönmeyecek gibi.</p>
<p>Endişeli, coşkulu ,heyecanlı,aşk gibi&#8230;</p>
<p>Sevmeli,kaybetmeli,bulmalı,bırakmalı,</p>
<p>Ve er her defasında dönmeli tan ağırırken&#8230;</p>
<p>Aşk bazen teğet geçti, bazen sokağıma bile uğramadı&#8230;ÇİRKİNDİ!!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/ruki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurbanken</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kurbanken/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kurbanken/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2007 09:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Kayboldum mihrabında ey sevgili!
Damla damla aktım gözlerinden;
Sel oldum&#8230;
Dar geldi küçücük,çocuk yüreğin,
Sığamadım kalbine,
Mehtabına sığındım&#8230;..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayboldum mihrabında ey sevgili!</p>
<p>Damla damla aktım gözlerinden;</p>
<p>Sel oldum&#8230;<span id="more-40"></span></p>
<p>Dar geldi küçücük,çocuk yüreğin,</p>
<p>Sığamadım kalbine,</p>
<p>Mehtabına sığındım&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/kurbanken/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gönlü güzel  &#8220;SARI&#8221;</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gonlu-guzel-sari/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gonlu-guzel-sari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 15:13:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Ehliyet kursundayız.N&#8217;palım ders sıkıcı ama dinliyoruz ya da dinler gibi yapıyoruz.Vijdanımız rahat etsin maksat.
-Derse gittiniz mi?
-Gittik. (Doğru)
Sınıfta bi maskotumuz var pardon iki.Sarımız doktor hatası yüzünden topal kalmış ,aynı anda 25 kişiyi-hatta50- delirtme potansiyeline sahip dünya tatlısı enteresan bi kişilik.Esmer ise gırtlaktan konuşan çok ama çok coşkun doğu kökenli bi arkadaş&#8230;Offflaya poflaya ders işliyoruz.Kursun alt katında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ehliyet kursundayız.N&#8217;palım ders sıkıcı ama dinliyoruz ya da dinler gibi yapıyoruz.Vijdanımız rahat etsin maksat.<br />
-Derse gittiniz mi?<br />
-Gittik. (Doğru)<span id="more-30"></span><br />
Sınıfta bi maskotumuz var pardon iki.Sarımız doktor hatası yüzünden topal kalmış ,aynı anda 25 kişiyi-hatta50- delirtme potansiyeline sahip dünya tatlısı enteresan bi kişilik.Esmer ise gırtlaktan konuşan çok ama çok coşkun doğu kökenli bi arkadaş&#8230;Offflaya poflaya ders işliyoruz.Kursun alt katında kasap var.Mangal yapmış zatı muhterem.Abi tamam da o kuzunun deriyi bi yüzseydin&#8230;Kurs olarak tam kadro yanmış koyun kukusundan fenalık geçiriyoruz.&#8221;O bağırsaklar mangala konmadan bi kireçli sudan geçer &#8221; inip söylesem beni paylar mı acaba kasap amca? Ama her akşam da bu işkence bizim koyun ne zaman yancak diye çekilmez hele bu sınıfta hiç çekilmez. İnemiyorum tabi yemiyo&#8230;ilk ders bitti şükür ölmedik yaşıyoruz.Test yapıcaz ikinci ders hatta başladık yapıyoruz.Herkez konsantre olmuş -kuzu dumanına rağmen- soru çözüyo.Sınıfta çıt yok.Arkadan bi ses 17 A adana ,18 E edirne 19..C ceyhan &#8230;. Bu kim ya? Sarıymış yapar bunu o ama esmer -yeni daha alışamadı ki- coşuyor birden;<br />
-Yav arkadaşım sen benim kafamı &#8230;. Adamda kafa bırakmadın ya&#8230; Amacın ne senin?<br />
Aman diyoruz sakin sn Esmer .Sakin sakin&#8230;.Test bitti cevapları veriyor hoca :<br />
-1&#8230;.<br />
Hocadan önce sarı;<br />
-1 B bursa hocam:)<br />
Hoca ;<br />
-Hayır mümkün mü? 1 A adana<br />
Bu böyle sürüyor bi süre sonlardayız hocadan önce sarı atlıyor ve genellikle yanlış cevaplar.Dayanamıyor artık ve;<br />
Esmer gayet coşkun gırtlak nağmeleriyle:<br />
-Yav arkadaşım hay ben senin kafamı s&#8230;..n benim yaaaaaaav.<br />
(Upsss! Geçmiş olsun kaçtı bi kere. )<br />
50 ye kadar geliyoruz bir Sarı ,bir Esmer&#8230;&#8230;<br />
Konu:<br />
Arabada silah bulundurma.<br />
Esmer:<br />
-Hocam ruhsatlı iki yıl ,ruhsatsız oniki yıldan başlar&#8230;???<br />
Bakışıyoruz kardeşimle :<br />
-Adam araştırmış .Demek ki neymiş Esmeri trafikte görünce hemen sığınma cebine geçiyoruz güvenliğimizi sağlayana kadar sessiz bekliyoruz.Adam araştırmış:)<br />
Konu: Lastikler&#8230;<br />
Hoca:<br />
-Lastik kuru sürtünmeye dayanıklı,zemin tutuşu sağlam olacak&#8230;..<br />
Sarı:<br />
-Mişel hocam<br />
Hoca :<br />
&#8230;.??!!!!!!! (Hoca da iptal)<br />
Sarı arkadaşımdan gerçek sınavda -bütün soruları sesli cevaplandırma potansiyeli gördüğüm için- şu performansı bekliyorum:<br />
-Trafik hocam 1 c ceyhan, 2 b bursa&#8230;. 50 d denizli.Hocam ilk yardıma geçiyorum 1 a adana&#8230;&#8230;<br />
Sınavdan atılmazsa Sarı ehliyetini alıcak doktor hatasına inat ve bu sefer Bursa trafiğini çılgına çevirecek.<br />
Fomara meydanında lambalarda Sarı yeşil ışığı bekliyor ,yeşil yandı&#8230;Kafasını camdan çıkarmış arkaya doğru bağıran bi sürücü&#8230;Sarı:<br />
-Evet yeşil hocam geçiyoruz arkadaşlar gaz vereyim miiiiii?<br />
Gönlü güzel sınavda bol şans sana :)))</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/gonlu-guzel-sari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YER</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yer/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yer/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 13:31:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Makaleler ve Öyküler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Heryerim de olsan benimsin,
Hiçbiryerim de olsan benimsin.
Her gecende olsam benim,
Hiçbir gecende olsam benim.
Yani her halukarda bizim&#8230;
Düştün gönül evime,
Gönlümdesin,heryerinde.
Sende sevebilsen geceleri,
Her gecen dolsa geceyle, gecemle&#8230;
Ne komik seninle aramdaki tek bağ &#8230;&#8230;. abla:)Aaaaaaa! Unutmadan bi de hava durumları var tabi.Hava durumunu dinliyorum hergün, oralarda üşümiyesin diye.Bulutlardan selam yolluyorum o yerlere gelsinler gecelere&#8230;Yağmur düşse senin şehrine ,ben Bursa&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Heryerim de olsan benimsin,<br />
Hiçbiryerim de olsan benimsin.<br />
Her gecende olsam benim,<br />
Hiçbir gecende olsam benim.<span id="more-29"></span><br />
Yani her halukarda bizim&#8230;<br />
Düştün gönül evime,<br />
Gönlümdesin,heryerinde.<br />
Sende sevebilsen geceleri,<br />
Her gecen dolsa geceyle, gecemle&#8230;</p>
<p>Ne komik seninle aramdaki tek bağ &#8230;&#8230;. abla:)Aaaaaaa! Unutmadan bi de hava durumları var tabi.Hava durumunu dinliyorum hergün, oralarda üşümiyesin diye.Bulutlardan selam yolluyorum o yerlere gelsinler gecelere&#8230;Yağmur düşse senin şehrine ,ben Bursa&#8217;ya kızıyorum &#8220;Niye bıraktın bulutları Amasya&#8217;ya &#8221; diye&#8230;Islanırsa o yerler ,üşürse,hastalanırsa ve ağırırsa yüreği&#8230;Ne yapsın geceler, nasıl ısıtsın , nasıl merhem olsun yüreğine&#8230;Heryer çağırmazsa hergeceyi?</p>
<p>Üşüme oralarda kendine iyi bak.Ben bişey yapamıyorum bizim için dua edip düşünmekten başka seni.Sen koru kendini bebek yüzlü melek çocuk&#8230;Belki bi gün bi yerde yine yollarımız kesişirse,Gece düşer gönlüne&#8230;Gece gelir seninle heryere sen sadece iste &#8230;. MELEK YÜZLÜ BEBEK ÇOCUK,BEBEK YÜZLÜ MELEK ÇOCUK&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalmakalelerveoykuler/yer/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AYDANUÇKA</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aydanucka/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aydanucka/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 13:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Herşey unutulur,herşey biter,
Herkez unutulur,herkez gider&#8230;
Bakınca maziye Eylül geçmiş yüreğimden,benden,
Kırmızı ölmüş!!!
Sen kimsin ki, öyle sağlam bildin yerini,
Sen kimsin ki ,kazırım sandın kalbime bebek yüzünü&#8230;
Kaç gece uyurum sana sandın ,sadece sana?
Ben benden geçmişim ,Eylülümden geçmişim,
Sen kimsin ki, kırabilirim sandın benim melek kalbimi&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herşey unutulur,herşey biter,<br />
Herkez unutulur,herkez gider&#8230;<br />
Bakınca maziye Eylül geçmiş yüreğimden,benden,<br />
Kırmızı ölmüş!!!<span id="more-28"></span><br />
Sen kimsin ki, öyle sağlam bildin yerini,<br />
Sen kimsin ki ,kazırım sandın kalbime bebek yüzünü&#8230;<br />
Kaç gece uyurum sana sandın ,sadece sana?<br />
Ben benden geçmişim ,Eylülümden geçmişim,<br />
Sen kimsin ki, kırabilirim sandın benim melek kalbimi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/aydanucka/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>GECE ve SEN</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-ve-sen/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-ve-sen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 12:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Gece;uzun ,karanlık ,sesiz, soğuk,
Mehtabsız&#8230;&#8221;Gece&#8221;
Oralarda bir yerlerde esir olmuş,
Öyle bizden uzak ve öyle bizden, 
Doğsan geceye mehtap olsan,
Aydınlansa o yerler,
Işıl ışıl zülfüne dökülsem tel tel olup,
Mehtabına sığınsam o yerlerin&#8230;
Ama o yerlerde doğmak varken;
Gece tutunabilir mi aydınlığa?
Tutunsa ,gelse&#8230;
Gelsen&#8230;En derinlere.
Her olandan ya da olmayandan bir parça,
Yüklense gemimize&#8230;Rıhtımdan koparken beraber,
Yeniden yaratsak dünyamızı,
Nuh gibi&#8230;
Sen de&#8230;?
Gece ve Nuh&#8217;un oğlu o yerde. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece;uzun ,karanlık ,sesiz, soğuk,<br />
Mehtabsız&#8230;&#8221;Gece&#8221;<br />
Oralarda bir yerlerde esir olmuş,<br />
Öyle bizden uzak ve öyle bizden, <span id="more-27"></span></p>
<p>Doğsan geceye mehtap olsan,<br />
Aydınlansa o yerler,<br />
Işıl ışıl zülfüne dökülsem tel tel olup,<br />
Mehtabına sığınsam o yerlerin&#8230;<br />
Ama o yerlerde doğmak varken;<br />
Gece tutunabilir mi aydınlığa?<br />
Tutunsa ,gelse&#8230;<br />
Gelsen&#8230;En derinlere.<br />
Her olandan ya da olmayandan bir parça,<br />
Yüklense gemimize&#8230;Rıhtımdan koparken beraber,<br />
Yeniden yaratsak dünyamızı,<br />
Nuh gibi&#8230;<br />
Sen de&#8230;?<br />
Gece ve Nuh&#8217;un oğlu o yerde. BİRLİKTE&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/gece-ve-sen/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dostuma</title>
		<link>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/dostuma/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/dostuma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 10:31:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Orjinal Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Bilmez ki uğruna ne savaşlar verdin?
Ne acılar çektin yokluğunda gecelerce,
Sen ağlarken onsuzluğuna,
O daha çocuktu büyümemişti,
Farkında değildi ne işler açtığının başına.
Derken o da farketti,
Sen tektin,onundun ,ondaydın,onunlaydın&#8230;
Artık mutluluk vaktiydi,
Büyüyecekti,tutup elini yürüyecekti,
İkinize ait o dünyaya doğru.
Ama hataları bırakmadı peşini&#8230;
Yapışıp yakasına kurtaramadan,ayırdılar&#8230;
Gülünden, canından, gülcanından&#8230;.
Artık çok geçti,
Yollar ayrı,yar ayrı,ser ayrı&#8230;
İsyan etsede talihine,
Ya mapustu ya mapus!
Gül soldu,O öldürdü, yürek yandı&#8230;
Gülün kökleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilmez ki uğruna ne savaşlar verdin?<br />
Ne acılar çektin yokluğunda gecelerce,<br />
Sen ağlarken onsuzluğuna,<br />
O daha çocuktu büyümemişti,<span id="more-25"></span><br />
Farkında değildi ne işler açtığının başına.<br />
Derken o da farketti,<br />
Sen tektin,onundun ,ondaydın,onunlaydın&#8230;<br />
Artık mutluluk vaktiydi,<br />
Büyüyecekti,tutup elini yürüyecekti,<br />
İkinize ait o dünyaya doğru.<br />
Ama hataları bırakmadı peşini&#8230;<br />
Yapışıp yakasına kurtaramadan,ayırdılar&#8230;<br />
Gülünden, canından, gülcanından&#8230;.<br />
Artık çok geçti,<br />
Yollar ayrı,yar ayrı,ser ayrı&#8230;<br />
İsyan etsede talihine,<br />
Ya mapustu ya mapus!<br />
Gül soldu,O öldürdü, yürek yandı&#8230;<br />
Gülün kökleri kurudu, toprağı kurudu,<br />
Gözleri öldü,yüreği bölündü binbir derde.<br />
Ama yoktu artık çare,<br />
Yoktu bi günahı ,<br />
Aşktan başka ,sevmekten başka<br />
Hep bir ağızdan mutluluk şarkıları söylediler<br />
Mutlu oldular gül için&#8230;<br />
Ama göremediler,görmek istemediler!<br />
Gülün gözleri ağlıyordu ,<br />
Yitip giden sevdasına için için&#8230;<br />
Ağlama gülüm, ağlama zeytin gözlüm,<br />
Elbet birgün gülmeyi öğreneceksin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/orjinalsiirler/dostuma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>GECE (Kompilimden)</title>
		<link>http://www.felsefik.com/alintisiir/gece/</link>
		<comments>http://www.felsefik.com/alintisiir/gece/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 09:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gece</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Alıntı Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefik.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Gecenin sensiz sessizliğinde
Sesini duymak için bekledim.
Gözlerimi kapatamadım,
Sesini duymadan ölürüm diye… 
Gecelere düşman oldum;
Yalnızlığı bana anlattığı için
Seni senden sakındım
Seni benden sen alır diye…
Geceleri dalıyorum uzaklara
İçimde bir sızı,hafifçe
Soruyorum usulca kendi kendime
Bu meleğin kalbi taştan mı diye
Gece yalnızlığı dokunur sevene
Hele sevip de sevilmezse…
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin sensiz sessizliğinde<br />
Sesini duymak için bekledim.<br />
Gözlerimi kapatamadım,<br />
Sesini duymadan ölürüm diye… <span id="more-24"></span></p>
<p>Gecelere düşman oldum;<br />
Yalnızlığı bana anlattığı için<br />
Seni senden sakındım<br />
Seni benden sen alır diye…</p>
<p>Geceleri dalıyorum uzaklara<br />
İçimde bir sızı,hafifçe<br />
Soruyorum usulca kendi kendime<br />
Bu meleğin kalbi taştan mı diye</p>
<p>Gece yalnızlığı dokunur sevene<br />
Hele sevip de sevilmezse…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefik.com/alintisiir/gece/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
